"Şeffaflık insanı camlaştırır. Şiddeti de buradadır. Sınırsız özgürlük ve iletişim topyekûn kontrol ve gözetime dönüşüyor. Sosyal medya da giderek toplumsallığı disiplin altına alan ve sömüren dijital panoptikonlara benziyor daha çok." (Sayfa 12) Güney Kore asıllı Alman filozof Byung Chul Han'ın,…devamı"Şeffaflık insanı camlaştırır. Şiddeti de buradadır. Sınırsız özgürlük ve iletişim topyekûn kontrol ve gözetime dönüşüyor. Sosyal medya da giderek toplumsallığı disiplin altına alan ve sömüren dijital panoptikonlara benziyor daha çok."
(Sayfa 12)
Güney Kore asıllı Alman filozof Byung Chul Han'ın, metis yayınlarından çıkmış eseri. Direkt düşündürten bir kitap olduğunu belirtmeliyim. İçerisinde çok fazla konu var. Bölüm olarak; olumluluk toplumu, teşhircilik toplumu, porno toplumu ve işfa toplumu gibi, günümüz dünyasının temel sosyolojik ve felsefik yönünü kurcalayan, üzerine birçok yönden sorgulatan ilginç bir eser. Küçük birkaç eleştirim olmasına rağmen sevdim ben. Keşke bu tür kitapları daha çok okuyabilsek...
Yazar modern toplumun, birey özelinde çok fazla metalaştığını ve bu noktada dispositiv -şeffaflığı en yakın özetleyen terim bu olsa gerek- bir biçimde değişim gösterdiğini; kitapta yer alan farklı toplum türleri özelinde tek tek açıklıyor.
Metis Yayınlarına hayran olmamak elde değil. Ne zaman kurgu dışı bir eser arasam kendileri yayınlamış oluyor. Buradan kendilerine teşekkürlerimi iletiyorum.
Hoşuma giden ve düşündürten birkaç alıntı;
"Aşk, tüketim ve rahatlık formülü haline gelecek şekilde evcilleştirilip olumlulaştırılmıştır."
(Sayfa 20)
"Siyaset stratejik eylemdir."
(Sayfa 21)
"Şeffaflık kendi başına olumludur. Mevcut siyasi-ekonomik sistemi kökten sorgulayabilecek olumsuzluğu içermez. Sistemin dışındakine kördür. Sadece mevcut olanı onaylar ve optimize eder. Bu nedenle de şeffaflık toplumu siyasalsonrası ile birlikte varolur. Sadece siyasetten arındırılmış alan tümüyle şeffaftir. Referansı olmayan siyaset yozlaşarak referandum halini alır."
(Sayfa 23)
"Porno sadece aşkı (Eros) değil cinselliği (Sex) de yok eder. Pornografik teşhir cinsel hazda yabancılaşmaya yol açar. Hazzı yaşamayı imkânsız hale getirir. Cinsellik dişinin haz gösterisi ve erkeğin performans sergileyişi şeklinde dağılıp gider. Sergilenen, gösterime sunulan haz, haz değildir. Sergilenme, teşhir edilme mecburiyeti bizzat bedenin yabancılaşmasına yol açar. Beden, optimize edilmesi gereken bir sergi nesnesi şeklinde şeyleşir. Bu bedenin içinde ikamet etmek mümkün değildir. Onu sergilemek, böylece de sömürmek gerekir. Sergileme sömürmedir. Sergileme mecburiyeti bizzat ikamet etmeyi ortadan kaldırır. Dünyanın kendisi bir sergi salonu haline gelmişse ikamet etmek mümkün olmaktan çıkmıştır. İkamet etmek yerini ilgi sermayesini artırmaya yarayan reklam yapmaya bırakır. İkamet etmek kökeninde “huzurlu olmak, huzura kavuşmak, huzur içinde kalmak" anlamına gelir. Sürekli teşhir etme ve performans gösterme zorlaması bu huzuru tehdit eder. Heideggerci anlamında şey de tümüyle ortadan kaybolur. Şey, sadece kült değeriyle dolu olduğu için sergilenmeye gelmez."
(Sayfa 28)
"Hayali ve anlatısal yan yollarla izin vermeyen dolaysız zevk pornografiktir. Medyadaki resimlerin aşırı gerçek netliği ve belirginliği de hayal gücünü felce uğratır ve boğar."
(Sayfa 32)
"Barthes pornografik fotoğrafları da tekdüze fotoğraflardan sayar. Pürüzsüz, şeffaf ve herhangi bir kırılma, belirsizlik içermeyen fotoğraflardır bunlar. Halbuki erotik olanı belirleyen, çatlaklar ve içsel kırılmışlıktır. Erotik olan ne pürüzsüz ne de şeffaftır. Erotik fotoğraf "bozulmuş, çatlak" bir görüntüdür. Pornografik görüntüler her şeyi dışa döndürür, ortaya serer. Pornografinin içselliği, gizliliği, esrarı yoktur: "İçinde, ışık altında, tek bir mücevherin sergilendiği vitrin gibi tek bir şeyin sergilenmesiyle ilgilenir: cinselliğin; onu kısmen örtecek, erteleyecek ya da ilgiyi başka yöne çekecek ikinci, münasebetsiz bir şeye asla yer yoktur." Hiçbir şeyi örtmeyen, gizlemeyen, her şeyi bakışa açık kılan şeffaflık müstehcendir. Günümüzde medyadaki bütün resimler az çok pornografiktir. Lütufkârlıklarından ötürü punctum'dan, semiyotik yeğinlikten tamamen yoksundurlar. Bu resimler bize dokunabilecek, bizi yaralayabilecek hiçbir şeye sahip değildir. Olsa olsa like/beğendim nesnesi olabilirler."
(Sayfa 43)
"Sosyal medya ve kişiselleştirilmiş arama motorları internette dişarısının ortadan kaldırılmış olduğu mutlak bir yakın alan oluşturur. Burada insan yalnızca kendisi ve kendisi gibi olanlarla karşılaşır. Değişimi mümkün kılacak hiçbir olumsuzluk yoktur artık. Bu dijital mahalle insana sadece hoşuna gideceği kesimlerini sunar dünyanın. Böylelikle de kamusal alanı, kamusal ve hatta eleştirel bilinci ortadan kaldırarak dünyayı özelleştirir. İnternet mahrem bir alana, rahatlık ortamına dönüşür. Her türlü uzaklıktan arınmış yakınlık da şeffaflığın dışavurum biçimlerinden biridir."
(Sayfa 54)
"Narsisizm insanın kendisiyle mesafesiz teklifsizliğinin, yani kendine mesafenin yokluğunun ifadesidir. ++
++ Sennett,"narsisist, tecrübe kazanma peşinde değildir, bir şeyi yaşamak ister - karşısına çıkan her şeyde kendisini yaşamak. Bu yüzden de her karşılaşmaya, her ortama burun kıvırır..." der ve "günümüz toplumu içsel ifade süreçlerini psikolojik olarak örgütlediği ve kendi bireysel sınırları dışında anlamlı bir toplumsal etkileşim anlayışını yok ettiği" için de narsistik bozuklukların arttığını söyler. Teklifsizlik toplumu, insanın kendinden uzaklaşmasını, kendini kaybetmesini sağlayan ayinsel, törensel işaretleri ortadan kaldırır. Tecrübe başkasıyla karşılaşmaktır. Yaşantıdaysa insan her yerde kendisiyle karşılaşır. Narsistik özne kendini sınırlayamaz. Varlığının sınırları bulanıklaşır. Bu yüzden de kalıcı bir kendilik imgesi oluşamaz. Narsistik özne kendisiyle o denli kaynaşmıştır ki kendisiyle oynaması mümkün değildir. Depresyona düşen narsisist sınırsız kendine-teklifsizliğinde boğulur. Narsisisti kendinden uzaklaştıran bir boşluk, bir namevcudiyet yoktur."
(Sayfa 55-56)
"Günümüzün kontrol toplumu özel bir panoptik yapıya sahiptir. Bentham'ın panoptikonundaki yalıtılmış mahkûmların aksine günümüz panoptikonunun sakinleri birbirleriyle yoğun bir şekilde iletişimde bulunur ve ağlar kurarlar. Şeffaflığı garantileyen yalıtılmışlığın getirdiği yalnızlık değil hiper-iletişimdir. Dijital panoptikonun kendine has yanı, kuruluşunda ve sürdürülmesinde sakinlerinin soyunma ve kendilerini teşhir etme yoluyla aktif olarak yer almalarıdır. Kendilerini panoptik pazarda sergilerler. Pornografik kendini teşhir ve panoptik kontrol arasında keskin bir sınır yoktur. Teşhircilik ve voyörizm dijital panoptikon niteliğindeki interneti besler. Kontrol toplumu, öznesi dış bir zorlama sonucu değil kendi ihtiyacı nedeniyle soyunduğunda, özel ve mahrem alanını yitirme korkusu bunları utanmazca teşhir etme ihtiyacına yenik düştüğünde mükemmelliğe ulaşır."
(Sayfa 68)