Her (Aşk) filminin yönetmeni Spike Jonze'den izlemesi beni memnun eden, sizi de memnun edeceğinizi düşündüğüm bir filmle geldim. Adaptation! Yer yer sakin ve komik, yer yer suça bulanan, çoğunlukla derin ve bir o kadar da karmaşık sayılabilecek bir film Adaptation.…devamıHer (Aşk) filminin yönetmeni Spike Jonze'den izlemesi beni memnun eden, sizi de memnun edeceğinizi düşündüğüm bir filmle geldim. Adaptation!
Yer yer sakin ve komik, yer yer suça bulanan, çoğunlukla derin ve bir o kadar da karmaşık sayılabilecek bir film Adaptation. Dikkatli izlerseniz sahne kaçırmazsınız ama sahne kaçırırsanız da çok şey kaçırırsınız.
Ters Yüz'de bir kitabı senaryolaştıramama sürecini izliyoruz. Evet, yanlış okumadınız. Senaryolaştırma süreci değil, senaryolaştıramama süreci. İronik bir şekilde bir kitabın neden senaryolaştıralamadığını o kitabı da filme dahil ederek ve de kendini filmin başrolüne koyarak anlatıyor Charlie Kaufman.
'Charlie Kaufman kimdir?' diye soracak olanlar ya da merak edenler için hemen cevaplayayım. Bu filmin senaristi oluyor kendisi. Charlie Kaufman 'Orkideler' adlı -kitabın adı başka bir şey de olabilir, filmde böyle geçiyor- bir kitabı senaryolaştırmak istiyor, fakat klişelere kapılmak istemediği, farklı bir şeyler yapmak istediği için bunu bir türlü başaramıyor. Sonra aklına bu fikir geliyor. Bu yaşadığı sancılı süreci bir film senaryosuna dönüştürmek. Oldukça özgün ve ilgi çekici bir fikir bence.
Filmde hem Orkideler adlı kitabın yazılış sürecini, kitabın yazarı Susan Orlean'ı, kitaptaki ana karakter John Laroche'yi ve de Charlie Kaufman'ın senaryoyu yazmak için harcadığı çabayı eş zamanlı olarak izliyoruz. Biraz kafa karıştırıcı olabilir, bütününü toplayınca yazının başında da dediğim gibi eğlenceli ve derin bir senaryo olarak çıkıyor karşımıza film.
Kitap hakkında konuşmazsam yazı eksik kalır. Hoş, kitabı bilmiyorum. Adını da ilk defa duydum, ama bu filmin ortaya çıkmasına sebebiyet veren kitaba bir cümle de olsa değinmemek olmaz. Kitabın ana karakteri -filmde bu ismi Chris Cooper canlandırıyor- John Laroche çiçeklere, bataklık çiçeklerine, nesli tükenmekte olanlara takıntılı, çılgın ortayaşlarda bir adam. Sadece çiçeklere değil tabii takıntısı. Kaplumbağalara, deniz canlılarına, kurda, kuşa, böceğe. Kısacası doğaya takıntılı. Fakat hiçbir takıntısı da öyle çok uzun sürmüyor. Bir şeyi takıntı haline getiriyor, tüm varını yoğunu o şeyi araştırmaya, bulmaya, toplamaya, gözlemlemeye adıyor. Sonra bir anda bırakıp başka bir şeye yöneliyor. Bir şeylerden bu kadar çabuk vazgeçmesi kitabın yazarını şaşırtmış ama beni pek şaşırtmadı. Ben de böyleyim, tık diye keserim bir şeyleri. Aniden, kılçıksız, geri dönüşü olmayacak şekilde.
Neyse kitaptan bahsettiğimize göre asıl konumuza filme geri dönelim. Pek de bahsedecek bir şeyim kalmadı, ama son olarak filmde Charlie Kaufman'ın ikiz kardeşi olarak gösterilen Donald'a değinmeden geçmek istemem. Kaufman'ın gerçek hayatta bir ikizi yokmuş, yani bu karakter film için yaratılmış. Bence Charlie Kaufman, kendinin zıttı olan Donald karakteriyle olmak istediği ya da istemediği yönünü de izleyiciye göstermek veyahut kendine göstermek istedi. Donald Charlie'ye göre daha özgüvenli, daha dışa dönük bir karakterdi. Aralarında senaryo yazmak ve klişeliklerle ilgili ufak tefek sürtüşmeler de yaşandı. Bence izlediğimiz bu sürtüşmeler karakterin kendi içerisinde yaşadığı tartışmalardı. Fakat bu düşünce farklılıklarını tek bir karakter üzerinden iki yönlü anlatmak yerine kendine film içinde bir ikiz yaratıp farklı karakterler üzerinden anlatmayı tercih etmiş. Başarılı bir tercih olmuş. Nicolas Cage'de iki farklı rolde başarılı bir oyunculuk sergilemiş.