Yıllar önce küçük bir çocuk iken yanlış hatırlamıyorsam kanal 7'de bir çizgi film çıkmıştı. (Küçük çocuk anime nedir, ne bilsin.) O filmi babamla beraber izlediğimizi hatırlıyorum. Bir kış günüydü ve kumandayla rastgele gezinirken denk gelmişti. Bir kız çocuğunun anne ve…devamıYıllar önce küçük bir çocuk iken yanlış hatırlamıyorsam kanal 7'de bir çizgi film çıkmıştı. (Küçük çocuk anime nedir, ne bilsin.) O filmi babamla beraber izlediğimizi hatırlıyorum. Bir kış günüydü ve kumandayla rastgele gezinirken denk gelmişti. Bir kız çocuğunun anne ve babası domuza dönüşüyorlardı. Küçük kız tek başına kalıyordu ve tuhaf bir yolculuğa çıkıyordu. İzlerken ürkütücü gelmiş ama çok etkilenmiş ve sevmiştim. Fakat şuan düşününce çocuklara göre olmadığı fikrine varıyorum. Şunu da biliyorum ki: Hayao Miyazaki gibi bir adamla tanışmam, babamım denk geldiği kanalda "Ruhların Kaçışı" filmini izlememle olmuştur. 10-11 yaşlarımdayken yönetmen takip edecek değilim. İsmi de aklımda kalmamıştı izlediğimin. Yalnızca oturup babamla izlediğimi, etkilendiğimi hatırlardım büyüdükçe.
Lise yıllarımda IMDB top 250'deki filmleri tüketmeye başladığımda sıra "Gökteki Kale" isimli bir anime filmine gelmişti. Hiç unutmam rahmetli anneannem de o sırada bizde kalmıştı ve uyuyordu. İki çocuğun macera dolu anlarını izlemekten büyük keyif kalmıştım. Bittiğinde, kendimi o babamla izlediğim, annesi ve babası domuza dönüşen kızı düşünürken bulmuştum birden. Çünkü çizimlerde bir benzerlik vardı. O Rüya gibi atmosfer, animenin sakin ve huzur verici inşa edilmiş dünyası aklıma o filmi getirmişti: Ruhların Kaçışı... Bir araştırmadır bu animeleri yapanın Hayao Miyazaki olduğunu öğrenmiştim artık. Studio Ghibli ve müziklerinden de haberim olmuştu...
Biliyorum ne gerek var bunu anlatmaya... Ama benim için çok değerli şeyler bunlar. Miyazaki filmlerinin huzur verici dünyası ile eş değer hatta. Şimdi bir toruna ithaf edilen Çocuk ve Balıkçıl'a geçiyorum. Miyazaki şuan 84 yaşında ve bu anime onun sinemaya, bu sektöre vedası olarak biliniyor. Bu yaştan sonra ben de başka eser beklemiyorum şahsen. Çok güzel ve anlamlı filmler bıraktı bu dünyaya, teşekkür etmek borcumuzdur.
Tabii Miyazaki seviyorum diye her filminden övgü ile bahsetmek zorunda değilim. Hemen hemen tüm filmlerini izlemiş birisi olarak "Çocuk ve Balıkçıl" bana çok çok yavaş ve dağınık geldi. Yine de irdelemeden geçmek istemiyorum. Miyazaki'nin kendisinden birçok şey kattığını biliyoruz filme; kendi dünyasını, yaratıcılığını, projelerini... Animede geçen Kulenin Efendisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Metafor kullanımına sıkça yer verilmiş:
🌄 Diğer dünya diyebileceğimiz yer, annesini küçük yaşta kaybetmiş başkarakter Mahito'nun içindeki yıkımı, acılarını temsil ediyor. Acıya karşın olgunlaşma evrelerini gösteriyor. Buraya geçişi sağlayan "Kule" de birnevi geçmişle yüzleşmeyi ifade ediyor.
Miyazaki'nin yüzünü göremesek de bize sık sık sorduğu bir soru var: Nasıl yaşadığımız... Nitekim finalinde şöyle sesleniyor bizlere: "Sen de kendi kuleni inşa et. Kötülükten arınmış bir krallık. Bolluk, huzur ve güzellik dolu bir dünya yarat." Miyazaki böyle bir dünya için çabalamıştı her zaman. O Japon miti ve kültürü ile yapmak istedi bunu. Evrensel bir anlatı da olduğunu düşünürsek bunun için Japon mitine ihtiyaç da yok... Hepimiz kendi hayatlarımızın şoförleriyiz ne de olsa.
🦩Mahito'ya başta korkutucu gelen daha sonra kuleden diğer dünyaya geçişinde kendisine rehberlik eden Balıkçıl, Japon kültüründe umut, sabır ve zarafet ile ilişkilendiriliyormuş. Mahito'nun olgunlaşma sürecini bu üçünden ayıramayız.
🔥 Himi karakterinin yer yer gözüküp savurduğu ateşlerle Mahito'yu koruduğuna şahit oluruz. Mahito'nun annesini kaybettiğini ve özlediğini düşünürsek Himi ile birlikte bu ateşler onu koruyup kolluyor.
👶Warawara adı verilen küçücük beyaz yaratıklar insanın doğuşunu temsil ediyor. Bunu anlamak zor da değil zaten. Fakat warawaraların pelikanlar tarafından yem olduğunu düşünürsek bazen doğumların yanı sıra ölümlerin de meydana geldiğinin farkına varıyoruz. Miyazaki'nin diğer eserlerine nazaran huzurlu havaya baskın gelen bir kasvetin hüküm sürdüğünü de söylemeden geçmeyeyim.
Daha birçok öğenin metafor olduğunu söyleyebilir ve keşfedebiliriz. Her ne kadar Miyazaki'nin veda filmi olsa da "Yeniden Doğuş" hikâyesi olduğunu bilmek gerekir. Mahito annesini kaybetmiş ve içine kapanmış bir çocuktur ve diğer dünyaya geçtiğinde tüm o hüzünlü duyguları kabullenişe döner. Bu noktada sadece bir hayâl dünyasından ziyade gerçekliğin bağrından kopmamış bir hikâye anlatıyor Miyazaki.
Uzun uzadısıya bir yazı olduğunun farkındayım. Ben diğer Miyazaki animelerinden aldığım keyfi bundan alamadım. Dağınık ve yorucu olduğunu düşünüyorum. Aradan geçen yıllar Usta sanatçıyı buna itmiştir belki de. Ve başkarakter çocuğu çok fazla soğukkanlı buldum. Diğer animelerinde karakterlerle daha çabuk bağ kuruyordum. Çizimleri çok harika ve özenli olsa da benim beklentim böyle değildi. Tabii ne izlediğimi de biliyordum..
Buraya kadar geldiyseniz teşekkür ederim.