/16 Ağustos Cumartesi/4. Belgesel/ Elimizde bulunan şeylerin nankörü olmamız üzerine..✍️ Bu kadar etkileneceğimi düşünmüyordum. Su üzerine hep bir şeyler duyarız ama ilk defa bu belgeseli izleyince ne kadar vahim bir duruma evrilebiliriz onu anladım. Belgeselimiz senaryolu belgesel formatında hazırlanmış. Athena…devamı/16 Ağustos Cumartesi/4. Belgesel/
Elimizde bulunan şeylerin nankörü olmamız üzerine..✍️
Bu kadar etkileneceğimi düşünmüyordum. Su üzerine hep bir şeyler duyarız ama ilk defa bu belgeseli izleyince ne kadar vahim bir duruma evrilebiliriz onu anladım.
Belgeselimiz senaryolu belgesel formatında hazırlanmış. Athena grubundan Gökhan Özoğuz ile su ile ilgili bilgiler öğrenip bu konuda farkındalığa ulaşırken bir yandan da gelecekte İstanbul'da günlük kişi başına yalnızca 25 litre su düşeceği kurgusu işleniyor. Özge Özpirinçci ve İlber Ortaylı gibi tanınmış kişiler üzerinden de katkı sağlanıyor.
Bundan bir 30 yıl sonrası dense de su tüketimi kontrol altına alınıp korunmazsa 10 yılda bile kuraklıkla baş başa kalıp su tüketimi ile alakalı sorunlarla karşı karşıya kalabilirmişiz.
Suyu karne ile aldığımızı bir düşününün... Ve bunun yalnızca 25 litre ile sınırlı olduğunu... Duşta ilk on dakikada bile 120 litre su harcanıyormuş. Bir diş fırçalarken 5 litre su. O içtiğimiz bir fincan kahve için bile dolaylı yoldan tonlarca su harcanıyor. Kişi başına şu an İstanbul'da günlük olarak harcanan su 190 litreymiş...
Başta da söylediğim gibi, elimizde bulunan şeyin nankörlüğünü yapıyoruz. Evet belki inkar etmeyerek değil ama görmeyerek, farkında olmayarak, görsek bile görmezden gelerek...
Belgeselin içinde bir sahnede bile günü gelince "paranın yerini suyun almasına" vurgu yapılıyor...
Her şeysiz olur ama susuz olmaz diyebilir miyiz?
Başka alternatifler başka çözüm yolları bulunmaya başlansa bile gelecekte önemli olan şeylerden biri de artık suyun kalitesi olacakmış. Ki çok haklılar. Zira kullanılıp arıtılmış olan suları tekrar kullanmaya başlayacağız.
Diyelim o da yok elimizde çoğu insanı bekleyen son insanların yüzlerinin solması, günlük yaşamda yaşayacağımız zorluklar ve böbrek yetmezliği, dizanteri gibi hastalıklar olacak... Hepimiz üzerimize düşeni yapmazsak şayet...
Kendimiz farkına varacağız ve gelecek nesillere de bunun önemini aşılayacağız. Zira İlber Ortaylı'nın da dediği gibi başka bir dünya yok. Alternatif gezegenler araştırılsa bile oraya ulaşmak veya oraya herkesin ulaşması çok uçuk bir düşünce benim için. Bu yüzden suyu şu an elimizdeyken ve şu an ona sahipken korumamız gerekiyor.
İlber Ortaylı bu konuda İstanbul'un tarih boyunca susuzlukla nasıl mücadele ettiğini anlatıyor. Çözüm yollarının hep bulunduğunu ancak bugünün şartlarında çözüm arayışının sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor. Zira nüfus artışı her geçen gün artıyor bununla birlikte tüketilen kaynaklar ve su miktarı da aynı oranda hatta daha fazla bir şekilde artışa geçiyor.
Diğer yandan belgesel umudumuzu yitirmemeyi umudu yitirmek yerine harekete geçerek bir şeyler yapmamızı vurguluyor. Tasarruf her birimiz için en önemli meseleyken melen barajı gibi projelerin de su getirmeyi hedeflemesi ile umudumuzu arttırmamız gerektiğini söylüyorlar.
Melen barajı çok güzel bir buluş olsa da belgesel bize bireysel sorumluluğu arttırmamız gerektiğini vurguluyor. Gelecek çok da uzak da değil. Yaklaşık 8 saat sonrası bile bir gelecek. Yani aslında gelecek bugün bile diyebiliriz. Daha doğrusu bugünün önlemleri bir noktada geleceği de yaşanabilir ve devam edilebilir kılar.
Alışmaya alışık olan canlılar olarak tasarrufu da kendimize alıştırmamız gerekiyor. Her birimizin iyiliği için. En başta da kendi iyiliğimiz için.
www.yarininsuyu.com adlı siteden de su ayak izinizi hesaplayabilirsiniz. Ben kendi sonucumdan dolayı bayağı bir utandım da... Bu konuda her birimiz vicdan üzerinden yürümeliyiz. Susuz kalacak kişiler sadece bizler olmayacağız. Annelerimiz, babalarımız, canımızdan çok sevdiğimiz kardeşlerimiz ve belki ilerde evlatlarımız. Susuzluğa dayanmak zordur ama o insanları bu konuda acı çekerken görmek daha zor olur. Bunları düşünerek vicdana gelmeliyiz.
Ve lütfen ama lütfen izleyin. Tek başınıza değil, büyüklerinizle, küçüklerinizle izleyin. İlk defa bir yapım için bundan sonra insanlara sürekli izleyin baskısı yapacağım...