"Zulmeder, kötülük eder, insanı aşağılar, hak yer, insanı öldürür, yalan söyler, tüm kötülükler ona mahsustur. Dünyaya gelmiş hiçbir yaratık insan kadar biribirine ve de dünyadaki öteki yaratıklara kötülük düşünemez ve de iyilik. Dünya yoktu, hiçbir şey yoktu, hava, su yoktu,…devamı"Zulmeder, kötülük eder, insanı aşağılar, hak yer, insanı öldürür, yalan söyler, tüm kötülükler ona mahsustur. Dünyaya gelmiş hiçbir yaratık insan kadar biribirine ve de dünyadaki öteki yaratıklara kötülük düşünemez ve de iyilik. Dünya yoktu, hiçbir şey yoktu, hava, su yoktu, boşluk bile yoktu, der Kel Aşık... Hiçbir şey yoktu, el kadar bir ışık parçası vardı bütün evrende. Bütün evreni şavkıyla dolduran. El kadar ışık o kadar keskin bir ışıktı ki hiçbir göz ona bakamazdı, bakacak göz de yoktu ki, kör olurdu. İşte bu ışık insandı. İşte bu ışık insanlıktı. Her insanın içinde bu ışık yanar. İnsanoğlu bu bir tutam ışıktan halkolunmadır. Allah önce Ademi çamurdan insan suretinde yaptı, sonra içine bu ışığı soktu."
(Sayfa 273)
Yıllara yaydığım büyük üçleme "Dağın Öte Yüzü"nü bitirmiş bulunmaktayım. Yaşar Kemal gibi bir yazara sahip olduğumuz için gurur duyuyorum. Müthiş bir kalem, müthiş bir metin.
Anavarza'da bulunan Yalak köylülerinin 13 aylık yaşam mücadelesi anlatılıyor. Hemen hemen her insanın kusuru olduğunu bu kitapla fark ettim. En iyi olanın bile bir kusuru var. İşte bu köy birbirinden farklı, çocuk yaşlı, erkek kadın demeden hepsinin ayrı kusurlarını anlatıyor, daha doğrusu Yaşar Kemal kalemiyle, gözünüzde büyük bir ahenkle canlanıyor.
Serinin ilk kitabı "Ortadirek"te pamuğa çıkması gereken köylünün, çukurovaya inişi anlatılır. Bu süreç o kadar meşakkatlidir ki durumu iyi olmayan aileler rezil olur. Özellikle "Meryemce" ve "Koca Halil" karakterleri bu bağlamda iyi birer örnek. Açıkçası ikisi de rezil insanlar..
Her ne kadar sevmiş olsam da, ilk kitap diğer Yaşar Kemal eserlerine göre fazla eleştirdiğimi fark ettim. Belki de çok fazla tekrar olmasından dolayıdır.
Serinin ikinci kitabı "Yer Demir Gök Bakır" ise gördüğüm en iyi devam romanlarından biri oldu. Muazzamdı... Köylülerin Pamuk sonrası yaşadıkları sorunlar ön plana çıkıyor. Kış gelmiş, her yer kar, her yer soğuk, her yer derdinde boğulmuş insan dolu ve bunların içinde bir ermiş doğuyor.
Yaşar Kemal köylülerin analizini öyle bir yapmış o karakterle yatıp o karakterle kalkıyorsunuz. Ve güzel bir diğer tarafı da geçmiş dönemde (özellikle 40-70 arası) köy halkının ne kadar cehalet dolu olduğunu müthiş örneklerle fark ediyorsunuz.
Son kitap "Ölmez Otu" ise bir seriye yakışabilecek en iyi sonucu sahip (ufak kusurlarına rağmen).
Köylü bahar sonuyla birlikte tekrar Çukurova'ya (pamuğa) inecektir. Ama Ali karakteri özelinde çoğu sorunlar tekrar belirecek ve önceki kitapta yer alan ermiş, ermişin büyüsü, ermişin yüceliği, müthiş bir gerçeklik ile son bulacaktır.
İnce memedi okumadan bu üçlemeyi okumak pek doğru olmadı ama yine de pişman değilim. Yaşar Kemal'e olan sevgim kat ve kat daha arttı. Müthiş bir gözlemci, müthiş bir kalem.. Bu kadar güçlü tasvirleri olan yazarlara hayranım. Bir köyün aşağı yukarı bir yılda yaşadığı olayları üç kitaba sığdırmış, dolu dolu üç roman. Açgözlülüğün, merhametsizliğin, doyumsuzluğun, vurdumduymazlığın ve kibrin bu kadar büyük acılara sebep olacağını tahmin etmemiştim.
Genel olarak toplumsal sorunların yarattığı bireysel sorunlar hiç bu kadar düşündürten seviye de olmamıştı -en azından benim için.
Ölmeden önce okunması gereken bir üçleme..
Sıralamam şu şekilde;
2>3>1