"Son zamanlarda dünyayla tek bağlantım, şu bilinmeyen pencere, bana hep aynı müzikle karşılık veren. Kim bu? Nasıl biri? Bir sabah onu bulmaya çıkmıştım. Ama sonra bir daha düşündüm. Belki de bilmemek ve hayal etmek daha iyidir." "Neden anne, hiçbir şey…devamı"Son zamanlarda dünyayla tek bağlantım, şu bilinmeyen pencere, bana hep aynı müzikle karşılık veren. Kim bu? Nasıl biri? Bir sabah onu bulmaya çıkmıştım. Ama sonra bir daha düşündüm. Belki de bilmemek ve hayal etmek daha iyidir."
"Neden anne, hiçbir şey beklendiği gibi olmadı? Neden hayatımı sürgündeymiş gibi geçirdim? Neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duydum evin içinde? Neden? Söyle bana anne, insan neden bilmez nasıl seveceğini?''
"Neden çaresizce çürümek zorundayız... Acı ve arzularla ikiye bölünerek?"
"Tek üzüntüm bu mu? Yoksa hiçbir şeyi tamamlayamamış olmam mı? Planlarım öylece kaldı. Kelimeler oraya buraya dağıldı."
"Gülümsediğini görüyorum ama üzgünsün.''
"-Yarın ne kadar sürecek?
-Sonsuzluk ve bir gün kadar."
"Sana elma gönderiyorum, çürüyor
Sana ayva gönderiyorum, kararıyor
Sana beyaz üzüm yolluyorum,
hepsi yolda bozulmuş
Sana göz yaşlarımı yolluyorum."
"Sana deniz kenarından yazıyorum tekrar tekrar. Sana yazıyorum ve seninle konuşuyorum. Sen, sen bugünü hatırladığında, gözden ibaretmişim gibi baktım, elden ibaretmişim gibi dokundum, durup seni bekledim titreyerek.
Bugünü bana hediye et."
"Biliyorum bir gün gideceksin. Gözlerinde uzak rüzgarlar esiyor. Ama bugün, bugünü bana ver, sanki son günmüş gibi."
"Gece seni seyrettim. Uyuyor muydun, yoksa sessizce yatıyor muydun bilmiyorum. Düşünebileceklerin aklıma gelince korktum. Sessizliğini bozduğumu düşündüm."
"Uyandığımda, sen hâlâ uyuyordun. Nefes alışını seyrettim. Rüya görüyordun... Alexandre? Beni arıyormuş gibi elinle hafifçe yakaladın. Göz kapakların kıpırdadı, sonra yine uykuya daldın. Gözlerinin arasından bir damla ter yuvarlandı. Yuvarlandı, aktı. Yan tarafta, bebekten ufak bir inilti yükseldi. Kapı gıcırdadı. Bahçeye çıktım ve ağladım. (…) O anın hiç bitmemesini istemiştim! Uçmasını engellemek için bir kelebeği iğnelemek ister gibi! (…) Denize karşı yazıyorum sana, hareketsiz, gözden kaybolmuş. Ev, sıcak süt ve yaş yasemin kokuyor. Sana yazıyorum, seninle konuşuyorum... Böylece kendimi sana yakın hissediyorum, tehdit ediyorum, direniyorsun. Senin yaşamını tehdit ettiğime inanıyor musun, Alexandre? Ama ben âşık bir kadınım sadece. (…) Gece sana baktım. Uyuyor muydun, yoksa sessizce uzanıyor muydun, bilmeden. Düşünebileceklerinden korkuyordum sessiz dünyana nüfuz ederek seni de ürkütmekten. Sonra, bedenimin konuşmasına izin verdim, iyi bildiğim tek lisan, çünkü ancak o zaman tehdit edilmiş hissetmiyorsun. Ben sadece âşık bir kadınım, Alexandre. Kumlarda çırılçıplak yürüdüm. Rüzgar esti... Bir tekne geçti. Sen, uyandıramayacağım kadar uzaktaydın. Üzerimde hâlâ sıcaklığını hissediyorum. Beni hayal ettiğini hayal etmeye cesaret edemiyorum! Ah Alexandre! Bir an bile inanabilsem buna. Koca bir çığlık oluverdim sadece."