Kesinlikle herkese tavsiye edebileceğim bir belgesel. Sonuçta hepimiz bu dünyada yaşıyoruz ve dünyamızı ne hale getirdiğimizi bilmeye hakkımız var. Bildiklerimizden sonra artık düzelir miyiz düzelmez miyiz o da vicdanımıza kalmış.. Düşünün ki dünya nüfusunun %20'si kaynakların %80'ini tüketiyor. Sadece %20'lik…devamıKesinlikle herkese tavsiye edebileceğim bir belgesel. Sonuçta hepimiz bu dünyada yaşıyoruz ve dünyamızı ne hale getirdiğimizi bilmeye hakkımız var.
Bildiklerimizden sonra artık düzelir miyiz düzelmez miyiz o da vicdanımıza kalmış..
Düşünün ki dünya nüfusunun %20'si kaynakların %80'ini tüketiyor. Sadece %20'lik bir kesmin bile bu kadar etkisi varken imkanımız olsaydı daha nasıl zarar verebilirdik düşünmek bile istemiyorum.
Anlatılanlardan en çok şaşırdığım şey de geçmişten günümüze hep aynı suyu tüketiyor olmamız oldu. Yani düşününce o kadar şaşırılabilecek bir durum yok sonuçta su döngüsünü işleyince bunu bize anlattılar ama geçmişte yaşayan herhangi bir kişiyle aynı suyu tüketmiş olmak tuhaf geldi.
Gerçi artık o da olmayacak çünkü o döngünün en önemli halkası oteller inşa etmek uğruna yakılıyor.
İki saatlik su kesintisinde bile söylenip duruyoruz, geçenlerde yanılmıyorsam Uşak'ta şehrin suları bitti diye haberler çıkmıştı. Şu an ne oldu bilmiyorum ama bir gün o sular her yerde kesilecek. O zaman ne yapacağız Mars'a mı gideceğiz?
Bizim apartmanın su deposu boşaldığı için bazı günler sularımızı kesiyorlar ve bu kesinti max 6 saat sürüyor onda bile çok zorlanıyoruz. Bazen tamamen kesilirse ne yapacağız diye düşünüyorum, aklıma hiçbir şey gelmiyor.
Bir gün yağmur duasına çıkacağım diye ödüm kopuyor jfdgjkg
Belgeselde eğitimin çok önemli olduğundan ve kaybettiklerimize üzülmek yerine elimizde kalanları korumamız gerektiğinden bahsediyor. O halde hiçbir şey için geç değil. Doğa zaten kendini yeniler önemli olan o bilince sahip olabilmek.
Bu arada sürdürülebilirlik konusu okullarda işleniyor fakat neyi sürdüreceğiz? Uygulama yok ki. En basiti bize geri dönüşüm kutularını anlatıyorlar camları ayrı kağıtları ayrı plastiği ayrı ayrı atın diyorlar ama faaliyete geçince bir tane bile geri dönüşüm kutusu yok. Olan kutularda da çöpler karışık bir biçimde koyulmuş. Geri dönüşüm kutusunu geçtim artık yolda çöp kutusu bile göremiyorum.
Bazı ülkelerde ne güzel çöpler evde ayıklanıyor ve kapılarının önündeki kutulara koyuluyor keşke bizde de böyle bir uygulama olsa.
Sadece çöp konusuna değindim çünkü bireysel olarak ilk yapacağımız şey bu. herkes kendi kapısının önünü temizlerse her yer tertemiz olur.
Bu arada itiraf edeyim Sleepy'nin kullan at mendillerine ilk başta ön yargılı davransam da eve alınınca kullanmaya başladım ama bundan sonra bu tarz çevre dostu olmayan ürünleri kullanmamaya karar verdim.
Sizin de aklınıza gelen ve doğaya zarar verdiğimiz ürünleri ya da yaptığımız herhangi bir davranışı söylerseniz çok sevinirim. Çünkü bu konuda gerçek anlamda bilinçlenmek istiyorum.