itiraflar dünyaya ben içinde çok acı çekerken normal akışına devam etmesiyle çok kızdım, kız çocuklarına özgü o bencil eşitlenme açlığıyla her şey ve herkes benimle yas tutsun istedim. şimdilerde uzun bir komadan uyanmış gibiyim, bedenim büyümüş-çevrem adapte olamayacağım kadar evrilmiş…devamıitiraflar
dünyaya ben içinde çok acı çekerken normal akışına devam etmesiyle çok kızdım, kız çocuklarına özgü o bencil eşitlenme açlığıyla her şey ve herkes benimle yas tutsun istedim.
şimdilerde uzun bir komadan uyanmış gibiyim, bedenim büyümüş-çevrem adapte olamayacağım kadar evrilmiş ama ben hala 15 yaşında ve çaresizim.
güncel yaşımın gerektirdiklerini, beklentilerini karşılayamamak çok beceriksiz hissettirirken farkına yeni yeni vardığım tonla şeyler var.
sanki dondurulmuş bir embriyoydum da vakti geldiğinde hiç bilmediğim bir rahme transfer edildim.
ilk gençlik yıllarında bambaşka savaşlarım vardı diye gelişimimi sanırsın bir tüpte dondurduğumuzdan bedenimi yeni yeni keşfediyorum, kadınlığımı yeni fark ediyorum, sosyal becerileri bir bir edinmeye çalışıyorum.
ama bugün 21 yaşında babama gece geç saatte duş alırsam sinüzitim kötüleşir mi diye sordum.
yani yolun çok başındayım.
ben insan olma fonksiyonunu yerine getiremediğinden gelişim çağında hastane rafına kaldırılan bir ruh olduğum için şuan uyumlanamıyorum güncel yaşımla.
ellerimi koyacak yer bulamıyorum deyimi benim için sadece heyecan verici durumlarda değil her anda geçerli.
ergen sakarlığı dedikleri şapşallık hali ilk yetişkinlik yıllarıma da tesir etti.
bir sürü fobim ve batıl inancım var.
mesela küçük başarılarımı başkalarını asla tehdit etmesin diye minimize ediyorum sürekli.
veyahut geçmişimde ödediğim bedelleri sanki bana hayat tarafından kesilen bir fatura elimdeymiş ve çoktan ödeme yapmışım’ı kanıtlamak ister gibi hep insanların gözüne sokuyorum.
durmadan talihsizlikle dolu öykümü geviş getiriyorum.
tam burada bunun sebebinin kendimle alakalı bahsedecek başka hiçbir şeyimin olmayışı olduğunu anlıyorum.
hastalığı güzel bir kumaşmış gibi üzerine kuşananlardanım.
onunla var oldum, öyleyse hep gölgesinde kalmalıyım.
devreye yine yeniden giren hayattan geri düşmüşüm telaşıyla bu yazıyı karalıyorum.
henüz tatmadığım bir sürü alkol çeşidi var.
henüz çıplak bedenime katlanamıyorum.
henüz çalışma hayatının disiplinini edinmedim.
henüz tek başıma restoranda yemek yemedim.
henüz’lerin itiraflar listesi benim için uzar giderken bu sonradan gerçekleşme ihtimali olanların listesi kadar hiç’lerimin de listesi var. artık onulmaz olan hiçler.
ne de olsa zaman geri sarılamaz.
ama neredeyse evrensel olan deneyimler bunlar.
ve ben eksiğim.
hiç lise tuvaletlerinde sigara içemedim.
hiç okuldan kaçmadım.
hiç drama dolu arkadaş gruplarına dahil olmadım.
hiç kendimi iyi hissedecek kadar süslenmedim.
normal ergenler başka neler yapardı da ben yapmadım?
hayatımda durdur tuşuna basmıştım ama duran tek şey benim dünyaya dahiliyetimdi, dünya benden bağımsızdı,bedenim de öyle.
şuan kendini anlatırken nefessiz kalan çocuklar gibiyim hâlâ.
bunu yazarken de nefessiz kaldım sanırım.