Uzun ve sıkıcı, Kona ile hayatta işime yaramayacak bilgiler köşesinde bugün, Rus silah sanayinin gururu, her türlü örgüt, milis, iç savaş, afrikalı korsan ve bilimum "tırreğin" ilk tercihi. Bordo klavyelilerin tesbihi AK-47'nin hikayesi var. Mihail Kızıl Ordunun çıldırtıcı lojistiğine ikinci…devamıUzun ve sıkıcı, Kona ile hayatta işime yaramayacak bilgiler köşesinde bugün, Rus silah sanayinin gururu, her türlü örgüt, milis, iç savaş, afrikalı korsan ve bilimum "tırreğin" ilk tercihi. Bordo klavyelilerin tesbihi AK-47'nin hikayesi var.
Mihail Kızıl Ordunun çıldırtıcı lojistiğine ikinci dünya savaşı cephelerinde şahit olmuş, "bu iş böyle olmaz yeğenim ben cephede iki kurşun sıkarak mı yoksa ordumu silahlandırarak mı bu vatanı kurtarırım" diyerekten bir deli cesaret, eskiden çalıştığı bir fabrikada biraz şans biraz yüreklere oynayarak prototipini geliştirmeye başlar.
"Vay delikanlı sende iş var" denerek kendisine şans verilir. Köyden indim şehire tadında bir mühendislik hikayesi başlar.
Ben şahsen SSCB tat ve dokularını genel tüketiciye uygun buldum. Biraz ortamın farkını belirtmek için gerekli şeyler bunlar. Yürüdüğü kıza şeker tayınını vermeler, herkesin cephede birini kaybetmiş olması, verimsiz sovyet politbüro ve bürokrasi işleyişleri(ilk vagon atolyesinde çeşitli tripler) falan bence olaya derinliğini veriyor. Zor zamanları, zor adamları, zor kararları yedirmeye çalışıyor.
Onun dışında biraz çekilmek için çekilmiş bir iş. Harika oyunculuklar büyük dramalar yok. Mihail var vatan sevgisi var, büyük isimler altında bekleneni verememe korkusu var. Bunlar artık bizim gibi modern izleyici kitlesi için küçük fakat bir adam için zor şeyler. (artık maşallah galaksi falan kurtarılıyor her dizi filmde).
Meraklısına hızlı bir özet, meraksızına hafif bir jimnastik deyip film mevzusunu kapatıyor bomboş ortamlarda belki bir gün lazım olursa şekil şukul için bilgilere geçiyorum.
Yav peki ne bu yani her silah yapana niye film çekmemişler veya bu zıkkım niye böyle ünlü olmuş?
Avtomat Kalashnikova yani bizim AK çok derin bir yarayı kapatırda ondan.
"Bir sıcak çatışma bölgesinde artık kalaşnikof çıkıp çıkmaması değil hangi modelinden ne kadar çıktığı daha yaygın olduğundan analistlerin bir bakışta bunların menşeini anlaması beklenir."
Yani bir çatışma bölgesinde AK var mıdır soru değildir, hangi AK oradadır mesele odur. Niyeti bozan herkesin ilk baktığı yerdir.
"Ak-47/akm/aks için konuşacaksak burada dizayn felsefesinde hafiflik değil, basitlik esastır. Rus ordu anlayışının temelinde zaten basitlik yatar. Bunda da 1940'larda steplerden, dağlardan tundralardan topladıkları adamlara mekanik objeler (makineli tabancalar gibi) verip Almanlara karşı atarken ekipmanın basitliğinin başarıya büyük bir etkisi olduğunu farketmeleridir. Rus alt kademe ekipmanı her zaman karmaşıktan basite doğru gider. (ppsh-41 pps-43 olur, dp27 sg43 olur, ak47 akm olur). İşte primat adam bile kullansın, silah bozulmasın takılmasın, 30 mermiyi sıkıntısız olarak atsın. 2 milyon askerimiz var isabet o kadar da mühim değil, mermi bol illa biri isabet ettirir kafasındadırlar.
Bu mantaliteyle fakir bir ülkeyseniz ak47 size uygundur. Afrika ülkeleri iç savaşlarında bu yüzden birbirlerini öldürürken 650 dolarlık m16'lar yerine kalaşnikof tercih ederler. Milyonlarca kişilik ordu besliyorsanız da bu size uygundur, çin 1956'dan 2000 lere kadar tip 56 kalaşnikofları boşuna kullanmadı. Tek namlu üretimiyle 44 yıl hizmet veren ve her gün taşınan bir silahtır bu. Ama almanya gibi bir ülkeyseniz, profesyonel ordunuzda herkes elit özellikler taşıyorsa uğraşmazsınız bunlarla. İşte o vakit AK serileri kapasite ve potansiyelinizi sınırlar. Gider aslan gibi G36 üretir kullanırsınız.
1949 model Ak47'ler sıcak savaş ortamlarında 5 dolara kadar inebilir. Afrika örneklerinde canlı tavukla mısırla falan da değiş tokuş edildiği görülmüştür. Dünyada 100 milyon kadar kalaşnikof türevi olduğu düşünülür."
Nasıl olmasın ki binbir çeşit modeli, bir sürü yedeği tezgah altı üretime müsait oluşuyla ailenizin saldırı tüfeği haline gelir hatta ve hatta bazı durumlarda farklı modellerin parçaları bile birbirine uyabilir.(Askeri mühendis ve lojistikçilerin ıslak rüyaları)
Gelelim popüler kültürde gördüklerimize. Orijinal AK47'yi pek sağda solda göremezsiniz ama nedense herkes her gördüğü AK'ya 47 der bu artık mintak, selpak, cif gibi halkımızın kahramanları arasına yerleşmiştir.
Çok yüksek ihtimalle haberlerde ve dizilerde Akm görürsünüz,avtomat kalaşnikova modernizirovanni meali modernize edilmiş AK. Maliyeti daha bile düşük ve bazı kusurları giderilmiştir. Namlu freni özlemi bitmiştir.
Rpk ise "yav bu çoğ hojmuş niye daha büyüğünü yapmayalım ki" denerek ortaya atılır, yerini ise elimizi atmışken bari korkak alıştırmayalım diyerek askere giden her Türk'ün ne hikmetse bir şekilde bir hikayesi olduğu PKMye namı diğer biksiye bırakır.
"Type 56 en büyük kalaşnikov varyant üreticilerinden biri olan Çin bu silahı üreterek Rusya'dan daha fazla kazanmış bile olabilir."
Aks-74u
Che'nin beresi, Castronun şapkası, Hitlerin bıyığı, Humeyninin sakalı, Usame bin Ladinin ise Aks 74 ü yanlarından ayrılmayan imzalarıdır. Bu da 47nin üstün atış doktrinine uyarlamasıdır.
Hatta ve hatta finler-israilliler bile bir ara israil ordusu için de AK bazlı bir tüfek geliştirir yom kippur sonrasında. Amerikalılar tüfek hibe etmeye başlayınca" bedava mal ucuz maldan daha iyidir" yahudi düsturu uyarınca vazgeçtiler.
Fazla kafa skmemek için toparlıyor, her ihtiyaca karşı bir ak üretildiğini tekrar belirtiyor (piyade, hava indirme, donanma, özel harekat (9x39)) Yakında sinek vurmak için bile bir model beklentisiyle bu gereksiz yazıya veda ediyorum.