“Il tempo è galantuomo.” — Zaman centilmendir. Bu İtalyanca deyime bir kitapta denk gelmiştim; Voci nel tempo’yu izler izlemez aklımda beliren ilk şey bu oldu. (Zamanın sonunda her şeyi ortaya çıkaracağını, hakikatin ve anlamın zamana yayıldığını ifade eder.) Yönetmen Franco…devamı“Il tempo è galantuomo.”
— Zaman centilmendir.
Bu İtalyanca deyime bir kitapta denk gelmiştim; Voci nel tempo’yu izler izlemez aklımda beliren ilk şey bu oldu.
(Zamanın sonunda her şeyi ortaya çıkaracağını, hakikatin ve anlamın zamana yayıldığını ifade eder.)
Yönetmen Franco Piavoli’yi tanıdığım bu filmi izlenmekten ziyade, tam anlamıyla yaşanıyor. Her karede akan zamanın sesini, her yüzde bir hayat evresinin izini görüyordum. Sinemanın yalnızca bir anlatı aracı değil, aynı zamanda varlık üzerine düşünebileceğimiz bir felsefi zemin olduğunu hatırlatıyor. Bu film herhangi bir hikâye anlatmıyor; bir biçimi, bir devinimi, bir devri aktarıyor. Zamanı doğrusal bir çizgi değil, dairesel bir oluş olarak kavrayan bu yapıt; bir çocuğun gülüşünden yaşlı bir kadının sessizliğine uzanan yaşam spektrumunu pastoral bir İtalyan köyü üzerinden yeniden kurguluyor.
İlkbahardan kışa, doğumdan ölüme, çocukluktan yaşlılığa uzanan dairesel bir yaşam anlatısı sunuyor; estetik açıdan bakıldığında adeta görsel bir şiir.
Rüzgârla dans eden otlar, gölgede dinlenen yaşlılar, gürültüsüz bir nehir gibi akan zaman… İzleyicisini gözlemciden öteye taşıyor — onu bir tanığa dönüştürüyor. Tanıklık ise burada sadece izlemek değil; anlamak, hissetmek ve hatırlamak. Her jenerasyon diğerinin varlığıyla anlam kazanıyor: Çocukların oyunları yaşlıların belleğini uyarıyor; genç âşıkların heyecanı, geçmiş bir hayatın yankısı gibi beliriyor. Film bu geçişleri dramatize etmiyor; tersine, olağanlaştırıyor. Hayatın kendisi gibi: Gürültüsüz ama derin.
Film, zamanla ilgili alışıldık düşünme biçimlerimizi sorguluyor. Olayların ardışıklığı değil, tekrar eden motifler, döngüler, mevsimler... İlkbahar yalnızca bir doğum değil; aynı zamanda bir umut, bir başlangıç metaforu. Kış sadece sonbaharın ardından gelen soğuk bir dönem değil; bedenin yavaşladığı, ruhun içine çekildiği, zamanla barıştığı bir istirahat hali.
Nostaljik değil, çünkü geçmişe saplanıp kalmıyor. Melankolik de değil, çünkü hüznü bile büyük bir zarafetle taşıyor. Daha çok, yaşamın geçiciliğini kabul eden bir dinginlikle izleyiciye bakıyor. Bu filmde hüzün, huzurla kol kola geziyor. Monoton gibi görünen anların içinde gizlenen güzellikler, birlikte geçirilen sessiz zamanlar birer hazineye dönüşüyor.
İzlemek için İtalyanca bilmenize gerek bile yok; çünkü film kelimelerin ötesinde bir yerde duruyor. Anlam, sözcüklerde değil; bir yüz ifadesinde ya da bir sessizlikte gizli. Zaten bazı duyguların bir dili yoktur.
Her yüz bir metindir; her çan sesi, zamana düşen bir işarettir. Burada diyalog, sembolik bir gereklilikten öteye geçmiyor — çünkü yönetmen, insanın varoluşunun en sahici anlatımının kelimeler değil, ses, ışık ve harekette saklı olduğunu biliyor.
Özellikle değinmek isterim ki, Piavoli’nin kamerası, insanın doğa içindeki devinimini belgeleyen bir göz değil; onunla birlikte nefes alan, yaşlanan, bekleyen bir varlık gibi davranıyor.
Filmde sadece insan yaşamı değil, doğa da bir karakter olarak var. Mevsimlerle birlikte değişen bitki örtüsü, ışığın tonu, rüzgârın hızı bile bize bir şeyler söylüyor. Sanki insanın yaşam döngüsüyle doğanın döngüsü paralel ilerliyor. Her şey geçici ama aynı zamanda her şey sonsuzun bir parçası gibi.
Bir sinema deneyimi olmanın ötesinde, yaşamı yavaşlatan, fark ettiren, hatırlatan bir şiir. Zaman kapsülü değil yalnızca; zamanın ta kendisi. Onunla birlikte geçmişin, bugünün ve geleceğin aynı anda var olabileceğini fark ediyorsunuz. Daha yazılması, üzerine düşünülmesi gereken çok noktası var; ancak buraya kadar yazmanın şimdilik yeterli olduğunu düşünüyorum.
Son olarak, bana bu filmi öneren arkadaşım Badu’ya gerçekten çok teşekkür ederim.
Hiçbir önerisinin kötü çıkma ihtimali bile yok yani aksine, her yeni öneri beni şaşırtacak derecede düşündürüyor: Nasıl daha güzel olabilir ki? diye.
Yani gerçekten — kahretsin, ne kadar doğru seçimler.