İkinci, Dünya Savaşı sırasından yaşanmış gerçek bir olaydan uyarlanan drama filmi. İki saatlik filmi yer yer sinirimden küfrettiğim, yer yerde yine sinirimden ağladığım için dört saatte anca bitirebildim. "Irkçılık" tahammülümün olmadığı konulardan biri. O nedenle bazen siyahi yapım filmler beni…devamıİkinci, Dünya Savaşı sırasından yaşanmış gerçek bir olaydan uyarlanan drama filmi.
İki saatlik filmi yer yer sinirimden küfrettiğim, yer yerde yine sinirimden ağladığım için dört saatte anca bitirebildim. "Irkçılık" tahammülümün olmadığı konulardan biri. O nedenle bazen siyahi yapım filmler beni çok etkileyebiliyor. Bu film de onlardan biri oldu.
1943'de İkinci Dünya Savaşı sırasında, 6888.inci Tabur tamamı 865 siyahi kadından oluşan tek ordu birliğidir. Birer Amerika vatandaşı olarak, ülkelerini korumak için her ordu mensubu gibi kendilerini savaşmaya adamış güçlü kadınlar birliği... Ne yazık ki; siyahi oldukları için ordu içerisinde türlü aşağılanmalara, tacizlere ve zorluklara göğüs germek zorunda bırakılmışlar. Burada beynimin yandığı bir durum var. Bir savaş var ve seninde bir ordun var. Senin yanında olan insanlar var ve sırf ten renklerinden dolayı sen onları kendi içinde hor görüp, aşağılayıp, miden bulanarak ve nefret ile bakarak dışlıyorsun. Mesela filmi durdurduğum noktalardan biri buydu. Nasıl olabilir? Ben cidden anlamıyorum bu durumu. Hatta orada kadınlara kızıp karakterlerle kavga ettim. Kızım ne işiniz var sizin orada, bunlara değer mi diye. Ama tabii bu aynı zamanda bir kimlik savaşı. Onlar orada sadece dünyalar arası bir savaş içerisinde değiller, kendi vatanları içinde bir "Kimlik Savaşı"ındalar.
6888'cı Tabur, askerlere ve ailelere ulaşamayan 17 milyon mektubu 6 ay gibi bir süreç içerisinde ulaşımını sağlamak ile görevlendirilirler. Tabii ki bu göreve "yapamayacaklarını" düşünülerek getirilirler. Başlarında Binbaşı Charity Adams vardır. Müthiş bir komutan. Hırslı, asla pes etmeyen, eğilmeyen bükülmeyen, bütün zorluklar karşısında dimdik duran bir kadın komutan. (Adams'ı Kerry Washington canlandırmış. Müthiş oynamış. Hayranlıkla izledim.)
Posta dağıtımının önüne sürekli taş koyan "beyaz ordu", bir gün başlarına beyaz bir vaiz getirecek kadar da cüretkâr olmuş. Yine filmi durdurduğum noktalardan biri; bir vaaz sahnesi var ki, sinirden delirdim. Kendini Tanrı sanan kendini bilmez adam, kalkıp oradaki başta komutanları olmak üzere bütün kadınları "din kisvesi" altında aşağılayıp, yargılama cüretini gösteriyor. Gerçekten inanılmazdı. Ama komutan çok güzel had bildirdi orada bir rahatladım 🤭. Neyse konumuza dönelim.
Bu kadınlar, alkışı hak eden zekaları ile bir posta düzenleme yolu bulup, 17 milyon mektubu 90 gün gibi rekor bir sürede hem askerlere hem de ailelerine ulaştırmayı başarmışlar. Böylelikle askerinlerin moral ve motivasyonlarının yerine gelmesindeki en büyük etkeni oynamışlar. Sonrasında bunun yeterince tebriğini ve alkışını görmüşler mi, orası tartışmalı. Ancak 27 Nisan 2023 de, Amerikan Üstlerinden birinin adı Ford Gregg Adams olarak değiştirilmiş. Bu da Charity Adams'ı ABD tarihinde bu onura layık görülmüş tek siyahi kadın yapıyor. Ama dikkatinizi çekerim, olay 1943 de yaşanıyor bu onur 2023 de veriliyor. Seksen yıl sonra 👏🏼👏🏼👏🏼.
Toparlamak gerekirse; yine çok güzel bir Tyler Perry draması ile karşı karşıyayız. Gerek senaryosu, gerek sinematografisi, gerek oyuncuları ile gayet başarılı bir film olmuş. Her ne kadar Amerika'nın kendini övdüğü filmleri sevmiyorsam bir o kadar da eleştirildiği filmleri seviyorum. Bazen çuvaldızı batırmak gerekiyor. Ki bu bence her ülke için de geçerli. O zaman çok daha samimi ve gerçekçi oluyor.
Derdi olan bir film, izlemenizi tavsiye ederim.
Keyifli seyirler..
Sevgi ile kalın...