Raf ekibinin her istediğim mangayı eklemesii🫠<3 Garip her bölüm farklı konusu olan 5 bölümlük manga ahım şahım değildise bile ilginçti ve çizimler güzeldi. Son bölümde renkli çizim ayrı bir efsane. Yazarın diğer mangalarını merak ettim.
Ne izledim bee spk gereksiz karakterler olmasa... ama işte anime dünyası, o karakter niye vardı bilemedim. Fena da değildi konusu ilginçti ama daha derin ola bilirdi akudama drive'dan bir tık iyi. Bazı şeyler üstün körü geçmişler
Ethem Ethemm... Kitapın tarzı hoşuma gitti herkesin dilinden kendi hissleri yazılmış ilk başta Emin'e empati duyuyordum (evin ilk çocuğu olduğu için) ~Hayır deme hakkım var mı benim Allah'ım? Yok.~ bir de ~Şimdi düşünüyorum da ben hep ahiymi şim, hiç çocuk…devamıEthem Ethemm...
Kitapın tarzı hoşuma gitti herkesin dilinden kendi hissleri yazılmış ilk başta Emin'e empati duyuyordum (evin ilk çocuğu olduğu için) ~Hayır deme hakkım var mı benim Allah'ım? Yok.~ bir de ~Şimdi düşünüyorum da ben hep ahiymi şim, hiç çocuk olmamışım ki...~ Anne baba için o kadar uğraş dur, kardeşlerine bağırmasınlar diye de ayrıca bir uğraş. Gerçi anne baba da aynısı geçerli değil mi uğraş dur büyüt sonra ne diye getirdiniz ki yapmasaydınız deyilsin, ne kadar zorlarına gidiyordur acaba? Böyle farklı bakış açılarından bakmak hoştu, kimilerin yük olarak taşıdığı sırları bu aileyi bir birlerine karşı bu hale getiren bir yerde sırlardı ve tabiki bu sırların altında yatan pişmanlıklar, ağırlıkları bastırsa bile susup yaşamaya devam etmek insanı o yaşama karşı acayip sıkıntılı hale getirir, bu sıkıntı insanın içine sığmaz da taşar. Olaylar olaylar oluyor tabi bunca olayın bir ailenin başına gelmesini biraz abartı bulsam da geçiyorum çünkü duygusal olarak etkilendim.
En sevdiğim alıntı:
~Zenginin zengin diye derdi olamaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor? Ulan yaşamak ayrı dert, yaşadığını anlatamamak ayrı dert. Anlatsan, seni anlayacakları bile şüpheli. Sadece bu yetmez mi insana?
Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor. Ben de örttüm. O kadar kapattım ki, kendim bile sormadım kendime. Bir kere oturup da kendimle, Selami'yle konuştuğum gibi konuşmadım. "Sen niye böylesin Ethem, gel, otur konuşalım. Anlat içindekini, anlat da rahatla" demedim kendime. Sadece şikâyet etmeyi bildim. Kendime kızmayı, Nurten'e kızmayı, anneme, babama, abime, kardeşime, çocuklara, hayata kızmayı bildim. Kolayı bu çünkü. Kız, küs ve somurt bir köşede. Kaçmayı daha kolay buldum.~
Kaçmayı daha kolay buldum... Benimki anlatmamak değil anlaşilmamaktı ama bunu sevdim kendime anlatırım olmadı bu taktik denenir kendimde kendimden kaçarsam olmaz.
Güzel Manga buldum diye sevinirken çevirisi yarım kalmışşşş İngilizce devam ede bilirsem etmeyi denicem konusu samuraylar,İngilizlerin Japonyaya silah getirmesi iş birlikleri ve onlara karşı olan japonlar, devrimler. Karakterlere de çabuk ısındım
~Her geçen gün insanlık adına daha çok hüsrana uğruyorum.~ Diziyi izlerken bizde bir o kadar insanlık adına utanıyoruz. Her bölüm bu kadarı da olmaz dediydim ama her bölüm beni şaşırtıyorlardı. Zombi olduğu için ilk başta izlemek istemedim ama arkadaşların gazıyla…devamı~Her geçen gün insanlık adına daha çok hüsrana uğruyorum.~
Diziyi izlerken bizde bir o kadar insanlık adına utanıyoruz. Her bölüm bu kadarı da olmaz dediydim ama her bölüm beni şaşırtıyorlardı. Zombi olduğu için ilk başta izlemek istemedim ama arkadaşların gazıyla izlemeye devam ettim, Iyikide etmişim. Çok güzeldi ilişkileri, zombiyi mantığa oturtmaları , müzikleri. Zombi filmi ile daha çok sınıfçılığı ve sosyal eşitsizliği izletmesi de hoşuma gitti sadece aksiyon için izleyemezdim muhtemelen. Bazı zor kararlarla yüzleştirmesi o durumda ben ne yapardım diye düşündürüyor açıkcası.
Görsel mevsimsel şölen, mevsimlerin (zamanın akışı) geçip gitmesi bu gidişle kızın kendini kaptırıp işler yapması detayı hoştu... Bizler de bazen asıl sorunu göz ardı etmek için bu akışa kapılmazmıyız. Film hoş duygular barındırıyor, izledikçe iyi hissettiriyordu. Sanki böyle normal bir…devamıGörsel mevsimsel şölen, mevsimlerin (zamanın akışı) geçip gitmesi bu gidişle kızın kendini kaptırıp işler yapması detayı hoştu... Bizler de bazen asıl sorunu göz ardı etmek için bu akışa kapılmazmıyız. Film hoş duygular barındırıyor, izledikçe iyi hissettiriyordu. Sanki böyle normal bir hayatı izliyor gibi sakince ilerliyor, acelesiz. Tarıma ilgisi olanlara da küçük bilgiler veriyor hehe, köy hayatının zorluğunu da anlatıyor bir taraftan. Poster bir arkadaşlıkla ilgili gibi gözükse de kızın kendi içsel yolculuğu, bulmak istediği cevapları konu ediniyor. Tabi arkadaşlık dışarıdan bir kendine bakma. En önemli konu Annesi ile annesini de anlamak istiyor bu yolculuk aslında bununla ilgili... 7 verdiysem de gayet tatmin ediciydi. Eğlenceli, hoş, sevecen, sıcacık hisstiren bir film arıyorsanız izleye bilirisiniz.
Çok önyargıyla yaklaşıyordum bu kitaba ama şeytanın bacağını kırmaya karar verdim. Okurken de aynısı itici bir kitap gibi geliyordu okumaya zorlanıyordum örnektekilerin yerine bile suçluluk hissediyordum (başka streslik bir durumumda yoktu hani) bence fedakar sınır koyamayan insanlar da aynı bu…devamıÇok önyargıyla yaklaşıyordum bu kitaba ama şeytanın bacağını kırmaya karar verdim. Okurken de aynısı itici bir kitap gibi geliyordu okumaya zorlanıyordum örnektekilerin yerine bile suçluluk hissediyordum (başka streslik bir durumumda yoktu hani) bence fedakar sınır koyamayan insanlar da aynı bu duyguyla okur, çünkü bu bizim bir parçamız onu bırakınca kendimizi kaybetmiş hissederiz "biz bununla varız" diye düşünürüz. Kitabı bitirince de devam ede biliriz çünkü yıllardır tuttuğumuz bir şeyi 300 sayfalık bilgi bıraktırmaz adımlar küçük çabalar lazım. Sınır koyamamanın kendini suçlu hissetme vicdanımızı sızlatıyor olması terk edilme korkusdan kaynaklana biliyor olmasına da değiniyor. Rahatsız edici bulsam da bitirdim bakış açımda değişiklikler oldu hatta yapmayacağım bir şeyi de yaptım diye biliriz. Sadece yinede bir yanınız inkar etmek istiyor gibi bir hiss oluyor o da bu suçluluk duygusuyla beraber gelen bir şey olsada kolaya kaçmamızla da alakadar ola bilir pek tabi. Kitabı okumanızı öneririm başkalarını suçlamak konusunda da aydınlanma yaşayayıp hayat sorumluluğunu almak için ve bu ferahlatıcı (hayatta sorumlulğu almak bu yaşamın kendine ait olması demek zor gelir tabi yinede cunku manipülatör insanlara ve aileye sınır koyması zor da olsa koyamamanın kendimize ait sorun olduğunu bilmek farklı adım atmamızı düşünememizi etkiler ) hissi tadmanızı.
Affedicilikten bahs etmesi garibime gitti kendimizi affetmek diye düşünüyordum ama başkalarını affetmek diyor, çünkü affederek özgürleşiriz affedememe bizi bağlı kılar karşı tarafa, bırakmak zor olsada kırgınlıklarimiza sarılmak da çare olmaz hatta bizi daha kötü yapar. Ve kendi sorumluluğumuzu alamayız bu düşünce tokat gibi çarptı ve bizim bu sorumluluğu almamız gerektiği gibi karşı tarafta almalı fedakarlıklarimiz bizi kötü etkilediği gibi onları da etkiler bağımlı yapar kendi sorumluluğunu alamaz hale gelir oysa herkes kendi sorumluluğunu alsa ... Tabi burada herseyden böyle kopmayı göze almam ben yinede birileri için bir şey yaparım ama dozunda.
Bir şekilde ifade etmeye çalıştım ama kusurum varsa affınıza sığınırım.
Alıntılar:
İstismar gören kurbanlarının kendilerini gücsüz hissederk öfke ve nefret duymaları önemlidir, ancak "kurban hakları" konusunda ömrünün geri kalan kısmında bağırmak, bir "kurban zihniyeti" içine sıkışıp kalmak demektir.
Eğer başkalarının sahip oldukları veya başardıkları üzerinde odaklanıyorsak, kendi sorumluluklarımızı ihmal ederiz ve sonunda boş bir yüreğe sahip oluruz(104)
Bu insanlar, başkalarına gıpta etme yerine kendilerini sorgulamaktadırlar, Gıpta etmeniz sizin için daima bir şeylerin eksik olduğunu hissettiğinizi gösterir. O anda, nelerden nefret ettiğinizi, neye sahip olmadığınızı ve her neyi kıskanıyorsanız, ona neden sahip olmadığınızı ve bunu gerçekten isteyip istemediğinizi düşünün.
Birisini bağışlamayı reddederseniz, bu, o kimseden bir şeyler istemeye devam ettiğiniz anlamina gelir ve istediğiniz intikam dahi olsa, bu sizi o kişiye sonsuza dek bağlı kılar.
Affetmek kadar sınırları belirginleştiren başka bir şey yoktur. Birisini bağışlamanız, onu zor bir durumdan kurtardığınız veya size olan borcunu sildiğiniz anlamına gelir. Birisini bağışlamayı redde derseniz, bu, o kimseden bir şeyler istemeye devam ettiğiniz anlamina gelir ve istediğiniz intikam dahi olsa, bu sizi o kişiye sonsuza dek bağlı kılar.
Eski yaşamı koruma çabalarınızın tümü size çok fazla enerjiye mal olmakta ve sizi istismara ve denetime maruz bırakmaktaydı. İç huzuruna götürecek yol, geride bırakmaktır. Bunun yolu ise yas tutmak ve kederlenmektir.
Denetim dışı kalıplar, bir başka şeye olan ihtiyacı gizlemek için vardır. Denetimsiz davranışı ele almadan önce, altında yatan ihtiyacı belirlemeniz gerekir. Örneğin, saplantılı bir biçimde yemek yiyenler, yemenin romantik ve cinsel yakınlıktan uzak durmak için bir yol olduğunu keşfedebilir.
Hoş bir animeydi geçip giden yıllar ve o yıllar içinde kaybolan, başdığımız ve başaramadıklarımız... Bir köyde hayallerinin peşinden giden bir genç ve kardeşini bırakıp gidemeyen sevgilisi, yıllar neyi değiştirir neyi değiştiremez?... Çizimler de çok güzeldiii biraz sonu abartıydı uçması falan…devamıHoş bir animeydi geçip giden yıllar ve o yıllar içinde kaybolan, başdığımız ve başaramadıklarımız... Bir köyde hayallerinin peşinden giden bir genç ve kardeşini bırakıp gidemeyen sevgilisi, yıllar neyi değiştirir neyi değiştiremez?... Çizimler de çok güzeldiii biraz sonu abartıydı uçması falan ama güzel bitti.
~Göldeki kurbağa, dar dünyasından bihaberdir , yine de gökyüzünün güzelliğini bilir.
~ilerlediğimi söyledi bana, Hala yolun yarısında olduğumu hatırlattı.
Film "Samuray onuru" iyi kötü demeden anlatan bir intikam filmi. Sıkılmadan izlediğim için hayret ettim). Bazı şeyleri anlatmak için gerçeği döndürerek hissettirerek anlatmaya çalışılır yaa ama işte bazıları görmezden gelir (bana göre egosentrik davranış) bazıları pişman olur telafi edilmese bile…devamıFilm "Samuray onuru" iyi kötü demeden anlatan bir intikam filmi. Sıkılmadan izlediğim için hayret ettim). Bazı şeyleri anlatmak için gerçeği döndürerek hissettirerek anlatmaya çalışılır yaa ama işte bazıları görmezden gelir (bana göre egosentrik davranış) bazıları pişman olur telafi edilmese bile özür diler (olgunca davranış ), Heh onu anlatmak istiyor anlatıyor da amacını anlıyorlar da işte... Samurayların seppuku yapmasının acı ve ya gerçek yönleri...
~Başka bir erkeğin kalbinin derinliklerinde neler yattığını kim bilebilir ki?~
~Bu dünya duygusal hikayelere boyun eğmez.~
Eğmeli ama sanki
Insanların kayıp eşyalarını bulmak için uğradıları bir handan bahseden gizemli başlayıp yavaş yavaş çözülen bir manga gerçi 2 3 bölümde ne olduğunu anlıyorsunuz. Dramatik, duyğusal , anlamlı, ağlamak isteyenler için güzel bir manga... Bir şeyler için farkındalık kazandırmıyor da değil.…devamıInsanların kayıp eşyalarını bulmak için uğradıları bir handan bahseden gizemli başlayıp yavaş yavaş çözülen bir manga gerçi 2 3 bölümde ne olduğunu anlıyorsunuz.
Dramatik, duyğusal , anlamlı, ağlamak isteyenler için güzel bir manga... Bir şeyler için farkındalık kazandırmıyor da değil. Kıymetini bilmediğimiz insanlar anılar bir gün pişmanlığa çevrile bilir... muhtemelen çoğumuz bundan muzdaripiz, insanız onsuzda olmuyor gibi değil mi? Olmaması için çabalamak = aşırı düşünmek, aşırı düşünemek ise bataklık gibi hem ölçülerimizi de kaybede biliriz nihayetinde...