M. Night Shyamalan’ın found-footage tarzındaki bu deneysel filmi, ilk bakışta "klasik korku filmi" gibi dursa da aslında çok daha karmaşık ve... tuhaf. Hatta öyle tuhaf ki, bazı sahnelerde "ne izliyorum ben" hissiyle gülmekten yerlere yatarken, bazı yerlerde gerçekten rahatsızlık hissi…devamıM. Night Shyamalan’ın found-footage tarzındaki bu deneysel filmi, ilk bakışta "klasik korku filmi" gibi dursa da aslında çok daha karmaşık ve... tuhaf. Hatta öyle tuhaf ki, bazı sahnelerde "ne izliyorum ben" hissiyle gülmekten yerlere yatarken, bazı yerlerde gerçekten rahatsızlık hissi bastırıyor. Peki film iyi mi? Ehh... tartışılır. Ama kesinlikle sıradan değil.
Filmin en büyük açmazı daha ilk dakikada beliriyor: Çocuklar, hayatlarında hiç görmedikleri büyükanneleri ve dedeleriyle bir hafta geçirmeye gönderiliyor. Fotoğrafları bile yok ellerinde. Mantıksız mı? Evet. Ama annenin geçmişe dair her şeyi silip atmak istemesi, ellerinde fotoğraf kalmaması ihtimalini akla getiriyor. "Peki, hadi yuttuk" diyoruz.
Ergenlik patlaması yaşayan iki kardeşin enerjisi filme rengini veriyor. Tyler (Ed Oxenbould), sahneleri resmen sömürüyor. Komedi, rap, duygusallık, iğrenme… ne ararsan var. Film onun üstüne kurulu desek yeridir. Sansa Stark’a benzeyen ablası Becca da abla soğukkanlılığı ile dengeyi sağlıyor; özellikle kardeşi videoya çekerken gösterdiği performanslar oyunculuk dersi gibi.
Komedi mi Korku mu? Haydi İkisi Birden
Yaşlı çift ilk andan itibaren “freak” sinyalleri veriyor. Özellikle büyükannenin performansı: Bir sahnede çıplak duvar tırmalıyor, bir sahnede saklambaç oynarken yerlerde sürünüyor, bir sahnede yırtık etekten poposunu gösteriyor… Korku ile kahkaha arasında sürekli bir gelgit yaşatıyor izleyiciyi. Tyler’ın "Becca kör oldum!" repliği ve "ellerini arkada birleştirip koşan nine taklidi" sahneleri sinema tarihine girebilir.
Sürpriz mi? Aslında Değil. Ama Keyifli.
Yaşlıların aslında gerçek dede ve nine olmadığını film ortasında az çok anlıyorsun. İletişimsizlik, garip davranışlar, akıl hastanesinden söz edilmesi… Yine de olayın gerçeğiyle yüzleştiğimiz anın çarpıcılığı etkileyici. Gen (Netflix dizisi) etkisi var. Film bu noktadan sonra klasik Shyamalan finaline koşuyor ama son 20 dakikada işler fena kararıyor.
Filmin sonuna dek müzik kullanılmaması çok şık bir tercih. Her şey daha gerçekçi geliyor. Ama o müzik girdi mi, gerilim patlıyor. Güçlü ve “ayakta kalan” çocuklar birden savunmasızlaşıyor. Son çatışma sahneleri ise sarsıcı. Yine de keşke çocukların eli kana bulanmasaydı. Dede ve nineyi anneleri ya da polis alt edebilirdi. Özellikle Tyler’ın finaldeki “kanlı çözümü”, karakter gelişimi açısından tamamlayıcı ama etik olarak tartışmaya açık.
Kaka bezi sahnesi: Hem iğrenç hem de zekice. Tyler’ın travmasını yenen “maç donakalma” sahnesinin tersine çevrilerek intikam alınması: çok iyi yazılmış. Shakira, Katy Perry göndermeleri ve filmin finalindeki rap performansı: Şaheser!
Sonuç, Korku gibi başlayan ama yer yer aile dramı, yer yer kara mizaha kayan bu film; tür olarak melez ama karakter olarak özgün. Absürt ama zeki. Korkutmaktan çok eğlendiren ama finalde yumruğu da çakan bir yapım.
Puanım: 6.8/10 – Sırf Tyler’ın performansı ve sonundaki rap şarkısı için izlenir.