Üç bin yıl. Söylerken çok kısa şekilde ağızdan çıkıp gidiyor. Ama yaşanması derseniz, değil üç bin yıl belki 3 yılda belki 3 haftada unutuyoruz bazı şeyleri. İşte aslında filmin satır aralarında anlattığı şeylerdi o unuttuklarımız. Yaşarken gözden kaçırdıklarımız... Kimi zaman…devamıÜç bin yıl. Söylerken çok kısa şekilde ağızdan çıkıp gidiyor. Ama yaşanması derseniz, değil üç bin yıl belki 3 yılda belki 3 haftada unutuyoruz bazı şeyleri. İşte aslında filmin satır aralarında anlattığı şeylerdi o unuttuklarımız. Yaşarken gözden kaçırdıklarımız...
Kimi zaman hırslarımız kimi zaman bencilliklerimiz kimi zaman da amatörlüklerimizdir bizlere hayatı unutturan. Zevk almayı, keyif duygusunun rahatlatıcı hissini hiç yaşamamışçasına anlık hazlara nasıl da kaybettiğimizin hikayesiydi aslında bu film.
Sen kendi tarihini unutursan nasıl da çarpıtarak, kendilerine uyarlayarak seni sana anlatacaklarının fragmanıydı bu film. Gerçi bizden dediklerimiz ne kadar doğrusunu anlatıyor ki, elin yedi kat yabancısından doğrusunu bekliyoruz? Ne haddimize...
Bir hikaye yazarının, hikayenin kurgusunu düşlerken, bu dünyadan uzaklaşarak yaşadığı özgürlüğü hissettirmeyi, her bağlılığımızın her sınırı aşmış fedakarlığın kendimizi köleleştirmek olduğunu göstermeyi hedeflemiş aslında bu film.
Cinin anlattığı her hikaye İstanbul ile ilişkili. Yazarın kendisi de kimi hikayenin bitişi kimi hikayenin başlangıcı olan İstanbul ile ilişkili. İstanbul'u izledik gözlerimiz açık...
Cinin her hikayesi İstanbul ile ilgili dedik ya, dip not düşelim. İstanbul sadece coğrafi konumundan dolayı değil, dini olarak da önemli şehirlerden birisi diye anlatılır. Bu anlatımların bir kısmında İstanbul'un ilk kurucusunun Hz. Süleyman olduğundan bahsedilir. Kimi yerlerde de kurduğu değil ama hükmettiği topraklar arasında önemli bir yer olarak bahsedilir. Bu yüzden neredeyse Kudüs kadar önem atfedilir İstanbul'a. İşte bu filmde cinin anlattığı hikayelere bu perspektiften bakarsanız İstanbul'un başlangıç ve bitişlerdeki rolünün büyüklüğünü de yakalayabilirsiniz. Eee Cin sen mi büyüksün İstanbul mu?
Herkes kendi hikayesini yazarken, aslında diğer kişilerin hayatımızdaki rollerini nasıl da gereğinden büyük ya da küçük olarak algıladığımızı da anlatıyor bu film. Aynı bu filme ve filmin hayatımıza kattıklarına dair filmi büyüttüğümüz ya da küçülttüğümüz yorumlarımız gibi...
Çok uzatmayayım efendim. Sonuçta bir hikaye anlatılıyor. Yazarın kendi hikayesini yazmasını, yazarken geçtiği yolları tanıtıyor bizlere. Yazarın gözünden anlattığı için de tarihsel bir belgesel değil, sıradan bir hikaye olduğunu söyleyerek izlenebilecek bir film olduğunu söylüyor, hepinize kendi hikayelerinizde huzurlu ve keyifli zamanlar diliyorum.