Elinize aldığınız gibi bitirebileceğiniz, fakat sonrasında kendini içinde geçen sözler üzerine düşünürken bulacağınız Franz Kafka kitabıyla geldim; Aforizmalar. Öncelikle kitaptan söz etmeden önce aforizma nedir ona bir bakalım. Anladığım ve bildiğim kadarıyla açıklayacağım bu kelimeyi; ''Az konuş, öz konuş.'' Yani…devamıElinize aldığınız gibi bitirebileceğiniz, fakat sonrasında kendini içinde geçen sözler üzerine düşünürken bulacağınız Franz Kafka kitabıyla geldim; Aforizmalar.
Öncelikle kitaptan söz etmeden önce aforizma nedir ona bir bakalım. Anladığım ve bildiğim kadarıyla açıklayacağım bu kelimeyi; ''Az konuş, öz konuş.'' Yani aforizma az sözle derin anlamlar yaratmak anlamına gelir. Franz Kafka'da bu eserinde düşüncelerini dışavurmuş, az konuşup öz yazmıştır.
Cümlelerinin bazılarının anlamları çok açıkken, bazı sözlerini çözmek için Kafka'yı iyi tanımak, içindeki derin anlamı iyice kavramak gerekir.
Daha önce Kafka okuyanlar ya da Kafka'yı tanıyanlar bilir; onun çektiği yalnızlık sancısını, varoluşsal acıları. Eh, böylesine bir eserde de bunları görüp hissetmemek mümkün müdür sizce? Kitaptaki sözler Tanrı'yı, cenneti, iyiliği ve kötülüğü, ahlakı, erdemi, yalnızlığı, varoluşu anlatır. Her sözün altında derin bir anlam yatar. Kimi açık, kim kapalı...
Sevdiğim birkaç aforizma hakkında konuşup yazıma son vermek isterim.
‘‘Kirli bir camdan bakıp, her şeyi herkesi kirli sanıyorsunuz.’’
Aklıma şu hikâyeyi getirdi bu söz. Kadının biri bir gün evinin penceresinden karşı apartmana doğru bakmış, kocasına karşıdaki kadının ne kadar pis olduğunu, lekeleri buradan bile görebildiğini anlatmış. Bu böyle birkaç gün devam etmiş. Yine bir sabah kadın uyanmış, pencerenin önüne gitmiş ve tertemiz görmüş. ''Aaa bak bugün temizlemiş.'' demiş kocasına. Kocası da gülümseyerek ''Hayatım ben erkenden kalkıp camlarımızı güzelce sildim." diye cevap vermiş. Yani kıssadan hisse şudur ki; kendi camınızı silmeden başkalarının lekelerini görmeye çalışmayın. Bakış açısını değiştirmeyip dünyaya at gözlüğüyle bakan, penceresini silmeyen herkes dünyayı kirli görmeye mahkumdur.
‘‘Benim yalnızlığım insanlarla dolu.’’
İçinde 'aha ben!' diyebileceğim bir söz varsa o da budur. Kalabalıklar içinde yalnız olmak, yalnız hissetmek. Çevremde çok insan var, ama kendimi yalnız hissediyorum. Yalnızlığıma çok insan doldurdum...
‘‘İki çeşit şeytan vardır: rütbesi alınmış melek, atanarak terfi etmiş insan..’’
Kitaptaki en güzel aforizmalardan biri. İnsan okuyunca memleketin halini, atanmış şeytanları düşünüp bir iç çekiyor. Günümüz Türkiyesini özetleyen bir aforizma aslında. Her konu nasıl siyasete geliyor, demeyin. Gelmeli, nokta. Acaba şeytan, şeytanlığa terfi etmiş insanlara bakıp ders alıyor mudur? Veyahut ''yav bunlar varken benim işim ne?'' diyor mudur?
Kitapta kendinizi bulabileceğiniz, üzerine uzun uzun düşünebileceğiniz bazen buruk bir gülümseme atacağınız, bazen de hüzünleneceğiniz bir çok söz bulabilirsiniz. İsterseniz başucu kitabı yapın, isterseniz bir çırpıda okuyup sonra üzerine düşünün. Her şekilde okuması tat veren bir eser.