Var Bunlar Var açılış sahnesinden itibaren seyirciye şunu söylüyor: Bak, burada çok büyük bir şey olmayacak ama hayatın kendisi zaten sinema. Yönetmen Arif Gökdeniz Uslu elde kamerayı sallantılı şekilde kullanıyor, ışıklar bazen o kadar doğal ki karakterin yüzünü göremiyorsun ama…devamıVar Bunlar Var açılış sahnesinden itibaren seyirciye şunu söylüyor: Bak, burada çok büyük bir şey olmayacak ama hayatın kendisi zaten sinema. Yönetmen Arif Gökdeniz Uslu elde kamerayı sallantılı şekilde kullanıyor, ışıklar bazen o kadar doğal ki karakterin yüzünü göremiyorsun ama o anda öyle sıradan bir replik geliyor ki, sen de diyorsun: Acaba bu teknik kusur mu yoksa sanatsal tercih mi? Dizinin en büyük gücü, gündelik detayları dramatik bir paketle sunması. Plan sekanslar bolca kullanılıyor ama Hollywood’daki gibi teknik şov için değil; daha çok arkadaş muhabbet ederken kamerayı bırakmamış havasında.
Oyuncu kadrosu ise diziyi asıl özel yapan taraf. Giray Altınok Samet rolünde hem başrol hem de senarist. Onun bakışları hep uzaklara dalıyor, sanki derin bir felsefi söz söyleyecekmiş gibi bekliyorsun ama sonra Abi çay soğumuş diyor. İşte bu kontrast dizinin mizahını oluşturuyor. Kerem Özdoğan Tufan karakterinde aynı şekilde hem senarist hem başrol. Hep bir şeyleri karıştırıyor, hayatın ortasında debeleniyor; ama seyirci onun kaosunu izlerken kendi hayatındaki küçük absürtlükleri hatırlıyor. Cansu Diktaş Altınok ise Buket olarak doğallığıyla dikkat çekiyor. Sanki sette değil de evde oturuyormuş gibi oynaması dizinin gerçeklik hissini güçlendiriyor. Burak Topaloğlu (Levent) yan karakter gibi görünüyor ama varlığıyla bizden biri hissini veriyor; onun sahneleri, seyircinin bu adamı mahallede görmüş gibiyim demesini sağlıyor. Muhammed Türkoğlu (Özgür) ve Aysima Ateşeduran (Sinem) dizinin arkadaş grubuna sıcaklık katıyor; oyunculukları öyle doğal ki, sanki gerçekten yan masada sohbet ediyorlarmış da kamera tesadüfen kayda girmiş. Daha ileride Erşan Özhim (Mete) ve Şefik Taylan (Cengiz) gibi isimler de giriyor; onların katkısı da sanki sete uğrayan misafir gibi ama bu da hayatın spontane akışına hizmet ediyor.
Mekan seçimleri oldukça minimal. Kafeler, parklar, evler… Masanın üzerinde üç çay bardağı, bir sigara paketi, biraz muhabbet; ve işte bir sahne hazır. Kamera bu detaylara odaklanıyor, çünkü dizinin estetiği tam olarak gündelik hayatın içindeki küçük ayrıntılardan besleniyor. Müzikler ise hep indie, lo-fi tınılarla ilerliyor. Karakter sevgilisinden ayrılıyor ama fonda öyle enerjik bir gitar çalıyor ki, sanki bir yandan halaya girilecekmiş gibi hissediyorsun.
Sonuçta Var Bunlar Var, sinematografiyle sanat filmi havası yaratırken oyuncularıyla mahallede geçen sıradan bir gün tadı veriyor. Giray Altınok’un düşünceli bakışları, Kerem Özdoğan’ın kaotik doğallığı, Cansu Diktaş Altınok’un sade gerçekçiliği ve diğer kadronun bizdenliği birleşince ortaya hem festivallerde derinlik var diye yorumlanan hem de kahvede bizim çocuklar aynısı ya dedirten bir iş çıkıyor. Ne tam sanat filmi ne tam sitcom; ikisinin arasında bir yerde, tam da hayatın kendisi gibi: dramatik, komik, absürt ve samimi.