Spoiler içeriyor
Bu kitap, birbirine bir türlü tam olarak kavuşamayan ama hep kalplerinde yer eden iki insanın hikâyesini ele alıyor. Genç yaşta tanışıyorlar ama başlarına gelen bir trajedi yüzünden yolları ilk andan itibaren ayrılıyor. Yine de yıllar boyunca birbirlerini hep bir şekilde…devamıBu kitap, birbirine bir türlü tam olarak kavuşamayan ama hep kalplerinde yer eden iki insanın hikâyesini ele alıyor. Genç yaşta tanışıyorlar ama başlarına gelen bir trajedi yüzünden yolları ilk andan itibaren ayrılıyor. Yine de yıllar boyunca birbirlerini hep bir şekilde buluyorlar; bazen bir mesajla, bazen bir tesadüfle, bazen de sadece hatıralarda.
Kitap, bu iniş çıkışlarla dolu ilişkilerini yıllara yayılan bir zaman diliminde anlatıyor. Gerçekten sevmenin ama bir türlü birlikte olamamanın ne kadar acı verici ve derin olabileceğini çok sade bir dille aktarıyor.
Aşkın zamanla, mesafeyle ve hayatın getirdiği yüklerle nasıl sınandığını, yine de nasıl var olmaya devam ettiğini gösteriyor. Aslında verilmek istenilen mesajlardan birisi de buydu. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan geçmez, içimize yerleşir.
Booktok’ta neredeyse kült haline getirilmişti, o kadar çok övüldü ki büyük bir heyecanla aldım. Ama ne yazık ki benim için tam anlamıyla bir zaman kaybıydı. Ne anlatımı ne de karakterleri bana dokundu. Bu kadar yoğun şekilde tavsiye edilen bir kitabın bu denli yavan kalması beni hem şaşırttı hem de hayal kırıklığına uğrattı. Şu an tek düşündüğüm, bu kitaba harcadığım zamanı geri alabilmek.
Benim için tam anlamıyla durağan, tekrara düşen ve yapay bir aşk hikâyesiydi. Karakterler sürekli aynı kararsızlıklarla boğuşuyor, bir adım bile ilerlemeyen ilişkileriyle sayfaları dolduruyorlar. Aşk varmış gibi anlatılıyor ama ne temeli var ne inandırıcılığı. Kitap duygusal derinlik sunmak yerine, dramatik cümlelerle o derinliği varmış gibi göstermeye çalışıyor. Anlatım o kadar yavaş ve yer yer o kadar boş ki, bir noktadan sonra hâlâ bir şey olacak mı? diye kendimi sayfa sayarken buldum. Beklentim yüksekti ama karşılaştığım şey, gereksiz yere uzatılmış, etkisini hızla yitiren bir hikâyeden fazlası değildi.
Kitabı romantik türde göstermek gerçekten kafa karıştırıcı. Çünkü ortada güçlü bir aşk yok; daha çok kararsızlıklar, kaçırılmış anlar ve yıpratan bir bağ var. Kitabın ilişkilere dair söylediği şeyler belki çarpıcı olabilir ama romantizmle hiçbir ilgisi yok. Bu açıdan bakıldığında, aşk romanı beklentisiyle okuyanın hayal kırıklığı yaşaması kaçınılmaz. Çünkü ben böyle hayal etmemiştim.
Belli bir yerden sonra hikâye adeta bir Türk dizisine dönüştü; dram üstüne dram, aldatmalar, kararsızlıklar ve uzayıp giden anlamsız sahneler. Gerçekten okumaya devam etmekte çok zorlandım. Yarım bırakmamak için kendimle savaştım ama bir noktadan sonra sadece bitsin de kurtulayım duygusuyla sayfaları çevirmeye başladım.
Zaman zaman karakterlere karşı empati kurduğum anlar oldu, özellikle yaşadıkları zorluklar yüzünden üzüldüm. Ancak en çok Rosie’nin belirsiz ve bencil tavırları beni rahatsız etti. Rosie gibi insanlar bana göre en zor katlanılanlar arasında; çünkü hem umut verip hem de bu umutları ellerinden almaya çalışmak, insanın duygularıyla oynamak gerçekten sinir bozucu. Onun bu kararsız ve kendini öncelikli tutan halleri, hikâyenin bazı anlarında beni fazlasıyla gerdi.
Kitabın anlatım tarzını sevemedim; zaman zaman masal dinliyormuşum gibi hissettim ve bu da hikâyeye olan merakımı azalttı. Dili oldukça basitti bana göre. Ayrıca ilahi bakış açısı kullanımı bana genellikle yabancı geliyor, bu da okuma deneyimimi zorlaştırdı.
Ne yazık ki benim tarzıma pek uymayan bir kitap oldu. Ancak insanın kalbindeki kararsızlıkları ve özlemleri sorgulayanlar için tercih edilebilir. 🌸
────୨ৎ────
Puanım: 3/10
────୨ৎ────
"Öyle sanıyorsun, diyor. İnsan birini tanıdığını sanıyor."