Spoiler içeriyor
bu film imdb’de 5.4 almış. bence asla hak ettiği bir puan değil. ama sebebini de anlıyorum: klasik bir zombi filmi diye izleyenler hayal kırıklığına uğramıştır. oysa öyle bir film değil; öyle bir film olma iddiası da yok. jarmusch kendi bildiğimiz…devamıbu film imdb’de 5.4 almış. bence asla hak ettiği bir puan değil. ama sebebini de anlıyorum: klasik bir zombi filmi diye izleyenler hayal kırıklığına uğramıştır. oysa öyle bir film değil; öyle bir film olma iddiası da yok.
jarmusch kendi bildiğimiz dünyasına dönmüş, eski filmlerinden ne varsa içine doldurmuş, araya garip göndermeler serpiştirmiş. absürt bir kapanış filmi gibi. eminim izlemediğim filmlerinden de izler taşıyordur bazı sahneler. ben bildiklerimden bahsedeyim biraz.
önce zombilerden bahsedeyim. filmde 30. dakikaya kadar neredeyse yoklar. sonra bir iki dakikalığına görünüyorlar, sonra yine kasaba gündemine dönüyoruz: kahve, market, cenaze evi, küçük küçük sıkıntılar… zombi istilası bile bu kasabanın temposunu bozamıyor. o monotonluk öyle baskın ki kıyamet bile sıkıcı görünüyor. filmdeki bu absürtlük hoşuma gitti.
zombilerin “coffe…ee” diye dolanması güzel bir detay. sadece kahve değil: “chardonnay”, “wifi” diye sayıklayanlar da var. ölülerle diriler arasında fark kalmamış. yaşarken de bağımlısı olduğumuz şeylere ölü halde bile bağlıyız.
bir de filmde zombiler birini yakaladıklarında uzun uzun yiyor. bir ısırıkla dönme olayı yok. acele yok. o eski çabuk bulaşan, hop diye zombi olunan filmlerden değil. bu hali de hoşuma gitti.
açık bir nosferatu göndermesi var. tilda swinton’ın karakteri zelda zaten komple nosferatu: yürüyüşü, bakışı, solukluğu, yabancılığı… finalde uzay gemisine binip gitmesiyle tamamlanıyor. ayrıca koleksiyoncu çocuğun tişörtünde de nosferatu var.
filmin başlarında kısa bir mantar sahnesi var. only lovers left alive’da eve arka bahçede mantar görüp “burada olmamalıydınız. tuhaf.” diyordu. aynı replik burada da geçiyor. jarmusch için mantar doğada bir terslik, bir bozulma simgesiymiş. yakın bir zamanda only lovers left alive’ı tekrar izlediğim için repliğin birebir tekrarlandığını gördüm. küçük ama anlamlı bir sahneydi benim için. ayrıca only lovers left alive’da adam, insanlara “zombi” diye hitap ediyordu; son filminde de bir şeylere bağımlı zombilere yer vermesi ironik.
adam driver’ın polis karakterinin ismi peterson. paterson filminde de adam driver başroldeydi, adı paterson’dı. şimdi peterson olmuş. fark edince gülmeden edemedim.
onun dışında ghost dog’dan da müzik çalıyor. hem de rza cameo yapıyor, wu-ps tişörtüyle ortada dolanıyor. ayrıca zelda’nın samuray gibi kılıç kullanması da bana ghost dog’u hatırlattı.
çok kopuk kopuk düşüncelerden oluşan bir gönderi oldu… özetleyecek olursam ben sevdim. evet, filmdeki absürt mizah bir yerden sonra kendini tekrar ediyor ama filmin daha kısa olmasını istemezdim herhalde. ormandaki abi de ne ayaktı çözemedim. saçma bir filmdi ama tuhaf bir albenisi de var. sonuna kadar sıkılmadan izledim. eğlenceliydi bence. jarmusch’un birkaç filmini izledikten sonra izlenilirse daha çok keyif alınır diye düşünüyorum. neyse ,kapanışı filmdeki absürt bir diyalogla yapayım.
+başından beri, durmadan bu işin sonu kötü bitecek deyip duruyorsun. bundan nasıl bu kadar emin olabildin? başından beri her şeyi nasıl bilebildin?
-biliyorum çünkü senaryoyu okudum.
+sen… senaryoyu mu okudun? tüm senaryoyu mu?
-evet. jim bana tüm senaryoyu verdi.
+bana sadece bizim sahneleri verdi. senaryonun tamamını hiç görmedim. o adam için yaptığım onca şeyden sonra… tam bir yavşak.