Kitap hakkında düşüncem: Sanat siyaset ve bilimin edebiyat yorumu mu desem ve de bunlar etrafında dönen birazda dram , garip bir harmandı ... Şimdi düşününce, o an öyle rahat davranabilmiş olmam bana tuhaf geliyor, ama böyle durumlarda doğru kişi, bir…devamıKitap hakkında düşüncem: Sanat siyaset ve bilimin edebiyat yorumu mu desem ve de bunlar etrafında dönen birazda dram , garip bir harmandı ...
Şimdi düşününce, o an öyle rahat davranabilmiş olmam bana tuhaf geliyor, ama böyle durumlarda doğru kişi, bir şekilde insanın kendini rahat hissetmesini sağlar.(s.36)
Mutlaka, kurumuş dalda tek başına duran bir kargayı olduğundan farklı görüyorlar.(s.64)
Ben Edison adlı mucidin dünyanın tehlikeli insanlarından biri olduğu düşüncesindeyim.
Eğlence, ilkel haliyle yeter de artar bile. Alkolden sonra afyon ortaya çıkınca, bak Çin ne hale geldi? Edison 'un eğlencelerde kullanılmak üzere icat ettiği şeylerin de, benzeri sonuçlara yol açmasından endişeliyim. Bundan sonra, kırk, elli yıla kalmaz, Edison 'un ardılları çıkar ortaya ve dünya eğlenceye gömülüverir. Bir bakarsın ortaya akla hayale sığmayacak bir cehennem manzarası çıkıvermiş. Eğer bu benim kuruntum olarak kalacaksa ne iyi." (s.94)
Medeniyet, yaşam tarzını renklendirmekten ibaret değildir. Sürekli uyanık olmak, medeniyetin gerçek özüdür. Sahteliği ve gerçekliği ayırt etmek gerekir. Bu ayrımı yapabilen in sanlar gerçek anlamda eğitimli insanlardır. (s.116)
o yüzden mi sadece bana karşı üstünlük hissi ne kapılıyorlardı? Hayır, gerçekte bu sadece benim aşağılık kompleksi. (s.138)
Adab-ı muhaşeret düşüncesi tuhaf bir şeydir.
Felsefi bir ifadeyle söyleyecek olursam, sevgiyi idealize etmeye dayanır. İnsan yaşamındaki sıkıntıların sevginin ifade edilmesi güçlüğünden kaynaklandığını söyleyebilirim. Bu ifade güçlüğü insan mutsuzluğunun kaynağı değil midir? Bu çözümlendikten sonra, 'hükümdar hükümdardır, kullar kul; baba babadır, evlatlar evlat' düzeni doğal olarak, güle oynaya ortaya çıkar, insan tüm sıkıntılarından, zincirlerinden kurtulur. Oysa, o Konfüçyusçu alimler bunu nihayi görgü kuralı olarak öğrettiler ve böylece, ak sine hükümdar halkını aşağılamış, baba oğlunu mengene arasına sıkıştırmış oldu. (s.141)
Bilim. Acaba neden bilimi o kadar yüce bir şeymiş gibi görüyordum? Çocukların kibritle oy narken yaşadığı sevince benzer bir şey olsa gerek. İnsanın bağ lanmasını sağlıyor. Fakat eğer çocuklar o halleriyle bilimi silah haline getirirlerse, sonuç ne olur acaba? Daha da tra jik sonuçlar çıkabilir ortaya. Çünkü çocuklar eğlenmekten başka bir şey dü şünmez. Hastalığı yeni düzelmiştir ama bir bakarsın ırmakta suy la oynamıştır, hastalığı daha da fecileşmiş bir halde döner gelir.
Bilimin gücüyle halkı uyuşturup, yeniden doğuş için çaba harcamalarını sağlayıp, sonra da bu enerjiyi, reformu bir inanç haline getirmek için çalışmak. Bu haliyle üç aşamalı bir sav olduğunu söylemek çok güç.(s.146)
sana neler düşündüğümü anlatmıştım ama düşünce dediğimiz şey, misafir odalarında iltifatlarla sınırlı hale gelince, artık hiçbir işe yaramaz.(s.143)
Bir insanın yüreğindeki dönü şümleri, başkaları elbette anlayamaz. Hatta, o kişinin kendisinin bile o dönüşümü kavraması mümkün olmayabilir. Çoğu durumda, insanlar bir an gelir damarlarında kendi düşündüğünden farklı bir kanın dolaştığının farkına varıp, hayal kırıklığı yaşayabilirler. (s.151)