Oyunculardan biri yakın arkadaşım olduğu için uzun süredir merakla beklediğim bir projeydi Platonik: Mavi Dolunay Otel. Gupse Özay’ın kaleminden çıkan işlere karşı her zaman bir beklentim oluyor, bu dizide de aynı heyecanı taşıdım. Kadroda yer alan neredeyse her oyuncunun işlerini…devamıOyunculardan biri yakın arkadaşım olduğu için uzun süredir merakla beklediğim bir projeydi Platonik: Mavi Dolunay Otel. Gupse Özay’ın kaleminden çıkan işlere karşı her zaman bir beklentim oluyor, bu dizide de aynı heyecanı taşıdım. Kadroda yer alan neredeyse her oyuncunun işlerini daha önce izlemiş biri olarak, “yüksek beklenti” tarafında olduğumu söyleyebilirim. İlk teaserlarda “acaba?” sorusu kafamda belirse de sekiz bölümü bitirdikten sonra beklentimin üzerinde bir iş çıktığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Dizi, absürt komediyi hicivle harmanlayan bir yapıya sahip. Belli başlı temaları kendi içinde çok güzel kategorize ediyor: Güzellik salonları ve günümüz güzellik algısı, “Enerji insanı” fenomeni (boncuklu bileklikler, şifalı taşlar, meditasyon seansları), Özgüven ve kendini bulma yolculuğu, Narsisizm ve kibir ve Uzaylılar (!) ve toplumun bunlara bakışı. Bu geniş yelpazeyi absürtlüğe kaçmadan ama mizah dozunu da düşürmeden işleyebilmek bence asıl başarı. Kerem Bürsin’in “ter sahnesi” mesela… İzleyiciye hem şaşkınlık hem kahkaha yaşatıyor, kendisinin de röportajlarda hâlâ o absürtlüğe şaşırdığını okudum.
Karakterler ve Dönüşümleri hakkında da birşeyler söylemek lazım. Gülten: Yemeklerinin övülmesiyle özgüvenini bulup hem güzellik salonundan hem de “büyücü”den uzaklaştı. Yüzüne gelen o canlılık çok iyi yansıtılmış. Nedret: Topluluk önünde konuşamayan biriyken tur rehberi oldu, bilgilerini paylaşmaya başladı. Karakter gelişimi en tatmin edici olanlardan biriydi. Kaan: Önceden aldığı ilgi azalınca kibire kapıldı, adeta kendi sonunu hazırladı. Yan Karakterler: Dizinin ruhunu güçlendiren isimler arasında kendini kedi sanan Mahmut, Orgcu Bülent ve Çaycı İdris vardı. Hepsi hikâyeye bambaşka bir renk kattı. Ömer ise bence dizinin en orijinal karakterlerinden biriydi. O kadar özgün yazılmış ki üzerine tek başına bir film bile yapılabilir.
Dizinin konusuna dair kısa özet geçeyim Otel, kimsenin bilmediği, kendi halinde bir kasabada. Yıllardır sadece bir çift geliyor, otel sahipleri Nedret ve Gülten iki kız kardeş. Büyük olan Gülten evlilik ve güzellik peşinde, küçük olan Nedret ise ruhsal arayışta. İş adamı Kaan, oteli almak istiyor ama kimliğini gizleyip müşteri gibi geliyor. Boş otele gelen genç, yakışıklı bir müşteri haliyle herkesi heyecanlandırıyor, iki kardeş arasında da tatlı bir rekabet başlıyor.
Genel Değerlendirmem ise şu şekilde Röportaj-belgesel tarzı dokunuşlar bazı sahnelerde hoşuma gitti. Gupse Özay’ın tarzına hâkim olanlar için sürpriz yok ama absürt komediye yakışan bir anlatım olmuş. Kerem Bürsin’in performansını biraz fazla parlatmışlar, yer yer “ilahlaştırma” havası vardı. Final kısmı tartışmaya açık olsa da genel olarak kafa dağıtmalık, eğlenceli bir seyirlik. Yan karakterler ve özgün mizahi detaylar sayesinde tempo hiç düşmüyor. Kısacası; büyük beklentilere girmeden izlenirse keyifli bir dizi. Absürtlüğü ve toplumsal eleştiriyi komediyle harmanlamasıyla bana yıllar önce Olacak O Kadar’dan aldığım tadı hatırlattı. Kimileri beğenmeyebilir ama benim için keyifli bir seyir oldu. Başta Gupse Özay olmak üzere tüm ekibi tebrik ederim.