Bir daha yeni Türk dizisi izlemeyeceğim. Diziyle hiçbir alakası yok. Ama hayatımın en az 1.5 saatini alıyor bir bölümü. O da ben sürekli ileri sardığım için. 51 bölümden 76 saat yapıyor aşağı yukarı yani 3 günden fazla süremi bu diziye…devamıBir daha yeni Türk dizisi izlemeyeceğim. Diziyle hiçbir alakası yok. Ama hayatımın en az 1.5 saatini alıyor bir bölümü. O da ben sürekli ileri sardığım için. 51 bölümden 76 saat yapıyor aşağı yukarı yani 3 günden fazla süremi bu diziye verdim. Tatmin edici miydi aslında sayılır. Neyse şimdi uzun bir yazı yazacam çünkü dizi de uzundu.
Öncelikle ben doktor dizilerini hiç sevmem. Ancak bu diziyi oyuncuları harika taşımış. Gerçi iki karakter berbat ediyordu ama olsun. Timuçin Esen ve Okan Yalabık başta Ebru Özkan ve Kaan Yıldırım harika işler çıkarmışlar hem de her bölüm. Yoksa cidden çekilecek çile değildi. Timuçin Esen'e özellikle değinmek gerek. Karakteri aşırı bilmiş, ukala, asla empati yapmayan, asla kendine dair duygularını söylemeyen göstermeyen, çocuk gibi davranan ve gerektiğinde her türlü rahatsızlığı verebilen bir doktor. Ama işinde müthiş. İşi de tanı koyma ve tedavi. Karakteri çok keyifli yazan senariste de teşekkür etmek lazım cidden komik bir karakter. Bunun yanında Timuçin Esen harika iş yapmış. Özellikle o olmasa imkansız bu dizinin 51 bölüm yapması. Şimdi diğerlerine gelelim.
Okan Yalabık (Orhan) ve Ebru Özkan'ın (İpek) oynadığı karakterler de gayet iyi ve iki isim de zaten iyi oyuncular gayer iyilerdi. Kaan Yıldırım'a (namı diğer Dolapdere) çok ciddi bir rol verilmemiş gibi dursa da, Hekimoğlu'nun ekibindeki en çekilebilir karakter ve bu da iyi bir şey. Çünkü diğer iki isim, (Nişantaşı) ve (Zeynep hoca) hem kötü oyunculuk hem kötü karakterler olunca feci yordular beni. Özellikle Zeynep karakteri. Allah'ım her bölüm, bakın her bölüm ya bir duygu sömürüsü ya bir manipülasyon ya bir demagoji gerçekten o kadar yoruldum ki. Sanırım Hekimoğlu karakteri duygu belli etmiyor diye Zeyneple dengelemek istemişler yani. Gerçekten hem kötü oyunculuk hem de aşırı kötü bir karakter. Tamam anladım duygusal karakter yazmışlar da bu çok başka ya. Vaka sürekli değiştiği için her bölüm, her bölümde farklı türde bir Zeynep işkencesi resmen. Bir de aralarda gerizekalı feminazi atakları falan. Yine anlarım iş hayatında kadının yaşadığı zorlukları anlattığınızı ama yok yani. Olmamış. Zeynep karakterini anlatacak en güzel kelime "uyuz". Karakterin duygu durumları o kadar acayip ki, herkese aşık olabiliyor herkesten şikayet edebiliyor herkese trip atabiliyor ama herkes anlayışla karsilasin istiyor. Bir de asla kabullenmiyor inatla aynı devam ediyor gerçekten sinir harbi. Allah öyle iş arkadaşından korusun ya. İş arkadaşınla sakalasirsin isinle alakalı falan ki doktorken daha dikkatli olursun elbet. Zaten senaryoda da diğer iki doktor (Nişantaşı ve Dolapdere) dozunda şakalasiyorlar fakat Zeynep her ortamda bulunduğunda 12 yaşında empatiyi yeni öğrenmiş çocuk gibi bu yaptığınız doğru değil, kendinizi onun, bunun, şunun yerine koyun gibi saçma sapan alakasız duygu sömürüsüne başlıyor her seferinde hem de. Zeynep yerine silik bir karakter olsa daha çok çekilirdi. Hatta ikisi olsun Zeynep olmasın yine daha iyiydi bence. İşin ironik kısmı, Zeynep karakteri tanı koyma aşamasında asla çözüm üretmiyor, hep olası ihtimallere karşı çıkıyor. İstisnasız hem de. Her seferinde. Kendisi bir tanı koymaya yeltenmiyor resmen. Gerçekten çok kötü bir karakterdi artık o kadar yordu ki bir yerden sonra sarmaya başladım özellikle o sahneleri.
Gelelim diğer kötü karaktere. Nişantaşı (dizideki ismi Emre) karakterinin de çok iyi olduğunu söyleyemem ama oyuncu da bence kötü oynamış. Onun asıl sorunu oydu. Oyuncu maalesef karakteri sevdiremedi bana ve bence sığ bir karakter aynı zamanda. Kendi hikâyesine en çok vurgu yapılan isim aslında ama yine de havada kalıyor senaryonun sorunu olarak. Oyuncu da bunu kotaramayinca maalesef kötü bir dizayn oluyor.
Şimdi dizinin kendisine gelelim. Bence gördüğüm izlediğim ve maruz kaldığım doktor dizileri arasında en farklısi ama karakter gelişimi açısından da en güdük kalanıydı. Son bölüm biraz tatmin ediciydi bu açıdan ama 51 bölüm beklemek zorunda mıydım bunun için? Biraz belli ederdi senaryo. Dizide karakter gelişimi olan tek karakter Dolapdereydi. Onun dışında hiç kimse de gram ilerleme yoktu. Ki onun için bile dizinin 2/3unu izlemeniz gerekiyor. Ancak, dizinin ele aldığı şey bence çok güzel ve gerçeklere nispeten daha yakındı. Doktorlarin yaptığı işe hayat kurtarmak değil de hastalığı iyilestirmek olarak bakabilecegini de gösteriyordu. Öbürü de tabi ki oluyor fakat bu şart değil. Nasıl bir tamirci yaptığı arabayla bağ kurmak zorunda değilse, işini düzgün yaptığı sürece sorun yoksa, doktorlar için de böyle. İnsanlarla uğraşmanın farkı olsa da böyle. Bunun dışında bir de Hekimoğlu karakteri gerçekten sıradışı ve farklı şeyler gösteren bir karakter olmuş. İnsanlara engelli bir doktor duygusallığı yapmamislar dizide. En güzel kısmı bu. Çünkü bunu yaptığınızda o engelli insanı ötekilestiriyorsunuz artık. Ona yardımcı olmak başka, ona ekstra şeyler yapmak başka. Bu da ayrımcılık olur çünkü. Dizide bunu hiç göstermemişler bence bu çok güzeldi. Hatta tersine Hekimoğlu'nun aksıyor olması çok daha keyifli bir hâl alıyor dizide. Bu da tam tersine bir mesajdır bilinçaltına. Reklamlarda ya da dizilerde filmlerde sıkça gördüğümüz alt metin. İnsanlar bu halleriyle de eğlenip gülebilirler. Karakterimizin çok daha derin yaraları var fakat hepsi kendi kendine yarattığı sorunlar ve Hekimoğlunun türünün tek örneği olmasıyla bağlantılı bunlar. Bu yüzden sorun olmamış hiç.
Neticede, çok keyifli ve yorucu bir diziydi. Keyfin neredeyse tamamı Timuçin Esen sayesinde. Yoruculugun neredeyse tamamı süre yüzünden. Bu yüzden eğer Türk dizileri izlemeye alışkınsanız kesinlikle başlayın derim. En güzel yanlarından biri de arkada dinlemelik de çok iyi bir dizi olduğu. Görmenin şart olduğu bir dizi değil yani. Ancak Türk dizi sürelerine alışkın değilseniz, bir düşünün. Birkaç bölüm izleyin ve öyle karar verin. Değer mi? Diye.