Youtube'ta felsefeden tarihe, ilişkilerden hayatı yaşama biçimlerine kadar tespitler yapan takip ettiğim üretici sahiplerinin erkek olduğu bazı kanallar oluyor. Bakıyorsun, bu insan hayatı gerçekten sorguluyor. İnciğine cıncığına kadar sorguladıktan sonra karar veriyor bir şeyi kabul etmek için.Ki ben de keyifle…devamıYoutube'ta felsefeden tarihe, ilişkilerden hayatı yaşama biçimlerine kadar tespitler yapan takip ettiğim üretici sahiplerinin erkek olduğu bazı kanallar oluyor. Bakıyorsun, bu insan hayatı gerçekten sorguluyor. İnciğine cıncığına kadar sorguladıktan sonra karar veriyor bir şeyi kabul etmek için.Ki ben de keyifle videoları izliyorum, farklı görüşlerde olmak da iyi olabiliyor.Ama gel gör ki, bir gün geliyor, kadınlar hakkındaki yorumlarını görüyorum. Şok geçiriyorum.Yok efendim kadınlar pek de akıllı değildir, kadınlar tabiatları gereği ev işinde iyidir, kadınların milyonda biri ancak pilotluk yapabilir ama işte erkeklerden biri salak bile kabul edilse çoğu bu işi yapabilir. Kadınlar, tarihte hiçbir şey yapmamışlar, eee hani nerdeler,biz niye başarılarını göremiyoruz? Zaten kadınlarla erkeklerin beyni bambaşka canım, iki apayrı insan. Veya bazı beğendiğim akademisyenler oluyor,bakıyorum yanındaki tarihçi kadını sürekli bir ezme çabası içerisinde. Bunu yalnızca iki üç kez yaşamadım, aralıklarla defalarca gördüm. Bunları görünce aşırı derecede soğuyup izlemeyi bırakıyorum bu kanalları.
En başta kadın ile erkek beyninin birbirinden bambaşka olduğunu salt kabul eden insanlar var. Hani anlayamıyorum ne tür bir bilgi ile bu "mutlak bilgiye" ulaşmışlar? Buna dair neredeyse hiçbir bilgimiz yok. Kadın ve erkeklerin toplumsal rolleri farklı diye insanlar sanıyor ki, kadınlar güzelliğe aşırı düşkün, asla dinle, felsefeyle ilgilenemez, asla erkeklerin yaptığı işleri yapamaz. Veya işte erkekler doğuştan korkusuz, ellerinden gelmeyen dışarıda olan bir iş yok,aşırı dışa dönuktürler, duygusuzdurlar,asla ev işi yapamazlar. Kendilerine bakmaktan acizdirler, kadınlara o yüzden ihtiyaç duyarlar.Bu toplumsal kabulleri de beyin farklılığına yoruyorlar müthiş derinlikli gözlemleriyle. Diğer yandan buna karşı çıkıldığında " Eeeee, kadınların şuan bir sürü hakkı var, isteseler mühendiste olabilirler,işçi de olabilirler ama bakkkkk neredeyse hiçbiri bunu yapmıyor, çoğunun filmlere, kitaplara ilgisi yokkkk." Kadınlara şuan da kalıpsal haklar verilmiş olması, onların üzerindeki toplumsal normları değiştirmiş değil. Bugün hala dünyanın pekçok yerinde kadının toplum gözünde en büyük değeri güzelliğidir, uysallığıdır. Kadınlar arasında da yarışa neden olan en büyük alan güzelliktir. Kadınların çok küçük bir azınlığı dışında da kadınlar halen bu güzellik rollerine, bu karakter özelliklerine sahip olmaları için yetiştiriliyor.Sayısız yüzyıla kıyasla henüz sadece bir asırdır, kadınlar insan yerine koyulmaya başlanmışken kadınların aniden tüm akademilerde tüm siyasi yerlerde tüm iş dallarında görülmesi gerektiğini söylemek ne kadar doğrudur?
Bu kafadaki insanlara sorsanız bir kadın dönerci olamaz,işçi olamaz, esnaf olamaz, ticaret yapamaz. Çünkü tabiatında yoktur onun canım. ( Beni en çok sinir eden izlediğim bu insanların işlerine gelince tüm bu "tabiatı budur." tarzı cümleleri reddederken kadınlara gelince eeee doğaları bu ancak bunu yapabilirler demeleridir. ) Hani bu mesleklerde öyle üstün bir zekaya bile gerek yokken kadınlar sadece ev işlerine layık görülduğünden( Ki böyle düşünenlerde ev işlerini aşırı küçümserler, "aman canım iki bulaşık yıkadın diye ne bu tantana!"derler.) bu işlerde kadınların asla yapamayacağı işler olarak görülür. Ki akademi alanına, eğitim alanına hiç girmiyorum bile.
Tarihte kadınları görmüyoruz gibi leş bir argümanı da şöyle açıklayayım: Tarihte azınlık olsalar bile pek çok bilim insanı, filozof, edebiyatçı vb. kadın görmek mümkündür : Hypatia,Marie Curie,Rosalind Franklin,Ada lovelace,Tu youyou, Virginia Woolf, Simone de Beauvoir, Halide edip adıvar, Şifa Hatun, Ban zhao gibi örnekler verilebilir. Evet kadınların, erkeklere kıyasla tarihte daha az görülmeleri bir gerçektir. Fakat bu gerçeği, dönemin şartlarından ayırıp( Şu anda 1 çocuk yapmak bile lüks olan avrupada bundan yalnızca 150-200 yıl önce her aileye 7-10 kadar çocuk düşüyordu, kadınlara eğitim haklarının verilmesi ise, ki sadece lise eğitimi vb. eğitimlerdi.eğitim kocalara daha iyi karılık yapmak adına veriliyordu,bu zaman dilimi koca tarihte yalnızca 100-200 yıl aralığında bir zaman dilimine sahip.Küçük zengin kesimlerde olan kadınlardan ise elbette ki filozof, bilim insanı, edebiyatçı, tarihçi vb. Kadınlar çıkmıştır.) Kadınların erkeklerden daha az akılı lduğunu iddia etmek, kadınları salaklıkla itham eden erkeklerin veya kadınların kendilerinin ne kadar salak olduğunu, ne kadar bilgisiz cahil olduğunu gösterir. Tabii benim bu düşüncelerine çok üzüldüğüm insanlar tabiri caizse kitap yüklü eşekler oluyorlar.
Demem o ki savaşlardan yeni yeni kurtulduğumuz, Avrupa dahil çoğu hanenin çocuk sayısının 7-10 arasında olmasından henüz son 100-150 yıldır çıkılmış, kadınlara verilen en büyuk mevkinin iyi bir erkeğin karısı olma şerefi kabulünün halen bile devam ettiği dönemimizde kadınların erkeklerden daha az akıllı olup asıl işlerinin evde olduğunu iddia etmek; ya işinize geldiğinizden kabul edeceğiniz ya bilgisiz olduğunuzdan kabul edeceğiniz ya da kitap yüklü bir eşek olduğunuzdan kabul edeceğiniz bir normdur.