Spoiler içeriyor
Normalde buraya stok incelemeler atıyorum ama bu film hakkındaki görüşlerimi özellikle yönetmen üzerine düşüncelerimi hemen paylaşmak istedim. Yurt filmini izlemeden önce yorumlara baktım. Normalde bunu pek yapmam ama bu filmde özellikle merak ettim. Yorumlar oldukça karışıktı; genel kitle filmi sevmişti…devamıNormalde buraya stok incelemeler atıyorum ama bu film hakkındaki görüşlerimi özellikle yönetmen üzerine düşüncelerimi hemen paylaşmak istedim.
Yurt filmini izlemeden önce yorumlara baktım. Normalde bunu pek yapmam ama bu filmde özellikle merak ettim. Yorumlar oldukça karışıktı; genel kitle filmi sevmişti fakat bana göre fazla basit düşünmüşlerdi. En ufak politik dokunuşta hemen “vay be, ne cesur film” demişler. Oysa maalesef bu film cesur falan değil. Üstelik yönetmen ve yazar Nehir Tuna, filmden bile daha korkak bir duruş sergiliyor.
Geçen yıl izlemeyi düşünmüştüm ama güvendiğim birkaç arkadaşım ve bazı eleştirmenlerle konuştuktan sonra vazgeçmiştim. Şimdi ise izlemek istedim; çünkü son dönemde gereğinden fazla “cesur film” lafları duymaya başladım.
SPOILER
Bu filmin tam olarak neresi cesur? İki şeriat karşıtı slogan attığı için mi? Tarikat yurdunda dayak gösterildiği için mi? İçi boş laiklik numaraları mı cesaret? Yoksa eşcinsel karakterler mi?
Bunların hepsini biz Twitter’da zaten yapıyoruz, görüyoruz. Belki Arapça kelimelerin bulunduğu birkaç broşürün yakılması cesur sayılabilir, ama cesaret bu kadar.
Baştan sona hem film hem de yönetmen Nehir Tuna korkak davranıyor. Tarikatlar ancak bu kadar iyi gösterilebilirdi. Dediğim saçma kaçıyorsa, tarikatlar ve yurtlarla ilgili birkaç habere bakın; ne demek istediğimi anlayacaksınız. Dayak, baskı ve birkaç ayin gösterince tarikat yurdu anlatmış olmuyorsunuz, maalesef.
Anlatmak istediği konu dışına fazlasıyla çıkan bir film: Yurt. Tarikat yurdunda yaşamaya çalışan bir çocuğu mu anlatıyor? Aile sorunlarını mı? Ergenliği mi? Bir aşık olma hikâyesi mi? Yoksa bir eşcinsel hikâyesi mi? Nehir Tuna hepsini anlatmaya çalışıp hiçbirini anlatamamış, üstelik anlatmaya çalıştığını bile inkâr etmiş.
Filmi izledikten sonra biraz baktım; Nehir Tuna’nın film hakkında konuşurken Ahmet ve Hakan arasındaki ilişkiyi abi-kardeş olarak yorumladığını gördüm. Size bu ikili abi-kardeş gibi mi geldi? Bu ikilinin bulunduğu bir sahnede Burak Kut’un Heycanlıyım şarkısı çalıyordu; abi-kardeş ilişkisi için oldukça uygun bir şarkı seçimi, değil mi?
Benim sorunum eşcinsel karakterlerle değil; sorun, bunu anlattığı besbelli olduğu hâlde, bir şeylerden korkup inkâr edilmesi.
Filmi seven insanların yorumlarına da baktım; çoğu eşcinsellik var diye, kötü anlatımla da olsa laiklik var diye, ya da yine kötü de olsa tarikatları anlattığı için filmi övmüş. Yani bana sorarsanız, bu filmi sevebilmek için ya bilgisiz olmak ya da çok da dikkat vermeden izlemek gerekiyor. Ha bir de belli bir kitle var; en ufak bir eşcinsel karakter görse tam puan veren tayfa, onları unutmak yok.
Filmin siyah-beyaz oluşuna geçelim: Estetik dursun diye mi böyle yapılmış? Hayır. Sadece festivallere girebilmek ve olmayan bir filmi sanat filmiymiş gibi gösterebilmek için siyah-beyaz tercih edilmiş. Bu konuda başarılı da olmuş; çünkü festivallerde gösterildi ve aptal “sanat sepet” tayfa tarafından da sevilmiş. Ama gerçekçi olalım.
Gerçekçi olalım; çünkü sanat filmi dediğimiz şey kesinlikle bu değil…
Hadi iyi şeylerden de bahsedeyim: Oyunculuklar mükemmele yakın, sinematografi de aynı şekilde. Üstelik senaryo da kağıt üzerinde fena durmuyor. Ama işte, hem çorba gibi oluşu hem de anlatmaya çalıştığı şeyi inkâr etmesi, filmi daha da kötü hale getirmiş. Bunun sebebi muhtemelen 2010’da yazılmaya başlanan senaryonun ancak 2019’da bitmiş olması. Büyük ihtimalle ara ara el atılmış, çok da önemsenmemiş, sadece bir PR projesiymiş gibi çıkmış ortaya Yurt.
Kısacası bu film olmamış, elle tutulur bir yanı yok. Verdiğim puan sadece filmin anlatmaya çalıştığı bazı konuları sevmemden, oyunculuklardan ve sinematografiden geliyor.
4,92/10