"Ne kadar uğraştım Neler yapmadım ki onun Ruhunu dünyaya getirmek ve Bu unsurlara bir isim, bir birlik vermek için! Su gibi güzel, güneş gibi güzel İsmi yok, meskeni yok Ne kadar uğraştım ruhunu ayırmak ve Ona bir isim, bir varlık…devamı"Ne kadar uğraştım
Neler yapmadım ki onun
Ruhunu dünyaya getirmek ve
Bu unsurlara bir isim, bir birlik vermek için!
Su gibi güzel, güneş gibi güzel
İsmi yok, meskeni yok
Ne kadar uğraştım ruhunu ayırmak ve Ona bir isim, bir varlık verebilmek için!
Elbet bağlısın sen de sınırların var Doğmamış unsurlarla iç içesin Ben bir akışı, bir gölgeyi sevmişim
Yalvarırım hayata gel artık
Yalvarırım "ben" demeyi öğren
Senden söz açtığımda:
Bir parça değil, bir bütünsün
Bir kısım değil, bir varlıksın"
(Sayfa 20-21)
Yaşamış en önemli şairlerden biri olarak kabul edilen Ezra Pound'un 1916 yılında yayımladığı ve garip bir şekilde bizde ilk kez 2021 yılında türkçeye çevrilen şiir eseri.
Öncelikle kısa ama okunması kolay bir şair değilmiş. Geçtiğimiz günlerde W. B. Yeats'ı okuduğumda kendisinin de adı geçti ve artık okumanın zamanı geldi dedim.
Direkt söyleyeyim Yeats çok daha iyi bir şair ancak bir kitaba göre söylüyorum bunu. Tabi ikilinin farklı yönlerini farklı açıdan ele almak lazım. Yeats her ne kadar romantik türünde ağırlık göstermiş daha sonra da modernizm etkisiyle realizme kaymış olsa da şiirlerindeki estetik biçim aşağı yukarı aynıydı. Ancak Pound öyle değilmiş. Gördüğüm en geniş bilgiye sahip şair bile olabilir... Örnek vermek gerekirse antik yunan şairlerinden tutun, Çin edebiyatının 12-13. yüzyıl şairlerine kadar çok fazla şairi okumuş ve onların stillerini kendi şiirlerine taşımış. Bu yönüyle çokca saygı duydum.
Çalkantılı hayatından dolayı sürekli olarak farklı kültürleri görmüş. 24-25 yaşlarında İngiltere taşınmış ve olgunluk çağında önce kısa süreliğine Fransa ardından ölümüne kadar İtalya'da kalmış ancak şöyle bir durum var. Kendisi İtalya'da yaşadığı sırada faşizmi desteklemiş, bu yönünü baya eleştiriyorum. Böylesine zeki bir şairin faşizmi olumlaması korkunç. Zaten belasını da bulmuş. Abd hükümeti kendisini ikinci dünya savaşı sonrası tutuklamış. Hatta akıl hastanesine bile koymuşlar. Netice itibariyle edebiyata olan katkılarından dolayı serbest kalmış ve İtalya'da ölmüş..
Benim için ilginç bir deneyim oldu. Genel olarak şiirleri kısa ancak göndermeler ve metaforlarla dolu. Bu noktada çevirmen Elyesa Koytak'ı tebrik ederim. Hemen hemen her şiir hakkında (kitabın arka bölümünde) bilgi vermiş. Genel olarak ketebe yayınlarının şiir koleksiyonunu sevmeye başladım. Bu kitabı şimdiye kadar kimsenin çevirmemiş olması şaşırtıcı. Yayınevine teşekkür ediyorum.