Amerikan edebiyatının önemli klasikçileri arasında görülen Henry James'in 1878 yılında yayımladığı ilk eseri. Kitap, Cenevre'de karşılaşıp, Roma'da devam eden iki Amerikalı bireyin bir yıllık yaşantısını anlatıyor. Ancak konudan önce dikkat edilmesi gereken iki önemli unsur var; birincisi yazar James, Daisy…devamıAmerikan edebiyatının önemli klasikçileri arasında görülen Henry James'in 1878 yılında yayımladığı ilk eseri.
Kitap, Cenevre'de karşılaşıp, Roma'da devam eden iki Amerikalı bireyin bir yıllık yaşantısını anlatıyor. Ancak konudan önce dikkat edilmesi gereken iki önemli unsur var; birincisi yazar James, Daisy Miller karakterini -özellikle dönemin toplum yapısına göre son derece rahat bir biçimde yaratmış. Bu durum bazı feminist görüşler tarafından eleştirilmiş. Kitabın sonsözündeki incelemeye göre James, sonradan bu eleştirinin (bizzat yakın arkadaşı da benzer bir eleştiride bulunmuş) haklılık içerdiğini ve sonraki baskılarda küçük değişiklikler yapmış. İkincisi ise kadınların, toplumsal normlara uyum sağlamasının temelindeki sebepler ve bu sebeplerin, bir erkek bakış açısından nasıl ve ne şekilde yorumlandığı (hakeza Kitapta tam olarak bu bakış açısı bulunuyor) üzerinde durulması gerekiyor.
Daisy Miller istediği hayatı yaşayan (okurken sanki Amerika değilde daha otoriter bir toplumda yaşıyor sanıyorsunuz) canı istediğinde erkeklerle konuşabilen, gezebilen bir bireyken; karşısına çıkan erkek karakter "Frederick Winterbourne", Daisy'i eleştiren, bu rahatlığına rağmen ondan hoşlanan; normal şartlarda bu yönünü eleştirip uzaklaşacak biri iken sırf güzelliği sebebiyle görmezden gelen bir birey.
Eserin ilk iki bölümünde Daisy'nin gerçekten rahat; yer yer abartıya kaçtığını görmemize rağmen (bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir konu, zira ilk olarak neden? diye soruyor insan kendi kendine.) üçüncü ve dördüncü bölümlerde tersi bir durumla karşılaşıyoruz. Daisy'nin kusuru -kanımca- biz okurun (erkek kadın fark etmeksizin) gözünde abartılı ve kabuledilemez bir biçimde görülüyor. Ancak masumiyetin bir örneği olan bu karakteri neden o şekilde gördüğümüzü; bütün ideolojiler önünde sorgulamak gerekiyor.
"Daisy gerçek anlamıyla masum bir kızdır, ama aynı zamanda cahil ve düşüncesizdir. Ya da bu yazıda pek çok görüşüne katıldığımız F. W. Dupree'nin de belirttiği gibi, "[Daisy] gönlünden geçeni yapar, çünkü başka türlü nasıl davranacağını bilmemektedir. Genel hedefleri belirsiz olduğu için bazen güçlü bir irade gösterir, bazen çekimser kalır."
(Sayfa 128)
İlk eseri olması sebebiyle gerek kendisiyle, gerek yarattığı karakterle ve gerekse de toplumla zıtlaşan Yazar, netice itibariyle derdini anlatabilmiş; ben ve benim gibi birçok insanı düşündürtmüştür. Kimileri bu anlam arayışına girmeyip doğrudan eleştirme gereği duymuş, kimileri ise beni gibi üzerinde kafa yormayı tercih etmiş.
Amerikan edebiyatına giderek daha çok ağırlık veriyorum ve vermem gerektiğini de her okumamda anlıyorum. Yaklaşık 150 yıl önce yazılmasına rağmen bugün bunu okuyup üzerine düşüncelerimi yazabiliyorum. Edebiyatın ve Sanatın yüceliğine tapıyorum.