öncelikle Allah kuru iftiradan korusun diye başlamak istiyorum. gerçekleri sadece deliler ve çocuklar söyler diye bir söz var malumunuz. bu ifade çoğunlukla sözü edilen iki grubun da asla yalan söylemediği yönünde yanlış bir yargıya sebebiyet veriyor. gerçekleri söylemek nasıl olur?…devamıöncelikle Allah kuru iftiradan korusun diye başlamak istiyorum. gerçekleri sadece deliler ve çocuklar söyler diye bir söz var malumunuz. bu ifade çoğunlukla sözü edilen iki grubun da asla yalan söylemediği yönünde yanlış bir yargıya sebebiyet veriyor. gerçekleri söylemek nasıl olur? örneğin saçınızı bugün iyi yapamadığınızı düşünürsek bir yetişkin bu durumda üzüleceğinizi ve yoğun olduğunuzu düşünerek bir şey demekten kaçınır ancak bir çocuk, aa saçına bak ne komik görünüyor diye tepki verebilir. gerçek bence budur. çocuklar ve deliler, hislerini açığa çıkarırken oldukça dürüst davranırlar lakin bu demek değildir ki asla yalan söylemezler. filmde de karaktere karşı tepkilerin çığ etkisiyle büyümesi bu yanılgıya dayanıyor. o asla yalan söylemez vs. gibi cümleleri sık duyduk.
kızın söylediklerini kardeşlerinden öğrenmesi çevrenin de çocuk gelişimindeki önemini az sahneyle çok başarılı açıkladı. bu da başka bir ayrıntıydı. ebeveynler, çocuk psikolojisine hakim olmalı. bu yaş aralığındaki çocuklar aşk ve sevgi kavramlarını kesin olarak kavrayamazlar ama kendilerine iyi davranan kişilere olan olumlu düşüncelerini aşka yorabilirler. ardından utanç duygusuyla öfkelenir ve yalan söyleyebilirler. hatta eğitim fakültesinde okuyanlar bilir, öğrencilerinize temasta bulunmayın uyarıları yapılır. siz kötü hiçbir düşünceye sahip değilsinizdir fakat çocuğun bu hareketi farklı yorumlaması ya da ailesine anlatması başınızı ağrıtabilir. çocuk psikolojisinden bütünüyle uzak olan halk, iddia sahibi kız sözlerini geri çektiğinde ise travma sonrası inkar aşamasında diyerek işleri tekrar çığırından çıkarır. beynin yaşadıklarını unutmanı sağlıyor derler. hadi ya. o yüzden dikkatli olmak lazım. çocuklar tatlıdır, ancak samimiyeti korumak lazım.
!burası hafiften spoiler ama okumanız tercihimdir!
filmin sonunda lucas'ı arınmış, aklanmış ve toplum tarafından tekrar kabul edilmiş olarak gördük ancak son sekansta gizemli bir kişi ateş etti ve gitti. böyle kötü etiketlenmiş bir kişinin bu lekeden öyle kolay kolay kurtulamayacağının belki de hayatının sonuna kadar üzerinde taşıyacağının net bir mesajıydı. en mutlu anınızda bile bu iğrenç damga boğazınıza sarılabilir ve sizi tekrar köşeye sıkıştırabilir. sinir anında söylenenler bir kişinin hatta o kişinin yakınlarınında hayatını alt üst edebilir. bu kişinin hayatının altı da üstünden kesin olarak iyi olmaz. köpeğin başına gelenler içimi sızlattı. o ana kadar sadece izliyordum ama o andan sonra duygu yoğunluğu arttı.
!!spoilerlı bölüm bitti!!
film adeta aktı gitti. mekanların ve atmosferin seyir zevki yüksekti. mads mikkelsen yine bakışlarıyla anlatıyor her şeyi. rol için biçilmiş kaftan olmuş. kesinlikle tavsiye ederim. günlük hayatınızda atacağınız adımların öncesinde durup düşünmenize sebep olabilecek bir farkındalık ve ihtar niteliğinde bir eser. tekrardan iftiralardan rabbimize sığınalım.