Tarih kitapları arasında bazıları vardır ki yalnızca bilgi sunmaz; zihnimizde yeni pencereler açar, bizi tarihin akışını yeniden düşünmeye davet eder. William H. McNeill’in Dünya Tarihi adlı eseri de tam olarak böylesi bir yapıttır. Bir dünya tarihini tek kitapta anlatma marifeti…devamıTarih kitapları arasında bazıları vardır ki yalnızca bilgi sunmaz; zihnimizde yeni pencereler açar, bizi tarihin akışını yeniden düşünmeye davet eder. William H. McNeill’in Dünya Tarihi adlı eseri de tam olarak böylesi bir yapıttır. Bir dünya tarihini tek kitapta anlatma marifeti aslında neredeyse imkânsız bir girişim gibi görünür çoğunluğa göre. Hatta bana göre de. Dünya tarihine nasıl, nereden, hangi eserle giriş yapacağım konusunda baya bir kafam karışık iken, kütüphanenin rafında göz göze gelmemizle beraber bu fikri kafamdan atmaya yetmemişti kitap görsel olarak ama yavaş yavaş 100, sonra 200. sayfayı devirince doğru kitapta olduğumu anladım. McNeill, (bazı konuları) yüzeysel geçmeden ve aynı zamanda gereksiz ayrıntılara saplanmadan, (kısmen, yerine göre) dengeli bir anlatı veriyor bizlere. Okuyucu ne hızlıca tarih şeritlerinden kayıp gidiyor ne de detaylarda boğuluyor ve hatta tam aksine, insanlık serüvenini bir noktada keyif alarak takip etmeye başlıyorsunuz. Ki, tuğla gibi göz korkutucu bir kitapta bu gerçekten zordur.
(Özet İnceleme)
Kitap dört bölümden oluşuyor ve yaklaşık sekiz yüz sayfada bütün insanlık tarihini özetliyor. Bu yoğunluğa rağmen dili akıcı ve anlaşılır. Çevirisinin başarısı da ayrıca övgüyü hak ediyor ki, bilimsel bir eseri Türkçeye aktarmak her zaman güçtür ama (fiyatlarından gına getiren İmge) bu konuda iyi bir iş çıkarmış. (Ama fiyat konusunda zerre insafı yoktur kendilerinin) Yine de alanının en güçlü kaynaklarından birisidir. Bazılarına göre bilgiler eskide kalmıştır lakin hala günümüzde okunacak bir başyapıttır.
(Detaylı İnceleme)
Gelelim kitaba ve temel noktalarından birisine. O da “tarih şu, şu tarihte şu oldu, bu tarihte şu yaşandı” biçimindeki kronolojik listelerden ibaret bir anlatı yapmamasıdır. McNeill'in yaklaşımı, klasik tarihçinin yapması gerekeni yapmasında. Ne yapar klasik tarihçi? Yorumlar. Tarihi salt olayların sıralanışı olarak gören anlayıştan farklı olarak McNeill, olayların ardındaki dinamikleri, toplumların düşünce yapılarıyla, ekonomik üretim biçimleriyle ve hatta savaş teknolojileriyle bağlantılandırır. Böylece tarih, kuru bir bilgi yığını değil, yaşayan bir organizma gibi görünür okurken ve yaşanan bu seyrin bağlantılarını görmek, 20 sayfa önceki olayın şuanda okuduğum konuyla alakasını anlamak açısından çok değerli geldi bana. Çünkü okurken, bir nevi puzzle yapıyorsunuz ve sayfalar çevrildikçe o puzzle parçaları yavaş yavaş oturuyormuş hissini her daim veriyor kitap bizlere. Bu da okurken daha da motive etti diyebilirim.
Kitabın en güçlü yanlarından bir diğeri, yalnızca Batı merkezli bir tarih sunmamasıdır. Çin, Hindistan, Orta Doğu, Afrika ve Amerika gibi uygarlık merkezlerinin katkıları da anlatıya dâhildir. Bu özellik, özellikle tarih yazımında hâkim olan Batı-merkezci bakış açısını sorgulamak isteyenler için büyük bir niğmet. Özellikle batılı anlatıcıların "biz buyuz, en iyisiyiz" anlatısından gına gelen kişilere özellikle öneriyorum. Peki neden? Uygarlıkların birbirleriyle etkileşimleri, ticaret yolları, göçler ve savaşlar aracılığıyla nasıl ortak bir dünya tarihi oluşturdukları kitabın ana tezlerinden biri. Ve bütün bunları "Yüce Batı" felsefesiyle okumuyorsunuz. Sezar'ın hakkını Sezar'a veriyor yani. Hatta McNeill, barbar kavimlerle yerleşik toplumların mücadelesini, uygarlıkların yükseliş ve çöküş döngülerini küresel ölçekte yorumluyor ve şahsi kanaatimce bu yorumlama Diamond'un Mikrop, Tüfek ve Çelik kitabından çok daha iyi. (Arada gömme yapmazsam rahat edemem) Bu yüzden hem yansız anlatım, hem de Diamond'u kağıt üzerinde gömdüğü için önerilir.
Gelelim bir diğer artısında... Nedir bu? McNeill’in yöntemi. Peki nedir bu yöntem? Kendisi büyük olayların ardındaki yapısal sebeplere odaklanır. Ya da tarih, sosyoloji, antropoloji ve ekonomi gibi alanları birleştirir. Örneğin kavimler göçü gibi devasa bir kırılmayı yalnızca “şu tarihte başladı ve şu tarihte bitti” şeklinde değil, toplumsal, ekonomik ve düşünsel sonuçlarıyla birlikte ele alır. Burada sadece olayların aktarılması değil, bu olayların insanlık tarihinde nasıl yeni bir yönelim yarattığını detaylandırır ki zaten kitabın albenisi burada. O kadar salt tarih anlatılarının yanında nihayet güzel bir yorumlama okumak "işte okuyorum" dedirtiyor.
Peki bu kitabın hiç mi eksiği, noksanı yoktur? Elbette bu büyüklükte bir çalışmanın eksikleri de vardır. Benim gözümü tırmalayan 3 eksiklik vardı. İlk olarak McNeill, bazı konuları özellikle (ama altını çiziyorum, özellikle) kısa geçiyor, bazılarına ise hiç değinmiyor. Ancak bu eksiklik, yüzeysel bir ilgisizlikten değil, aslında metodolojik bir tercihten kaynaklanıyor ki, okurken bunu anlayacaksınızdır. Zira yazar olayların kendisinden çok, onların nedenlerini ve sonuçlarını ön plana çıkarmak istiyor. Yani olaylar değil, onları mümkün kılan yapılar önemsiyor ve salt anlatı yapmamak için bu tercihi sergiliyor.
Diğer bir eksiği ise kadınların, kölelerin veya alt sınıf toplulukların tarihsel rolü ve etkileri üzerinde fazla durmuyor. Birçok önemli başkaldırı, tarihe yön veren olay anlatılmamış. Tamam, daha çok siyasi, ekonomik ve kültürel büyük aktörlere odaklanıyorsun ama toplumsal olayların bu kadar göz ardı edilmesi çok mantıksız ve rahatsız edici.
Son eksiği ise uygarlıkların kültürel, sanatsal ve entelektüel yönlerini genel hatlarıyla vermesi. Hani ver, ver eyvallah ama biraz detaylandır. Belki hakim olmadığı bir konu lakin en azından birilerinden yararlan, dipnot ekle, alıntı yap ama maalesef. Özellikle felsefe, edebiyat veya dini düşünce sistemlerinin tarihsel evrimleri o kadar yüzeysel ki, hani baya bir hayal kırıklığına uğradım. İlk paragrafta dillendirdiğim "kısmen, yerine göre" olan kısımların dengesi gerçekten karmaşık. Bu sebeple detaylık ve yüzeysellik konusunda tercih okuyucuya kalıyor. Sonuç olarak giriş olarak asla önermemekle birlikte (ben yaptım öyle bir hata ama siz yapmayın, ilgilisi olsanız bile bunaltıyor) işin derinliğine dalmak isteyenler için (eksikliklerine rağmen) başucu kitaplarında rahatlıkla ilk üçe girebilecek bir eser. İlgilisi okuyabilir.