"Düşen bir yaprak görürsen beni hatırla demiştin" IMDb puanının neden bu kadar düşük olduğunu sorguluyorum şuan. Bir taraftan da "sonbahar rüzgarları" parçasıyla filmi düşünüyorum -düşündüğüm tek şey film değil- Filmi bu yaz fark edip listeme aldım ve bir an önce…devamı"Düşen bir yaprak görürsen beni hatırla demiştin"
IMDb puanının neden bu kadar düşük olduğunu sorguluyorum şuan. Bir taraftan da "sonbahar rüzgarları" parçasıyla filmi düşünüyorum
-düşündüğüm tek şey film değil-
Filmi bu yaz fark edip listeme aldım ve bir an önce sonbahar gelsin de izleyeyim diye dört gözle bekledim. Ve benim için buna değdi. Şimdi yaprakların sararıp, yağmurların çoğalmasını bekliyorum. Seğmenler parkı ve kuğulu gölde bir yürüyüşü hak ediyor zira bu parça...
Nalan adında bir kızımız var ve bir gün iş için taksi çevirdiği sırada deniz teğmeni Kemal ile karşılaşıyor. -gemilerde talim var çok yakışırdı bence bu filme jcksjcjs-
Bu karşılaşmadan sonra onları çok fazla şey bekliyor. Aşk, sevgi gibi etmenlerin yanı sıra bize ders verir nitelikte sahneleri de vardı.
Filmde hoşuma gitmeyen bir detay var önce ondan bahsedeceğim. Bundan kaç kez bahsettim bilmiyorum ama yineleyeceğim. Ben ilk görüşte aşka inanmıyorum. Burada da ona benzer bir şey varın ötesinde ilk on dakikadan el ele tutuşup çayırlarda falan koştular. İçimden dedim "hah bizi şimdi siyah gül gibi bir film bekliyor" neyse ki öyle olmadı.
Hatta bugüne kadar izlediğim en olaylı Yeşilçam filmi bile olabilir. Neden bu hisse kapıldım bilmiyorum ama dolu dolu geldi.
Pinterestte Türkan Şoray'ın fotoğraflarını ararken denk geldiğim kareleri oluyordu ve büyük bir çoğunluğu bu filmdendi.
O yönden de izlemek benim için çok güzeldi. Çünkü ben ekran görüntüsü almadan duramadım maalesef...
Film adına yakışır nitelikteydi. Dolu dolu mutluluk ve aşk sahnelerinin değil de sonbaharın bir hüzün mevsimi olduğunu haykırdı bir çok sahnesinde. En sevdiğim iki mevsim arasındadır ilkbahar ve sonbahar. Lakin sonbaharın hep daha bir ağırlığı olmuştur ben de. Ankara en çok sonbaharda güzel diye midir bu duygu bilemem...
Film karakterlerinin geçmişte verdiği kararlar yüzünden hayatları bir sonbahar rüzgarı gibi harlandıkça harlandı. Görünmeyen bir ateş vardı sadece. Yüreklerinde hissettikleri, görünen görünmeyen gözyaşları ile bezedikleri bir ateş...
Farkında olarak veya olmayarak film ve dizilerde hep rüyaların ağırlığını görüyoruz.
Hatıraların ağırlığı, özlemin dayanılmaz yükü en çok rüyalarda buluyor insanı. Burada da tam olarak öyleydi. Rüya içinde mutlu hissettiren, uyanınca üzerine bırakılan koca buruk bir his...
Nalan'ın rüya sahneleri de oldukça buruktu.
Ekran görüntüsü almadan duramadığımdan bahsetmiştim. Film beni en çok bu yönü ile bağlamış olabilir. Bir taraftan melodiler bir taraftan mekan seçimleri ve görsellik. Özellikle Türkan'ın sahnelerinin güzelliği... Kadın taş gibi çünkü, ne giyse yakışıyor.
Ediz ve Türkan'ın oyunculuğu da oldukça güzeldi. İzlerken fark ettim Ediz ilkokul aşkıma çok benziyordu.
Onun büyümüş de adam olmuş hâli gibiydi. Belki de filmle bu yüzden çok bağ kurdum bilmiyorum cjakxbka
Bu bir film olduğu için bundan çok bahsetmek istemiyorum ama bu duyguyu en çok bu filmden aldığım için ona da değineceğim. "Kader" kavramını çok fazla gördüm diyebilirim. Veya gözüme çok fazla battı.
İki karakter ne kadar ters ve yanlış kararlar verdilerse hayat hep onları bir şekilde yan yana getirdi. Bazen biri istemedi bazen diğeri lakin günün sonunda hep yan yanalardı. Ne kadar inat etselerde. Kader ve nasip kavramını sanırım bu yüzden çok seviyorum. Olacak olanın bir gün nasıl olsa olacağına inancım tam. Kim inat ederse etsin. Sanırım biraz da
-asla biraz değil- tevekkül lazım. Zira birileri tevekkülün varlığını çok zor öğrendi.
İzleyin, izlemeyin kısmına gelince. Ben bu konularda çok net bir fikir belirtmeyi veya önermeyi sevmiyorum. Biraz sürpriz işi gibi bir durum bu. Benim gördüğümü başkası görmek zorunda değil veya başkasının gördüğünü de ben görmek zorunda değilim.
İçinden tek çıkardığım bir anlam benim için o filmi çok iyi yaparken benim çıkardığım anlamı da kimse görmek zorunda değil. İnsan leylasını gördüğü yeri severmiş de diyebiliriz. -denk geldiğim bir cümleden sonra bir taraflarımdan uydurduğum bir cümledir bu da ve bir leyladan çok fazlasıdır benim için anlam bakımından-
Lakinnnnn bu film adına konuşursam Yeşilçam severlerin kesinlikle seveceğini düşünüyorum.