(Rewatch) İzleme listemde bekleyen 1000’den fazla film olmasına rağmen, buradaki bir kullanıcının üst üste The Hunger Games izlemesinden gaza gelip ben de tekrar izledim. İlk ne zaman izlediğimi hatırlamasam da, birçok sahnesi hâlâ aklımda kalan bir filmmiş The Hunger Games.…devamı(Rewatch)
İzleme listemde bekleyen 1000’den fazla film olmasına rağmen, buradaki bir kullanıcının üst üste The Hunger Games izlemesinden gaza gelip ben de tekrar izledim.
İlk ne zaman izlediğimi hatırlamasam da, birçok sahnesi hâlâ aklımda kalan bir filmmiş The Hunger Games. Doğal olarak, ilk izlediğim zamana nazaran bu kez birçok sahneyi çok daha iyi anladım ve idrak ettim; ama hâlâ bazı sahneler saçma veya gereksiz geldi. Bunun ilk film olmasından dolayı evreni anlatacağını biliyorduk; ancak buna rağmen boşta kalan yerler var. Spoiler vermeden örnek vermeye çalışırsam, Katniss ve Rue ikilisi filmde aşırı klişe işleniyor. Bu klişeyi “eski film” diyerek de kurtaramıyoruz maalesef; çünkü 2012 yılında Django, The Dark Knight Rises, Cloud Atlas, The Master ve daha aklıma gelmeyen birçok film, klişeden olabildiğince uzak kalmaya çalışırken, The Hunger Games, duygu geçirilebilecek belki de en önemli anlardan birinde klişeye sığınıyor. Üstelik bunu bir kez yapmakla kalmıyor, birkaç sahnede tekrar ediyor.
Ayrıca filmde bazı oyunculuklar aşırı ortalama geldi; buna başrolümüz Jennifer Lawrence da dahil. Filmin kötü yanlarını baştan vermiş olsam da, aslında iyi yaptığı birçok şey var. Öncelikle CGI konusunda bahsedenler olmuş; evet, filmin efektleri özellikle şimdiki izleyişte göze batıyor. Ama The Hunger Games’i, The Dark Knight Rises veya Avengers gibi filmlerle kıyaslamak doğru değil; çünkü o filmler, The Hunger Games’in yaklaşık üç katı bütçeyle yapılmıştı ve hatta Avengers’ta bile bazı efektler göze batıyordu.
Filmin iyi yaptığı şeylere gelecek olursak: Evreni anlatmak, tanıtmak ve atmosferi hissettirmek konusunda çok başarılı ve bunu başaran sayılı filmlerden. Müzik konusunda da oldukça iyi; film boyunca çalan parçalar bir yana, end credits’te çalan Safe & Sound şarkısı filmi sonlandırırken bambaşka bir hava katıyor.
Ufak tefek mide bulandıran sinematografi haricinde, aksiyon tarafında da oldukça başarılıydı The Hunger Games.
Tabii filmi kitabıyla kıyaslayacak olursak gömebiliriz; en basitinden benim de bahsettiğim Rue ve Katniss çok daha derin işleniyor. Spoiler olmaması için detay vermiyorum, ama daha birçok olay filmde basitleştirilmişken, kitapta oldukça derin işleniyordu.
Ben bu tip şeylerde kitap ve filmi ayrı tutmaya çalışırım; aksi takdirde birçok uyarlamadan keyif alamayız. Sanırım buna en yakın örnek, Mickey 17 ve Mickey 7 kitapları arasındaki farklılıklar olabilir. Tamam, Mickey 17 bu haliyle de çok iç açıcı değildi ama kitabıyla arasında ciddi fark vardı. Biraz daha eskiye gidip Game of Thrones dizisini de örnekleyebiliriz; ama çok da uzatmaya gerek yok, film ve kitabı ayrı tutanlardanım ben. (En azından çoğu zaman.)
Kısacası, klişelere sığınmasa ve 142 dakikalık sürede çok daha gerekli sahneler kullanılsa, gerçekten “efsane” diyebileceğimiz bir film olabilirdi. Ama bu hâliyle ortalamanın birkaç tık üstü olarak kalıyor.
7,53/10