“Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri” Murat Fıratoğlu’nun ilk uzun metraj filmi. Her ne kadar Venedik Festivalinde “juri özel” ödülünü almış olsa da benim için vasatın altı bir yapım oldu. Filmin çok fazla problemi var. Öncelikli olarak senaryo; klasik anlatı yapısına sahip…devamı“Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri” Murat Fıratoğlu’nun ilk uzun metraj filmi. Her ne kadar Venedik Festivalinde “juri özel” ödülünü almış olsa da benim için vasatın altı bir yapım oldu.
Filmin çok fazla problemi var. Öncelikli olarak senaryo; klasik anlatı yapısına sahip olmasına rağmen giriş ve gelişmenin akabinde sonucun katarsise ulaşması gerekiyordu. Seyirci 70-80 dakika boyunca merak ve soru işaretleri ile kaldı. Bu noktada, bu tür filmlerin bu şekilde bitebileceği ihtimalini söyleyecek olanlar vardır ancak hiçbir filmde -en azından izlediklerim arasından- bu şekilde bir sonuç bulunmamakta. Sorun sadece bununla da bitmiyor; hikaye bir işçi sınıfı bireyin (günümüzde sıkça görülen) yaşadığı maddi sıkıntı, bu sıkıntılara sebebiyet veren “başlıca” sebep; çalıştığı yerden parasını alamaması temelli bir kaynaktan doğuyor. Ancak bu sorunun sadece bir küfürlü tartışmadan kaynaklanıyor olması -açıkçası bu tartışma bile komik zira gerçekçilik neredeyse yok denecek kadar azdı- başlı başına bir sorun. Maddiyat temelli bir geçim sıkıntısının daha detaylı ve sistematik bir biçimde aktarılmalıydı. Gerçeklik noktasında (film genel hatlarıyla düşük bütçeli ve amatör oyuncular tarafından çekilmiş olduğunun farkındayım) söyleyebileceğim bir diğer husus, senaryoya göre sırıtan ve üzerinde durulmadığını düşündüğüm kopukluklar içeriyor. Bu noktada -eğer ödül alacak kadar önemli olduğu düşünülmüşse- filmin “gerçeklik” bağlamında başarılı olması gerekiyordu. Sürekli olarak ambiyansı (sahne içerisindeki algıyı) bozan unsurlar bulunuyor.
Buradan sinematografiye geçmek istiyorum. Tahminimce son yıllarda sıklıkla karşımıza çıkan uzun planlar, yeni yönetmenlerin projelerinde fazlaca tercih ediliyor. Bunu eleştirmek tabi ki haddime değil ancak bu film hususunda uzun planların (arada sekansların) “gereksizlik” içermesi -filmin süresi zaten kısa- benim dikkatimi çeken hatalardan biri oldu. Örnek vermek gerekirse filmin 00.29.40 dakikasında sahnenin ortalama 2-3 saniye içerisinde sonraki plana veyahut sahneye geçmesi beklenir ama bu filmde bu süre tam 45 saniye. 45 saniye boyunca neden bu planda kaldığımızı şahsen ben anlamadım. “Ailenin kısaca nasıl bir yapıya sahip olduğunu göstermek için” diyecek olanlar varsa yine aynı şeyi belirtiyorum, 45 saniye. Bu sürenin bu bağlamda maksimum 10 saniye olması gerekir. Filmin hikayesel açıdan bir önemi olan detayı varsa ancak o zaman makul görülür. Bir örnek vermem daha gerekirse bu sahneden önce, 00.23.50 ile 00.26.00 arasında yaklaşık 2 dakika 10 saniye boyunca karakterin bir dükkanın önünde bulunduğunu görüyoruz. Bu gerçekten abartılı bir süre. Sahnede verilmek istenen hissiyat çok daha kısa bir sürede izleyiciye aktarılabilir. Karakterin ve senaryo bağlamında anlatılmak istenen duygu ve hissiyat bu kadar çok süre ile anlatılmamalı. Her şeyden bağımsız “sinema bu, kuralları da yıkabilir” diye belirtecek olanlara pek bir şey diyemem ancak kendi şahsım adına belirtmek isterim ki -uzun planlara bayılan ve sıklıkla izleyip seven biri olarak- sıkıldım, hem de fazlaca.
Film genel olarak hikaye ve teknik unsurların bolca -benim açımdan- kusurlu. Neredeyse başrol dışında bütün oyuncuların algıyı bozduğu, uzun plan sekansların gereksizliği ile kopukluk yaşattı; senaryonun girişi ve gelişmesini (yine belirli eksiklilere rağmen) pek takılmasam da finalinin çok muamma da kalması bana göre ciddi sorunlar. Hikayesel açıdan -zira seyirci için önem arz eden- sahnelerden biri olan silah sahnesi, filmin devamında hiçbir şekilde ön plana çıkmamakta.
Her şeye rağmen doğuda birilerin çıkıp film yapıyor olması harika bir şey. Ben sevmesem de ödül aldığı için gurur duyduğumu belirtmeliyim. Araştırdığım kadarıyla yönetmen film eğitimi almamış. Avukatmış. Bunca imkansızlıklara rağmen film üretmiş saygıyı hak ediyor. Bende bir izleyici olarak dürüst olmalıyım, sırf ödül aldı diye düşüncelerimi gizlememeliyim. Umarım bir sonraki projesinin sevebilirim.