Bugün yazı makinesi Ahmet Mithat Efendi'nin bir eseriyle geldim. Kitabı bitireli uzun sayılabilecek bir zaman oldu, ama iş güç, başka şeyler derken ancak bu yazıyı yazmaya vakit bulabildim. Tanzimat döneminde verilen çoğu eser gibi doğu-batı sentezlemesi yapan eser, bunu iki…devamıBugün yazı makinesi Ahmet Mithat Efendi'nin bir eseriyle geldim. Kitabı bitireli uzun sayılabilecek bir zaman oldu, ama iş güç, başka şeyler derken ancak bu yazıyı yazmaya vakit bulabildim.
Tanzimat döneminde verilen çoğu eser gibi doğu-batı sentezlemesi yapan eser, bunu iki karakter üzerinden yapıyor: Felatun Bey ve Rakım Efendi.
İlk olarak Felatun Bey'i ele almak isterim. Felatun Bey, alafranga adetlerle büyümüş, Batılılaşmayı gezmek, tozmak, eğlenmek sanan, kültürel açıdan kendini pek geliştirememiş bir gençtir. Osmanlı'daki aydınları temsil eder. Fakat Batılılaşmayı yanlış anlayan sözde aydınları... Dönemimizin sosyal medya fenomenleri işte. İyi giyinip çok para harcayıp birkaç güzel kızla takılınca adam oldum sananlardan.
Sıra geldi Rakım Efendi'ye. Bu arada şu bilgiyi de vermek isterim: Kitaptaki olay genel anlamda Rakım Efendi üzerinden ilerliyor. Felatun Bey, bazı zamanlar hikâyeye dahil oluyor, entrikalar falan oluyor, öyle işte. Neyse, Rakım Efendi'den bahsedelim. Tam anlamıyla Felatun Bey'in zıttı bir karakter. Ne geleneklerinden tamamıyla uzaklaşmış, ne de Batı'nın adetlerini tamamen reddetmiş. Kültürlü, bilgili, iyi Fransızca konuşan, örnek bir genç. İdeal Osmanlı aydını.
Ahmet Mithat kitapta Rakım Efendi'ye övgülere boğarken, Felatun Bey'i de taşlayacak fırsatları kaçırmıyor. Fakat bu taşlamayı sert bir şekilde yapmak yerine eğlenceli bir üslup ile yapıyor.
Üslup demişken, kitabın dilinden ve anlatımından bahsetmemek olmaz. Eser yalın bir dile sahip. Dili ağır olmadığı için akıcı bir okuma sağlıyor. Tabii yer yer yazarın doğrudan okuyucuya hitap etmesi, sorular sorması ya da okuyucu soruyormuşçasına cevap vermesi hikâyeyi bölse de, bu tarz anlatımları sevenler için eğlenceli bir okuma oluşturmuş. Ben yazarın benimle konuşmasını sevdim. İçimden geçen sorulara doğrudan bana — yani bir okuyucuya — hitap ederek cevap vermesi farklı ve eğlenceli bir tarzdı.
Şimdi de kadın temsili açısından kitabın en dikkat çeken karakterine değinmek istiyorum: Canan. Canan karakteri bence Ahmet Mithat Efendi'nin kadınlara olan bakış açısının dışavurumu. Canan, Rakım Efendi tarafından — fiyattan çok emin değilim — 200 liraya satın alınan bir cariye. Cariyenin ne olduğunu da bilirsiniz herhalde. Fakat kendini gelişime kapatmamış, hem zeki hem de öğrenmeye açık bir genç kız. Sadece güzel değil, aynı zamanda çok da akıllı. Piyano eğitimi alıyor, dil öğreniyor, okuyor, ediyor... Rakım'ın aklındaki ideal kadın profilini oluşturuyor Canan. Rakım ne kadar örnek bir erkekse, Canan da o kadar örnek bir kadın. Ahmet Mithat Efendi, Canan karakteriyle kadınların eğitim almasının önemini vurgulamış.
Kitaptaki aşk meselelerine gelmek isterim. Çünkü kitapta erkek karakterlerinin kadınlarla kurduğu ilişki de çok önemli bir yer tutuyor. Felatun Bey, kadınlarla hep yüzeysel birliktelikler kuruyor. Aşkı oyuncak sanıyor, kadınları parasıyla etkileyebileceğini düşünüyor. Bu hoppalığı ve savurganlığı, sadece alemde kötü bir izlenim bırakmasını sağlamıyor, aynı zamanda her seferinde onun başını belaya sokuyor. En sonunda tüm malını mülkünü bir kadına yedirip ortada dımdızlak kalıyor.
Rakım Efendi ise kitaptaki kadınların hayalindeki ideal erkeği oluşturuyor. Onun her kadına boncuk dağıtmaması, züppe olmaması daha da ideal hâle getiriyor. Felatun'la eğlenilir, Rakım'la evlenilir kısacası. Rakım gönlünü Canan'a kaptırıyor, Jan da Rakım'a.
Jan'ın Rakım'a duyduğu sevda sebebiyle yataklara düşmesi beni birazcık üzmüş olabilir okurken. Allah kimseyi böyle bir sevdaya düşürmesin. Acaba kitaplarda mı abartılıyor? Yoksa gerçekten yataklara düşüp ölüme yaklaşacak kadar sevenler var mıdır? İntihardan söz etmiyorum. İstemsizce yemeden içmeden kesilen, bu sebepten ötürü hasta olan, dermanı kalmayan...
Eser sadece birbirine zıt iki adamı ele almıyor. Okuyucuyla sohbet ediyor, doğu-batı karşılaştırması yapıyor, yanlış Batılılaşan insanları eleştiriyor, kültürlü olmanın önemini vurguluyor, aşkın yüceliğini gösteriyor.
Ahmet Mithat, satır aralarında sorduğu sorularla yazara hangi karakteri daha çok sevdiğinden ziyade hangi karaktere benzediğini sorgulatıyor. Peki ya siz kimsiniz? 'Hayat bu kadar ciddiye alınmaz.' diye düşünen eğlence düşkünü Felatun Bey mi? Yoksa eğlenceyi dozunda yaşayan, kendini her alanda geliştirmeye çabalayan, kültürlü ve bilgili olmaya birçok şeyden daha fazla önem veren Rakım Efendi mi?