Beklentiyle başladığım ve beklentimi neredeyse hiç karşılamayan bir kitapla karşınızdayım. Sorun eserde mi yoksa benim kişisel gelişim kitaplarını içselleştirememem mi bilmiyorum ama tatmin olmadım efendim. Elbet bazı katıldığım noktalar var, oralara değineceğim ve diğer eleştirdiğim kısımları söyleyeceğim. Yani fazlaca kitaptaki…devamıBeklentiyle başladığım ve beklentimi neredeyse hiç karşılamayan bir kitapla karşınızdayım. Sorun eserde mi yoksa benim kişisel gelişim kitaplarını içselleştirememem mi bilmiyorum ama tatmin olmadım efendim.
Elbet bazı katıldığım noktalar var, oralara değineceğim ve diğer eleştirdiğim kısımları söyleyeceğim. Yani fazlaca kitaptaki uygulamalardan bahsedeceğim o yüzden SPOİLER hassasiyeti olan arkadaşların dikkatli olması gereken bir gönderidir.
.
.
Kitabın temel önerisi, iç sesin zararlı hale geldiği durumlarda ona bilinçli olarak müdahale etmek. Kross, bu sesi üçüncü tekil şahıstan konuşarak dönüştürmenin, geçmiş deneyimleri yeniden çerçevelemenin ya da dikkat odağını genişletmenin çözüm olabileceğini söylüyor. Ancak kitabın sunduğu bu tekniklerin çoğu, oldukça yüzeysel deneylere veya soyut kavramsallaştırmalara dayandırılmış.
Mesela sahne korkusuyla başa çıkmak için kendimize 3.kişiyle hitap ederek “Nyc bunu yapabilir” demenin etkili olduğu iddiası gibi örneklerde, yöntemin kalıcılığı ya da farklı kişiler üzerindeki değişkenliği sorgulanmadan kesin bir fayda sunuluyor. Fakat sahne korkusu kişinin geçmiş yaşantısına, kişisel olarak anksiyete derecesine ve toplum önünde bir konuşma ile geçmiş deneyimi olup olmamasına kadar değişkenlik gösteren bir olay. Bu deneyde ise "Kendisine 'Sam, bunu yapabilirsin' gibi 3. kişiyle hitap eden gruptakilerin daha az streslendikleri ve işi güzel yönettikleri, diğerlerinin ise stresle baş etmede çok zorlandıkları görünüyor." tarzında ifadesi bana göre absürt bir genelleme.
Çünkü bu durum dediğim gibi sadece tek bir hitapla değişecek bir şey değil. Böyle örnekler çok, ki çoğu da bu şekilde denek olan insanların öznelliği hesaba katılmadan yapılan uygulamalar. Ve bunlar da kitabın bilimsel görünmeye çalışırken basitleştirici bir dil kurmasına neden olmuşlar şahsen.
Kitabın en zayıf halkalarından biri, kişisel deneyimin çok boyutluluğunu ihmal etmesi. “Ebeveynlik zaten zordur, herkes zorlanıyor”, "Ah evet onu çoğu insan yaşamıştır" gibi ifadeleri karşı tarafın iç sesini olumlu yönde bastırmak ve yönetmek için kullanmayı öneriyor. Ben buna fazlasıyla karşıyım çünkü karşı tarafa olan bu yaklaşım o kişide "Benim yaşadıklarım küçümseniyor ve kâle alınmıyor" hissiyatına sebep olup daha fazla iç sese maruz kalmasına sebep olabilir.
Kross’un bu tür genellemeleri, okura evrensel bir rahatlama sağlamayı amaçlasa da, çoğu zaman acının özgünlüğünü yok sayıyor. Oysa psikolojik yük, başkalarının da aynı şeyi yaşayıp yaşamadığından çok, bireyin onu nasıl deneyimlediğiyle ilgilidir. Kitap, bu farklılıkları fark edebilecek bir derinliğe çoğu zaman ulaşamıyor.
Geveze, iyileşmeyi genellikle zihinsel kontrolle ilişkilendiriyor. İç sesini dizginlersen, daha güçlü bir benlik kurarsın fikri üzerinden ilerliyor. Oysa gerçek hayat, bu kadar doğrudan ve net ilerlemiyor maalesef. İç konuşmalar kimi zaman sadece düşünsel bir dağınıklık değil, aynı zamanda geçmiş yaşantıların, ilişkisel travmaların ve kimliğin parçalarının birer göstergesi olabilir. Dolayısıyla yalnızca ‘dilsel bir teknik’ ile bu yükü hafifletmeye çalışmak, hem etkisiz kalabilir hem de okuru geçici bir kontrol yanılsamasına sürükleyebilir. Zaten bu noktadaki aşırı basitliği beni bunalttı. (Çünkü bu uygulamaların 'anlık işinizi görebilir' sonucuna değinmeden sanki kesin ve sürekli bir etkisi olurmuş gibi davranıyor)
Tabi hakkını da verelim, Geveze; zihninde karmaşayla karşılaşan birine başlangıç seviyesinde araçlar sunabilir. Ki bunlar teorik ifadeler olmadığı ve yalın bir şekilde popüler psikoloji çevresinde okuyucuya aktarıldığı için sıkmayan ve akıcılığı sağlanmış bir okuma deneyimidir. Gösterdiği yöntemleri hayatına uygulayarak faydasını görenler de var. Siz neden görmeyesiniz?
Benim katıldığım bir düşüncesi de şudur "Birine acınızı anlattığınızda iyi hissetmezsiniz, aksine tekrar hatırlatıldığı için huzursuz olursunuz" (cümle alıntı değil ama dediği şey bu)
Evet çünkü acı paylaştıkça azalmıyor, en azından ben hiç bu yüzden daha iyi hissettiğimi hatırlamıyorum.
Ayrıca kişinin kendisine 3. kişi olarak hitap etmesi veya dışardan bir gözle bakması elbet işe yarayabilecek şeyler. Kişinin daha nesnel şekilde durum değerlendirmesi yapmasını sağlıyor. Hoşuma gitmeyen kısım bu 'varsayımları' deneyle kanıtlanmış gösterip böyle yaparsanız işe yarar genellemesi üzerine fazla durması. (Bu arada deneyler gerçekten var, yapılmış şeyler, ama bu deneylerin yapılma şekli sağlam değil. Bana göre sağlam olmayan bu örnekleri kitaba kanıt olarak koymaksa işi daha çok batırıyor)
Başta da dediğim gibi, bilimsel görüneyim derken bu açıdan bakan biri için daha fazla şüphe barındıran yüzeysel bir esere dönüyor.
Fazla yersiz bir eleştiri yumağına mı girdim bilmiyorum, kitabı bitirdiğimde beni hiç tatmin etmeyen aksine elde var sıfır psikolojisine girdiğim bir deneyim oldu. İç sese müdahale için okuması kolay bir eser istiyorsanız size hitap edebilir, bana etmedi ama sonuçta edenler var.
Velhasılı kelam, böyleyken böyle 🤗
(Sandığımdan uzun oldu, sory 🐣)