Bir rivayete göre "dame un grrr" akımı bu diziden sonra ortaya çıkmış. Bir belgeseli izlemek için tv plus üyeliği almıştım. Blu tv'nin de yapımları varmış içinde, "aynen aynen" de oradan çıkma bir yapım. Bu diziyi izlemek hiç aklımda olmamasına rağmen…devamıBir rivayete göre "dame un grrr" akımı bu diziden sonra ortaya çıkmış.
Bir belgeseli izlemek için tv plus üyeliği almıştım. Blu tv'nin de yapımları varmış içinde, "aynen aynen" de oradan çıkma bir yapım. Bu diziyi izlemek hiç aklımda olmamasına rağmen bölümlerin dokuz on minvalinde döndüğünü görünce açtım izlemeye başladım.
Günümüzde yaşanan bazı şeyleri tiye alarak sahneleme yapmışlar.
Yetişkin içeriklere karşı hassasiyeti olanların tercih edeceği bir dizi olmamakla beraber tek başınıza izlemeniz çok daha iyi olur.
Uraz'ın oyunculuğunu önceden sevsem de son yıllarda oyunculuğuna karşı bir uzaklık da hissediyordum. Bu dizi de bu durumu perçinledi. Kerem Bursin'in karizmasına edecek tek lafım yok ama onun da oyunculuğunu önceden beğenmezdim. Hoş burada da çok çok iyi denecek bir oyunculuğu yok ama böyle bir dizide öyle bir durumu da çok beklemedim. Ayrıca Urazdan sonra Keremi izlemek de kat be kat daha iyiydi.
Tiye alınan şeyler sadece kadın erkek ilişkisine karşı değil, günümüzde artık aşina olduğumuz belki de alıştığımız şeylere karşı da yapılıyordu. Bunlardan bir tanesi saçma sapan yerli dizi sektörümüzdü. Kerem Bursin de bir oyuncu olmasına rağmen, yerli dizilerde hep böyle rollerde yer almasına rağmen bu konuyu tiye alan bir karakterdi. "Aşk intikam ve ihtiras" üçlüsünü farklı farklı adlarla önümüze sunan sinema sektörüne güzel bir taşlama yaptı. "Ve çatır çatır sevişirler" minvalinde dönen yeni dizilerimiz için cuk oturan bir taşlamaydı. Zira yalı çapkını zart zurt dizilerinden de bunu oldukça iyi biliyoruz.
Dizi insana birşey katmıyormuş gibi görünsede benim ilgimi çok çeken bir mevzu vardı son bölümlerden bir tanesinde. İzlemek isteyenler için belki spoi olabilir ama sekiz dakikalık bir dizide buna çok takılacağınızı düşünmüyorum.
Nil bir yerde hamile olduğundan şüpheleniyor ve denizle paylaşıyor bu durumu. Baba olacağının farkındalığını aniden bünyesinde yaşayan denize bir de artık dokuz ay seks yapamayacak olmanın farkındalığı yükleniyor ve bu durumdan yakınıyor.
Nil buna gerek olmadığını bu durumda da seks yapabileceklerini söylese de o katiyen bu fikre karşı çıkıyor. Erkeklerin eşlerinin hamilelik süreçlerinde birliktelik yaşamak istememelerine başka yerlerde de denk geldim ve tanık oldum. Bunun sebebini de o bölümden sonra daha çok merak edip biraz araştırdım.
İlki bebeğe zarar veririm korkusundan ileri geliyormuş. Ki bu fizyolojik olarak pek mümkün değil.
Bebeğin rahimde büyüdüğünü hepimiz bilsek de cinsel ilişkilerde de penis rahime kadar uzanmazmış. Çünkü vajina yolu ile rahmin başladığı yer birbinden ayrı. Bu yüzden bebek için herhangi bir risk yoksa cinsel ilişki de bebeğe herhangi bir zarar vermezmiş.
Diğer sebebi ise izleniyormuş hissiymiş. Yani bebek tarafından. Ki bu bir bakıma aslında mantıklı gibi.
-bence- Üzerine düşününce cidden garip bir durum.
Her zaman kadınlarda annelik içgüdüsü önceden var bu erkeklerde yok, onlar bebekle bağ kurunca babalık duygusu yükleniyor desek de sanırım bu böyle değil. Bu araştırmayla bunu anlamış oldum. Yapıları gereği bu gibi durumlarda biz kadınlardan çok daha farklı bir şekilde etkileniyorlar. Biz bebeğe karşı büyük bir şefkat ve benzeri duygularla bağlanıp bağ kurarken onlar daha çok güven ve koruma içgüdüsü ile yaklaşıyorlar. Aslında tam da bir erkekten ve erkek yapısından beklenildiği gibi.
Dizinin bana kattığı tek şey buydu ama bu bile çok büyük bir şeydi bence, özellikle de toplumumzda böyle şeylerin ayıp karşılandığını düşünürsek. İnsan cidden neyin içinden ne çıkacağını ve ne anlam bulacağını asla bilemiyor. O yüzden bu diziyi bitirdiğime de memnun olduğumu söyleyebilir ve iyi geceler dilerim.