Zaten neredeyse her kitap okuyan insan okudu, kendi düşünceleri var. Ben de biraz kendi düşüncemi söyleyeyim. Kitap genel olarak güzeldi, akıcıydı ama yer yer sıktığı da oldu. Özellikle sayfalaca süren noktasız, sadece virgüllü diyaloglar beni çok yordu . Oralarda koptum.…devamıZaten neredeyse her kitap okuyan insan okudu, kendi düşünceleri var. Ben de biraz kendi düşüncemi söyleyeyim. Kitap genel olarak güzeldi, akıcıydı ama yer yer sıktığı da oldu. Özellikle sayfalaca süren noktasız, sadece virgüllü diyaloglar beni çok yordu . Oralarda koptum. Ama genel olarak konusu ilgi çekiciydi.
Oluşturulan durum, dünyanın hali öyle iyi işlenmiş ki bir noktada artık içime işledi. Duyguları, olay örgüsünü, o dünyayı gerçekmiş gibi hissetmeye başladım. Gerçek dünyada bile sanki körlüğün hüküm sürdüğü bir dünyadaymışım gibi hissettiğim, o bakış açısını kitabı okumaya ara verdiğimde bırakamadığım zamanlar oldu.
Sonu bana havada geldi, daha iyi işlenebilirdi diye düşünüyorum. Aslında olaylardan çok, körlüğün dünyayı ve insanları etkileyişi işlenmek istenmiş olabilir. Yine de daha çok üstüne düşünebilirdi, bir açıklama verilebilirdi diye düşünüyorum.
Bu kadar popülariteyi benim görüşüme göre hak ediyor mu? Hayır. Kötü bir kitap olmasa da bence bu kadar popüler olup, çok okunması gerekecek bir kitap değil.
"Peki, öldürmek ne zaman gerekir, diye sordu kendi kendine, ana giriş avlusuna doğru ilerlerken, yanıtı yine kendisi verdi, Henüz hayatta olan ölünce."
"Kelimeler böyledir işte, fazla gizlerler kendilerini, birbirinin peșine takılırlar, nereye gittiklerini bilmez görünürler ve ansızın, ikisinin, üçünün, veyahut dördünün birden, kolayca ortaya çıkmasıyla, bir kişi zamiri, bir zarf, bir fil, bir sıfatla, karşı konulamayan bir heyecan tenimize ve gözlerimize yükselir, duygularımızın sükûneti bozulur, bazen de sinirlerimiz dayanamaz buna, çok tahammül etmişlerdir, sanki bir zrh kuşanmış gibi her şeye katlanmışlardır."
"Ölecek olmamız fikri bize pahalıya patlyor, dedi doktorun karısı, ölenler için daima bir özür arıyoruz, sanki sıra bize geldiğinde bizi bağışlamalarını önceden ister gibiyiz."
"Siz yazarsınız, az önce dediğiniz gibi kelimeleri çok iyi tanımanız gerekir, dolayısıyla sıfatların hiçbir ișe yaramadığını bilirsiniz, bir insan bir başka insanı öldürdüğünde, örneğin, bunu olduğu gibi ifade etmeli, zaten eylemin dehşeti, kendi başıa, öyle korkunçtur ki böylesine korkunç olduğunu söylemekten bizi kurtarır, Gereğinden fazla kelime kullanıyoruz demek istiyorsunuz yani, Gereği kadar duyguya sahip olmadığımızı söylüyorum, Belki de yeteri kadar duyguya sahibiz ama onları ifade edecek kelimeleri kullanmıyoruz, sonuçta da duygularımızı yitiriyoruz."