Rosetta Taşı geçmişte silinen yüzlerce lehçe kimi farsça kimi latince demotik yazı, hiyeroglifler, antik yunanca fransa'nın taşı rosetta başlıca korkma Napolyon Mısır'dan korkma savaştan kandan Kekiğin Mısır'ın kumlarına döküldü kekiğin tarih dolu kumlara gömüldü biliyor musun Napolyon, fransa senden sonra…devamıRosetta Taşı
geçmişte silinen yüzlerce lehçe
kimi farsça kimi latince
demotik yazı, hiyeroglifler, antik yunanca
fransa'nın taşı rosetta başlıca
korkma Napolyon Mısır'dan
korkma savaştan kandan
Kekiğin Mısır'ın kumlarına döküldü
kekiğin tarih dolu kumlara gömüldü
biliyor musun Napolyon,
fransa senden sonra çok bozdu
nasıl en kilit taşsa piyon
senin piyonun kayboldu
dön Mısır'a korkma Napolyon
seraplardan ayıkla kekikleri
sustur dikkat dağıtan keklikleri
samanlıkta ara kekikleri
korktuğun Mısır'da ara
Napolyon biliyor musun benle konuşabilmen için sarhoş olman gerek
ayıkken bulamıyorsun çöllerde kekikleri
ıskalıyorsun geveze keklikleri
beni bulabilmen için kafayı bulman gerek
ıslak derine kekik ekmen gerek
kekikle uçman gerek
hatırlıyor musun bir gün uçuyordun
nerdeyse osmanlıya subay oluyordun
o zamandan beri aynasızlara hain derim
o zamandan beri kekiklere Türkçü derim
o zamandan beri kekik tarlasında kavruldu narin derim
Napolyon kekik için Mısır'a döndü derim
zaten zamanında liman liman dolaşanlar
türk lokumu için birbirini vururlar
lokum da kekikti zaten
lokum yiyip kafayı bulurlar
sen Fransa'dan uzakta kekik tarlaları gördün
kendini tarlaların 6 kat dibine gömdün
her katını meşelerden tenekelerden ördün
ne yazık, ayıktın dolayısıyla kördün
görebilmen için kanına karışmam lazım
ayık olmak için sarhoş olman lazım
hatırlıyor musun tavşanlardan kaçmıştın
tavşanları kılıcınla sağa sola saçmıştın
tavşanlara aslında kalbini açmıştın
ben o tavşanım
kalbini kekik almak için satmıştım
Napolyon,
alpleri geçişini resmetmek istiyorum
alplere kekikler ekmek istiyorum
şapkanın altındaki tavşanın olmak istiyorum
Napolyon, beni bulmanı istiyorum.
hatırlıyor musun Papa vardı törende
sen takmıştın tacı kendine
tacı bana takmıştın
tanrılar eğilmişti önümde
sen bana tapmıştın
hatırlıyor musun haritayı kurşun kalemle çizmiştin
hepsini yeni baştan dizayn etmiştin
52 boğazı birden boğazıma dizmiştin
asyayla avrupayı gülüşümde birleştirmiştin
gel öyleyse davetkar konstantinopolisime
biraz boya biraz kekik koy mor valizine
başlatma şimdi aktarmasına vizesine
koy kekikleri pilotun buzlu viskisine
Napolyon biliyor musun burda bir tilki var
tilkinin bir sahibi var
sahibinin bir gülü var
gülünün her şeyi var
onların evi yıldızlar
onların kalbi gezegenler aylar
çöllerde fark etmeden geçiyor aylar
fark etmeden yer değiştiriyor kumlar
Napolyon, gelme kaybolursun
gelme sarhoşluğumda boğulursun
ayıkken sarhoşum sarhoşken ayık
koca fransada yetiştiremedin mi biraz şakayık
biliyorsun en sevdiğim çiçek kokusu biraz bayık
aramızda tek kelime engel var: ayık
cidden biraz arsenik miydi sebebin
hani çok makuldu kekik taşıyan valizin
hani kaybolacaktı bilincin
hani var ya Mısır'dan gidişin
kekikleri tarihi kumlara serpişin
hani telafi edecektin Napolyon
biraz arsenik miydi cidden sebebin
ikimiz de aynı beceriye sahibiz hayatta
ben devrimi yaratıyorum kanda şarapta
sense Fransa'da kanlı sokakta
şimdi ölü bedenin ateşten tahtta
günle gece birbirini kovalamakta
Napolyon biliyor musun senle muhatap olabilmek için kan gerek
kekik gerek
biraz votka
biraz şarap gerek
gerek savaşlar gerek bürokrasi
bana yıldızlar gerek vahşet gerek
Mısır'a geri dönmen gerek
Kekiğe hayat olman gerek
korkma Napolyon
biraz kekik biraz kimyon
bul beni Napolyon
miray nisa bostan
Rosetta Taşı: bu taş, M.Ö. 196 yılında hazırlanmış bir kral bildirisi içeriyordu. ancak asıl mucize, 1799 yılında Napolyon’un Mısır seferi sırasında keşfedilmesiyle başladı. Fransız askerleri, Nil Nehri yakınlarında, Rosetta kasabasında bu taşı buldular.
o zamana dek Mısır’ın kadim yazısı hiyeroglifler unutulmuş, anlamı çözülememişti. Rosetta Taşında, aynı metin üç farklı dilde yazılmıştı: antik yunanca, demotik yazı, hiyeroglif. Bilim insanları Yunanca’yı okuyabiliyordu ve bu sayede yıllarca gizemli kalan hiyerogliflerin kapısı aralanmaya başladı.
Bu taş, kaybolan bir medeniyetin sesini günümüze taşıdı; geçmişle bugün arasında köprü oldu. İnsanlık tarihindeki en önemli keşiflerden biri olarak anılır çünkü dili çözmek, Mısır’ın binlerce yıllık sırlarına ulaşmak demektir.
az bilinen metaforlar:
Napolyon'un tavşanlardan kaçması: bir av partisi düzenlemek adına 3000 tane evcil tavşanı ormana salan askerler gözden büyük bir noktayı kaçırmıştı: tavşanlar evcil! evcil tavşanlar hayatta kalma içgüdüsüne sahip olmadığından ötürü kendisine saldıran Napolyon ve askerlerinden kaçmak yerine üzerlerine doğru koşmuşlardı. Napolyon da doğal olarak tavşanlardan kaçmıştı.
Lokum: Turkish delight ünüyle kıta kıta dolaşan lokum özellikle Fransız ve İngiliz edebiyatında bağımlılık yapıcı madde olarak tanımlanırdı:
"C.S. Lewis’in The Lion, The Witch and the Wardrobe (Aslan, Cadı ve Dolap) adlı kitabında,
Kötü Kraliçe, çocuk karakter Edmund’u kendine bağlamak için "Turkish Delight" verir.
Ve bu lokum, bağımlılık yaratır.
Edmund kendi ailesine ihanet eder.
Lokumun büyüsü geçince pişman olur."
Şimdi gelelim gerçek kısıma:
Afyon (opium), Osmanlı’da hem ilaç hem de keyif verici madde olarak kullanılırdı. bazı karışımlar macun, şerbet, hatta şekerleme formunda hazırlanırdı. bu tarz yiyeceklerin içine bazen az miktarda afyon ya da sakinleştirici bitkiler eklenirdi (örn. haşhaş). şu ana kadar “lokum” diye satılan şeylerde afyon kullanıldığına dair direkt bir belge yok, ama halk arasında "afyon lokumu", "esrarlı macun", "mest eden tatlı" gibi söylenceler çokça vardır.
Napolyon'un anıtı: Napolyon 1821’de öldü, Saint Helena Adası’na gömüldü. ama sonra bedeni Fransa’ya getirildi, görkemli bir anıt mezara kondu. bu nedenle "ateşten taht" hem onun ölümden sonraki ihtişamı, hem de ölümsüzleşen iktidarı niteliğinde bir söylemdir.
Napolyon'a komplo: Napolyon’un saç tellerinde yıllar sonra arsenik izine rastlandı. bazıları zehirlendiğini, bazıları ise ortamın doğal arsenikli olduğunu söyledi.
Napolyon'un tabutu: Napolyon’un naaşı altı farklı katman içinde gömüldü:
1. İç tabut: Teneke — mumyalama kokusunu ve vücudu korumak için.
2. İkinci tabut: Mahogany (maun ağacı) — dayanıklılık ve sembolik değer.
3. Üçüncü tabut: Kurşun — ağırlık, mühürleme, çürümeden koruma.
4. Dördüncü tabut: Yine mahogany — iç güzelliğe dış güç katmak gibi.
5. Beşinci tabut: Abanoz ağacı (ebony) — asil ve nadir.
6. Altıncı tabut (dış): Taş lahit (sarkofaj) — kırmızı porfir taşından yapılmış, devasa ve görkemli.
Napolyon’un altı kat tabutla gömülmesi demek;
Vücudunun çürümemesi için çabalanması,
Görkemin ölümden bile üstün kılınması,
Ve aslında: kendi ölümsüzlüğünü sahnelemesi demekti.
O altı kat tabut, bir anlamda onun "ölümden sonraki imparatorluğu" oldu.
umarım daha anlamlı hale gelmiştir :)