İyi bayramlar, yine bir kurban bayramında her zamanki gibi kurbanın kesimini arabanın içinden bekliyorum. Şu anda boğaların sesini ve bileylenen bıçakların sesini duyabiliyorum. Bileylenen bıçakların sesi sanki kuzu melemeleri gibi geliyor. Ne kadar çok üzülürsem hazreti İbrahimin oğlunu kurban etmesi…devamıİyi bayramlar, yine bir kurban bayramında her zamanki gibi kurbanın kesimini arabanın içinden bekliyorum. Şu anda boğaların sesini ve bileylenen bıçakların sesini duyabiliyorum. Bileylenen bıçakların sesi sanki kuzu melemeleri gibi geliyor. Ne kadar çok üzülürsem hazreti İbrahimin oğlunu kurban etmesi olayı o kadar anlamlı geliyor. Hani derlerya biz yaşamadan önce bize sormuşlar ve biz yaşamayı seçmişiz sanki bana biz hiç bilmeden seçmişiz gibi geliyor. Bir keresinde bir kurbanda yalnız almıştık. Yalnız girdiğimiz için hayvan yaşını ancak doldurmuştu ve kesen kasap bile tedirgin olup kesmeden önce hayvanın dişlerine bakmıştı. O gün o kasap 70-80 hayvanı tek günde kesti ve en küçüklerden birisi olduğu içinde bizimki en son ikinci kesilen olmuştu. O gün babama niye ortaklı girmedin diye kızmış ve o günden sonra birkaç gün boyunca odama kapanıp yeme içmeden kesmiştim kendimi ancak bana deli muamelisi yapıp yemem içmem için yalvardıklarında tekrar yemeye içmeye başlamıştım. Babam anladı ve sustu, annem yalvardı. Babamın ne demek istediğimi anladığını anladım çünkü sustu ve bende onun ne demek istediğini anladım. Herşeye bir cevap vermektense konuşmamanında bir cevap olduğunu anlamalıyız. Şu ana kadar tek derdim kurbanda kesilen hayvanın yaşı oldu, islami değerlere göre belirlenen sınırı küçük görüyorum ancak adı üstünde sınır. Babamdan benim küsmem üzerine bundan sonra hep ortaklı girdi. Burada kendi yaşamımı sorgularken, hiç hayvanın yaşamını sorgulamadım. Belki hayvanda hayattan bezmiştir diyorumda, bizim o vakit yaşı yeni girmiş hayvan gözleri bağlıda olsa çok korkmuştu. Kesilme vakti geldiğinde en çok o mücadele etmişti. Vakti zamanında bizim köy tüm ilde bilinen zenginliği ile bilinen çok meşhur bir köy imiş. Zenginliği hayvancılıktan kaynaklıymış. Yaklaşık 80 kişinin yaşadığı köyde 40 bin küçük baş hayvanımız varmış. Şimdi ise kimileri fabrikatör kimisinin kendi özel hastanesi, kiminin hanı vardı. Zamanında yatsanı, batan bir yün halı fabrikası kurmuşlar. Acaba diyorum neden bu kadar fazla küçükbaş hayvan vardı ve kim bakıyordu. Anlıyorum ki zenginliğin bile nasip olması için bazı insanların hiç anlayamayacağı sebepler var. Fark ederseniz paradan daha değerli şeylerin olduğunun bilincinde olan insanlar zengin olur. Zengin olmaya özenipte fakir olduğunu düşünenler sebepler için çalışmaktansa çene çalmayı ve lakırtı yapmaya vakit harcar. Sebebi olmayan ve sadece lakırtı yapan her zaman fakir olacak. Bu hayatta hiçbir zaman yaşı küçük hayvan kesecek kadar fakir olmasam bana yeter. Fakir vicdansız/Allahsız olduğu için fakirdir. Her yıl endişelenmem gereken tek şey bu yılda bu kurbanı kesemeye yetecek kadar kazanabilecek miyim? Forbese çıkan multi-milyarderler varya onların bazıları o kadar fakirki o para onlara yetmiyor yani multi-fakir, fakirinde fakiri bazılarıda var ki gerçektende iyi insan ki insanlara imkanlar sağlayabilmek için zengin. Düşünüyorum herhalde bu hayatta multi-fakir olmaktan zor birşey yok. Multi-zengin insanlar sırf kendi dertleri değil, başkalarının dertlerinede dertlendikleri için sorunlara çözümler buluyor. Adalet böyle tecelli eder. Fakirler kötü, multi-fakirler şeytanın başıdır. Öncelikle insanların sizin için endişelenecekleri kadar iyi insanlar olalım ki içimizden dünya zenginleri çıkabilsin, hergün zaten başka bir şeytanı görmekten sıkıldım artık insanlar için endişelenmek bile mümkün değil arada iyi insanlarda görüyorum. Bu haber ve medya beni o kadar çok bayıyor ki insandan nefret ettirmek için var olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden izlemiyorum. Her neyse tek düşünmeniz gereken İbrahimin İsmaili kurban edişi olmalı hem baba hemde oğul olarak çünkü bize can verende babaydı. Belkide ben sadece yaşayamayacak kadar safımdır.