Bazı kaynaklar Gupse Özay’ın sektöre Saklambaç, Telefon Çekmiyor ve İkinci Şans gibi kısa filmlerle girdiğini iddia etse de, bu projeleri bulmak veya doğrulamak oldukça zor. Resmi ve güvenilir bilgilere bakıldığında, 2012-2014 yılları arasında Yalan Dünya dizisinde yer aldı ve burada…devamıBazı kaynaklar Gupse Özay’ın sektöre Saklambaç, Telefon Çekmiyor ve İkinci Şans gibi kısa filmlerle girdiğini iddia etse de, bu projeleri bulmak veya doğrulamak oldukça zor. Resmi ve güvenilir bilgilere bakıldığında, 2012-2014 yılları arasında Yalan Dünya dizisinde yer aldı ve burada belli kesimlerce tanınan, nerede ne yapması gerektiğini, kimi nasıl etkileyeceğini ve kameraya nasıl oynanması gerektiğini bilen biri oldu ayrıca resmen ünlenmiş oldu. Yine 2014 yılında da orijinal içerik ve özgün karakterler vurgusuyla çıkış yapan Deliha filmini hem yazdı hem de başrolü canlandırdı. Bu orijinal film kesinlikle Recep İvedik’in kadın versiyonu değildi, bu yüzden çok beğenildi. Deliha filmi 7 milyon dolardan fazla kazanınca, tabii ki devam filmi de geldi.
İşin şakası bir yana, Gupse Özay Türk halkının bir kesimini gözüne kestirmiş ve sadece onlara içerik üretmeye başlamış biri. Özellikle kendi yazdığı Görümce ve Eltilerin Savaşı filmleri, saçma sapan aile içi kaostan komedi yaratmaya çalışarak güldürme çabasından başka bir şey değildi. Eltilerin Savaşını annem ile birlikte deneyimlemiştik; belli bir yerden sonra cringe’den komaya girecektik. 2024 yılında çıkan Lohusa filmini de yine kendisi yazmış ve oynamıştı. Diğerlerinin aksine bu filmi izlemedim; ancak fikirlerine güvendiğim insanlar bile ortalama üstü dediği için elbet bir gün izleyeceğim.
Gelelim Netflix için çıkan Platonik dizisine;
Birisinin Gupse Özay'a aptal ana karakterlerden komedi yaratma olayının modasının geçtiğini söylemesi gerekiyormuş. Çünkü kendisi popülerliğin verdiği etkiyle aşırı üretken olmaya çalışıp, 11 yaşındaki çocukların Wattpad'e yazdığı salak saçma hikayelerden hallice bir senaryo yazmış. Ayrıca bir kadın senaristin, yine kadın ana karakterlerden oluşan bir diziye aptal kadın karakterler yazmasına ironik mi denir, trajikomik mi denir bilmem ama basite kaçıldığı ve dizideki karakterler gibi aptal izleyiciye hitap edeceği kesin. Farklı olmaya çalışırken içinde ufak tefek farklı dokunuşları olan, ancak günün sonunda televizyon dizilerinden bir farkı olmayan diziydi bu.
Komedisini tamamen koca peşindeki karakterlerden vermeye çalışmak yerine, buna ek olarak yeterince geri zekalı karakterimiz yokmuş gibi bir de beyinleri sulanmış meditasyoncular eklenmiş. Bunların hepsinin komedi için yapılması iyi hoş ama komedi yok. Biz nerede güleceğiz, bir işaret verselerdi de anlasaydık keşke.
Oyunculuklara gelince; kasıntı ama fena sayılmayacak oyunculuklar var. Kerem Bürsin’i anladık, zaten adam başka türlüsünü beceremiyor, kasıntı olmak zorunda. Diyaloglara biraz değinecek olursam da, hani birine ilk kez çıkma teklifi etmeye çalışırsınız veya açılmaya çalışırsınız ya, işte o cringe’lik seviyesinde diyaloglara sahipti bu dizi.
Bu diziye beş bölüm katlanabildim. Aslında üç bölüm izleyip kapatmıştım, ancak dizi tam açıldı açılacak gibiyken bırakmak istemedim. Belki ileride iyi bir şeyler yapmıştır da yanlış bir şeyler yazmayayım diye biraz daha izlemeye karar verdim. Ancak son üç bölümü de izleyip daha fazla zamanımı çöpe atmak istemedim. Çünkü dizinin olayı belli, amacı belli ve asla ne yapmaya çalışıldığı anlaşılmıyor. Beş bölüm boyunca iki aptal kardeşin bir yakışıklı adamın peşinden koşmasını mı izledik gerçekten? Ya da salak saçma fantastik bir şeyler yaratma çabasının nasıl çöpe atıldığını mı gördük? Her şeyi geçtim, biz bunları izleyip eğlendik mi? Hayır. Tek kelimeyle hayır.
Bu dizi ne komik, ne eğlenceli, ne bir şey anlatmak istiyor, ne de özenilmiş bir proje. Tamamen “daha üretken olacağım” derken sıçıp sıvamak bu. Ki gördüğüm kadarıyla seven kitle de yok denecek kadar az. Bir zahmet bunu da sevmeyin artık.
Neyse, başta da söylediğim gibi Gupse Özay çok zeki bir kadın ve bugüne kadar da kime nasıl hitap edeceğini, yaptığı ve rol aldığı projelerin kime hitap ettiğini çok iyi belirleyen, daha en başından beri belli bir kitle üzerine oynayan zeki biri. Deliha filminin Recep İvedik’in popülerliğinin zirvesindeyken, hatta yine Recep İvedik ile aynı yıl vizyona sokulması ve bir anda ünlenmesi şans eseri veya tesadüf değildi. Daha da önemlisi, Recep İvedik karakterinin kadın versiyonu olmasına rağmen pazarlamasının “orijinal” diye yapılması garipti.
Gupse Özay zeki biri olsa da özellikle bu dizide çakılmış gibi duruyor. Televizyonda yüzlerce kez gördüğümüz koca peşindeki kadınlar temasını, dijitale ufak tefek gereksiz değişikliklerle ve televizyonda yapılması zor, asla komik olmayan cinsel esprilerle süsleyip vermişler.
Sonuç olarak farklı herhangi bir şeyi olmayan, saçma sapan bir işti. Dizi incelemesinden çok Gupse Özay hakkında yazdım ama olsun.