Selamlar... Raf arkadaşımla izlediğim bir diziyle karşınızdayım. Öncelikle söylemek istiyorum ki dizi içimizden geçti resmen. Dizi Kore tarihinde olan bir savaş zamanını anlatan bir kurguya dayanıyor. Savaş zamanı hem sarayı hem de halkın yaşadığı zorlukları anlatıyor. Daha çok halkın yaşadığı…devamıSelamlar... Raf arkadaşımla izlediğim bir diziyle karşınızdayım. Öncelikle söylemek istiyorum ki dizi içimizden geçti resmen.
Dizi Kore tarihinde olan bir savaş zamanını anlatan bir kurguya dayanıyor. Savaş zamanı hem sarayı hem de halkın yaşadığı zorlukları anlatıyor. Daha çok halkın yaşadığı zorluklara değiniyor, sarayı nispeten az görüyoruz. Ama her şeyden çok derin bir aşk hikayesi.
Savaş başlamadan birbirinden etkilenmeye başlayan başrollerin savaş sırasında yollarının ayrılması sonucu aşklarının iniş çıkışlı halleri ve savaş sonrası yaşananlarla yavaş yavaş gelişen ama büyük derinliğe sahip aşklarını izlemek dizinin en zevkli kısmıydı. İzlerken tek bir şikayetim oldu. O da bu iniş çıkışlı hallerinin bir yerde tekrara düşmesi ve bunun yorucu hale gelmesiydi. Artık daha fazla üzücü şeyler olamaz dedikçe sürekli başlarına bir şeyler geldi. Duygusal yoğunluğu çok yüksek olan bir diziydi. Bir yandan da aşk ve gurur adı bu diziye daha çok uyardı gibi hissediyorum. Gururlarına yenilip verdikleri kararlar o kadar kızdırdı ki beni artık şu gururunu bir kenara bırak diye yalvardım karaktere.
Saray ve kral dizideki diğer bir can sıkıcı noktaydı. Krala bol bol sövdüm izlerken. Kral ne kadar sinir bozucuysa veliahtı o kadar iyi bir karakterdi. Veliahtın da saf olduğu noktalar vardı ama günün sonunda yaptığı her şeyi halkın iyiliği için yaptı. Bu yüzden veliaht prensin gönlümdeki yeri ayrı.
Ve gelelim başrol erkek karaktere yani Janghyeon karakterine. Janghyeon başta evlilik karşıtı biri olarak çıktı karşımıza. Her gittiği yerde başka bir kızın gönlünü çalan ama evliliğin tutkuyu bitirdiğine inandığı için asla birine bağlanmayan biri olarak gördük ilk başlarda onu. Çok başarılı bir tüccar ve bilge biriydi. Ama kimse ilk tanışmalarında ondan haz etmiyordu ve aptal biri olduğunu savunuyorlardı. Günün sonunda en doğru şeyleri hep o söyledi. Bu yüzden çok gezen mi daha çok şey bilir çok okuyan mı sorusu bu diziye uygun bir soruydu diye düşünüyorum. Janghyeon gezen kısmındaydı ama herkes okuyanın daha çok şey bileceğini düşündüğü için kimse ona itibar etmiyordu. Daha çok dikkate alınan biri olmasını isterdim şahsen. Ülkesine değil halka bağlı bir adamdı. Kalbimde büyük bir yer edinmeyi başardı.
Ve kadın başrolümüz Gilchae. Onun karakter gelişimini izlemek çok keyifliydi. Bir yandan da acı verici tarafları vardı tabi. İlk bölümlerdeki Gilchae ve son bölümlerdeki Gilchae o kadar farklıydı ki. Resmen dizi boyunca karakteri yerine oturdu. Bazı temel şeyleri aynı kaldı tabi ama çok iyi bir karakter gelişim hikayesiydi Gilchae.
Gilchae ve Janghyeon ise birbirini tamamlayan, bazı yönlerden farklı gibi görünseler de aslında aynı olan, benzer şekillerde düşünen ve güçlü olan iki karakterdi. Onların arasındaki aşk dillere destan olacak türdendi. İkisi de türlü zorluklara rağmen duygularını yavaş yavaş geliştirdiler ve sonunda kırılamaz bir aşka sahip oldular. Dizideki ennn güzel şey onlardı. Spoilerlı başlamış olsam da her saniyesi izlemeye değdi. Duygusal boşluğa sürüklediler beni resmen. İyi ki bu diziyi izledim ve onların aşkının bir şahidi oldum.
Eğer sizin de bu dizi listenizdeyse ona bir şans verin ve izleyin. Siz de başrollerin aşkına aşık olacaksınız eminim ki. Sadece peçetelerinizi de yanınıza almayı unutmayın. İzlemek isteyenlere şimdiden iyi seyirler dilerim.