Her şeyin bir hiç olduğunu bilen biri ölüm karşısında yaşayamaz. - Satranç oynayacağız. Sana karşı koyabildiğim sürece,canımı almayacaksın. Yenersem peşimi bırakırsın.. Savaşlardan sonra bitik,yorgun ve adeta sürüne sürüne yaşayan bir toplum,bir de veba ile sınanır hale gelmiş. Şimdi veba toplumu…devamıHer şeyin bir hiç olduğunu bilen biri ölüm karşısında yaşayamaz.
- Satranç oynayacağız. Sana karşı koyabildiğim sürece,canımı almayacaksın. Yenersem peşimi bırakırsın..
Savaşlardan sonra bitik,yorgun ve adeta sürüne sürüne yaşayan bir toplum,bir de veba ile sınanır hale gelmiş. Şimdi veba toplumu yok ediyor. Kimsenin kurtulamadığı ve acı içinde öldükleri bir hastalık bu. Geri dönüşü olmayan bu hastalıkta ise insanların yapabileceği tek şey Tanrı'ya sığınmak. Bu şekilde belki bu korkunç vebadan kurtulabileceklerini düşünüyorlar. Yine bu bir toplum yani birden hatta ikiden de çok fazla kişi anlamına geliyor ve toplum içerisindeki herkes böyle düşünmüyor. İçerisinde dönemin çadırlarda gösteri yapan sihirbazları,performans oyuncuları,hancıları,eşi kaybolmuş bir adam ve savaşlardan yorgun dönen bir şövalye var. Bunlar,sürekli kaybettikleri bu dünyada ve gidişatta bu kadar kötüyken neye inanabileceklerini ve bugüne kadar edindikleri tüm bilgileri değerleri sorguluyorlar. Filmde daha çok bu karakterlerin ekseninde ama merkezine şövalyeyi alarak ilerliyor. Çünkü şövalyenin peşinde 'ölüm' var. Ve ölümün hemen peşinde olduğu birinin üzerinden bu tür inanç sistemlerini sorgulamak çok daha sıcak ve daha taze düşünceleri açığa çıkartacaktır..
Tanrı'ya en çok ihtiyaç duyulduğu,en yakın hissedebileceğiniz anda insanoğlunun düşünce aleminde verdiği savaşı anlatan ve hayata dair edinilmiş en derin hislerin dahi eskisi gibi gelmeyip düşündüren,kuşkusuz varlığı temeline alan unutulmayacak bir kült film. Türünden ve döneminden yüksek,aslında içinde hissedebileceğimiz her histen olan,gösterdiği ve savunduğu tezlerle dönemini aşan,zamanı olmayan bir film. Bu yıl izlerken bu hisleri hissedebiliyorsak,bundan on yıl sonra tekrar izlediğimizde yine aynı belki daha başka düşünce pencerelerini de görebileceğimiz bir film. Bu açıdan düşündüğümüzde de filmin rahatlıkla zamansız bir film olduğunu söyleyebiliriz..
Ingmar Bergman'ın izlediğim ilk filmi zaten bu filmi izleyerek onun filmlerine başlamak istiyordum. Sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden birisi. Hakkında ki bilgileri ve konuşulmuş olanları bilmek bile bu gerçeği anlamak için yeterli. Sunduğu ve en önemli filmi olan,bu yapımda da bunu görmek mümkün. Konuyu çok fazla doğayla iç içe yaşaması ve filmin kendi içerisinde asla yitirmediği tiyatral hisleri,filmin hem doğaüstü fikri yapısını hem de gerçekçi düşüncelerini tamamlıyor. Aynı zamanda fantastik anlamda da onu gerçeklikle her yönüyle içe içe yapan bir boyut kazandırıyor. Finaliyle de beni büyüleyen bir film oldu..
İzlenmesi gereken,izlediğinde herkese çok şey katacağını düşündüğüm,önemli bir film. Hissettirdikleri ve sorgulayıcı yapısıyla herkese yeni düşünceler ve farklı fikirler katacaktır,bu fikirler de hayata dair her şey olacaktır. Kült ve önemli filmlerden birisi,elbette ki altında çok önemli bir yönetmenin imzası ile..