Yine bir süper kahraman filmi, yine bir çizgi roman uyarlaması.. Süper kahraman filmlerinin yüzünü buruşturarak baktığı karanlık aynası gibi. Ne umut var ne kurtuluş. Hikayeyi takip ederken sık sık soruyo insan kendine, ulan bunlar gerçekten kahraman mıydı? Yoksa sadece daha…devamıYine bir süper kahraman filmi, yine bir çizgi roman uyarlaması..
Süper kahraman filmlerinin yüzünü buruşturarak baktığı karanlık aynası gibi. Ne umut var ne kurtuluş. Hikayeyi takip ederken sık sık soruyo insan kendine, ulan bunlar gerçekten kahraman mıydı? Yoksa sadece daha organize olmuş deliler mi?
Zack Snyder, Alan Moore’un çizgi romanını neredeyse birebir sahne sahne filme taşırken, görsel olarak hayranlık uyandıran ama duygusal olarak diken üstünde bırakan bir yapı kurmuş. Birazcık da olsa fotoğrafçılıktan anlıyorsam, ışık, renk ve kompozisyona da dikkat eden biri olarak, renk paleti soğuk olması, mavi, gri ve sarı tonlar baskın olması, bu tercihler karakterlerin donukluğunu ve dünyanın ahlaki bulanıklığını vurgulamıș gibi görüyorum ben. Işık kullanımının lokal ve sert olması, özellikle Rorschach’ın sahnelerinde keskin gölgelerle karakterin parçalanmış psikolojisine bi atıf yapıyo gibi sanki. Kompozisyonun da dediğim gibi çizgi roman karelerini anımsatırcasına dengeli olması, çerçevelemelerin simetrik ve hesaplı olması, sanki her kare bi çizgi roman sayfasından fırlamış gibi anlayacağınız.
Ve en güzeli de bana göre, zaman neredeyse durmuş gibi, akmıyo gibi. Sürekli bir ağırlık var üstünde, sanki dünya o dev mavi tanrının parmaklarının ucunda çatırdıyor.
Karakterlere gelince,
Rorschach, filmin can damarı. Her sahnede tedirginlik yaratıyor ama bir yandan da en dürüst olan o gibi. Sarsıcı replikleriyle bize seslenen tek karakter.
Dan Dreiberg karakteri fazlasıyla yumuşak ve insani bir havada gibi.
Bu dünyada hala içten gelen bir şefkate yer varsa, o da Night Owl’un gözlerinde var bence 🙃.
Dr. Manhattan ise soğuk, mekanik, ama bir şekilde hüzünlü olduğu hissediliyo. İnsanlığı geride bırakmış bir varlığın içi boş yalnızlığı çok iyi yansıtılmış.
Filmin yapısı aslında insanı zorlayan türden. Lineer bi anlatım yok, ritmi sabit değil, bi ordan bi burdan, parça parça hatırlanan geçmişler, iç içe geçmiş karakter motivasyonları, ve siyasi göndermeler… Her şey bir yığının içinde gibi. Ama bu da bilerek yapılmış bir tercih sanki. Çünkü Watchmen, net cevaplar vermek için değil, sorularla baş başa bırakmak için var. Bir de bazı karakterlerin iyi ya da kötü değil, sadece “var” olduklarını fark ettirmek için. İyi ya da kötü hükmü izleyene kalmış. Kimine göre iyi olan karakter kimine göre kötü.
Ama şunu da söylemek lazım. Bu film herkese göre değil. Süper kahraman deyince renkli kostümler, net iyiler ve kötüler arayan biriyseniz, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Bu daha çok o maskelerin altındaki kanı, korkuyu ve ikiyüzlülüğü izlemeye cesaret edenler için.
Watchmen bana göre, izlenip geçilecek bir film değil. İçine girilmesi gereken bir evren. Bi kerede izleyip anlayamayacağınız ama zamanla yer eden, zamanla rahatsız eden bir hikaye. Asıl kıymetli oluşunun da sebebi bu diye de düşünebiliriz.