Spoiler içeriyor
Hem yazarını hem yayınevini uzun zamandır severek takip ediyorum. Üstelik ilk ve tek imzalı kitabım olması sebebiyle benim için manevi değeri de oldukça büyük. Hikâyeye de yabancı değildim; Wattpad döneminde bölümler gelir gelmez okuyanlardan biriydim. Bu yüzden kitaba başlarken oldukça…devamıHem yazarını hem yayınevini uzun zamandır severek takip ediyorum. Üstelik ilk ve tek imzalı kitabım olması sebebiyle benim için manevi değeri de oldukça büyük. Hikâyeye de yabancı değildim; Wattpad döneminde bölümler gelir gelmez okuyanlardan biriydim. Bu yüzden kitaba başlarken oldukça heyecanlıydım ve dürüst olmak gerekirse okurken de sıkılmadım. Kalınlığına rağmen akıcıydı, merak unsuru güçlüydü ve sayfaları çevirmeye devam ettim.
Ancak kitabı bitirdikten sonra üzerine düşündüğümde ve farklı eleştirileri dinlediğimde, ilk okuduğum dönemde görmezden geldiğim ya da fark etmediğim bazı problemleri fark ettim. Bugün dönüp baktığımda kitabın güçlü bir fikre sahip olduğunu düşünüyorum ama bu fikrin uygulanışında ciddi eksikler olduğunu da kabul ediyorum.
Özellikle hafıza kaybı temasının işlenişi benim için en büyük sorunlardan biri hâline geldi. Ana karakter Meira hafızasını tamamen kaybetmiş şekilde uyanıyor. Böyle bir durumda bir insanın ilk refleksi çevresini anlamaya çalışmak, korkmak, tedirgin olmak ve hayatta kalma içgüdüsüyle hareket etmek olur. Üstelik gözlerini açtığında kendisini tanımadığı bir evde ve karşısında tanımadığı bir erkekle buluyor. Normal şartlarda hafızasını kaybetmiş birinin öncelikle kendi bedenine, kim olduğuna, nerede olduğuna ve karşısındaki insana karşı büyük bir yabancılık hissetmesi gerekir.
Fakat Meira'nın davranışları çoğu zaman bunun tam tersini yansıtıyor. Karşısındaki kişiyi tanımıyormuş gibi değil de sanki geçmişten aşina olduğu biriymiş gibi tepki veriyor. Kendisini sorgulaması gereken anlarda karşısındaki erkeğin görünüşünü incelemesi, onu betimlemesi veya aralarındaki gerilimin ön plana çıkması bana oldukça yapay geldi. Çünkü karakterin içinde bulunduğu psikolojik durumla verdiği tepkiler arasında bir uyumsuzluk var. Hafızasını kaybettiği söyleniyor ama bu hafıza kaybının karakter üzerindeki etkileri tam anlamıyla hissedilmiyor.
Hatta bazı noktalarda kitap bana hafıza kaybını bir kurgu aracı olarak kullanmış gibi hissettirdi. Karakter bazı temel bilgileri hatırlamazken bazı ayrıntıları son derece net şekilde biliyor. Kim olduğunu sorgularken zevklerini, düşünce biçimini ya da bazı detayları hatırlayabiliyor. Bu da ister istemez "Tam olarak neyi unutmuş?" sorusunu doğuruyor. Hafıza kaybı yaşıyor ama bunun sınırları net çizilmiyor. Bu yüzden okurken karakterin yaşadığı durumun ağırlığını hissedemedim.
Karakterler konusunda da benzer sorunlar olduğunu düşünüyorum. Meira ve Uygar arasındaki ilişki dinamiği ilk başta ilgi çekici görünse de ilerledikçe dark romance türünde sıkça karşılaşılan klişelere yaslanıyor. Karakterlerin birbirlerinden nefret ettiğini okuyoruz ancak zaman zaman bu nefretin derinliğini hissetmek yerine türün alışıldık kalıplarını görüyoruz. Özellikle bazı sahnelerde karakterler gerçek insanlar gibi değil de "havalı görünmesi gereken karakterler" gibi davranıyorlar.
Anlatım tarafında da problemler olduğunu düşünüyorum. Kitap boyunca bazı cümle yapıları, duygular ve betimlemeler sık sık tekrar ediliyor. Etkileyici olması amaçlanan bazı bölümler tekrar nedeniyle gücünü kaybediyor. Yer yer yazarın kendi sesini duymakta zorlandım çünkü metin, türün alışıldık klişelerinin arasında kayboluyor. Bazı diyaloglar ve sahneler doğal hissettirmekten çok dramatik görünmek için yazılmış izlenimi bırakıyor.
Aslında kitabın en güçlü tarafı konusu. Politik çatışmalar, örgütler, ideolojik gerilimler, dini yapılanmalar ve geçmiş hesaplaşmalar gibi birçok ilgi çekici unsur var. Fakat güçlü bir konuya sahip olmak tek başına yeterli olmuyor. Bu fikirlerin uygulanışında yer yer mantık hataları, karakter tutarsızlıkları ve klişeler ortaya çıkınca hikâyenin etkisi de azalıyor.
Sonuç olarak kitabı okurken sıkılmadım, hatta merak ederek okudum. Konusunu hâlâ ilgi çekici buluyorum. Ancak bugün dönüp baktığımda ilk düşündüğüm kadar kusursuz bir kitap olduğunu söyleyemem. Güçlü bir potansiyele sahip, ilgi çekici fikirler barındıran fakat karakter yazımı, hafıza kaybı temasının işlenişi ve anlatım tercihleri nedeniyle potansiyelinin tamamına ulaşamamış bir roman olduğunu düşünüyorum.