"Bülbül bahçeye girince gülü gördü, aşık oldu; bundandır çektiği cefası…" Arkada Homayoun Shajarian’ın nağmeleriyle, iki saat boyunca yüreğim parçalandı. Ah Rızam, Ah Leylam… Ben, İran sinemasına AŞIĞIM. Film sona erdiğinde, hâlâ taze ve sızlayan bir duyguyla oturup bu incelemeyi yazmak…devamı"Bülbül bahçeye girince gülü gördü, aşık oldu; bundandır çektiği cefası…"
Arkada Homayoun Shajarian’ın nağmeleriyle, iki saat boyunca yüreğim parçalandı. Ah Rızam, Ah Leylam…
Ben, İran sinemasına AŞIĞIM.
Film sona erdiğinde, hâlâ taze ve sızlayan bir duyguyla oturup bu incelemeyi yazmak istedim. İki aşık, iki yanan yürek ve birbirinden kopamayan ruhlar... Onların toplum baskısına, örf ve âdetlerin ihtirasına nasıl kurban olduğunu izliyoruz bu yapımda. Bir insan, sevdiği için bir başkasına göz yumabilir mi? Bir insan, sevdiğinin kollarında başkasını düşleyebilir mi? Bir insan, evine bambaşka bir yabancıyı böylesine kabul buyurabilir mi? Peki, bir insan çaresizliğini sevgiyle aşabilir mi?
İnanılmaz bir trajedi, sarsıcı bir irade ve tarifsiz bir sevgi var Leylam’da… Bunca baskı, bunca gözyaşı arasında yapayalnızlığın verdiği o burukluğu en derinimde hissettiren nadir yapımlardan biri artık "Leila".
"Geliyor, her zerremle onu özledim"
-"Çocuğum olmazsa beni boşar mısın"
-"Ben bunları önceden de duydum. Ben, seni sen olduğun için seviyorum, çocuk için değil."
Bu filmi spoiler vermeden anlatmak neredeyse imkânsız, lakin elimden geldiğince aktarmaya çalışacağım. "Aftersun"dan sonra "Kara Listeme" giren ikinci film olması sebebiyle, "Leila" da bende ayrı bir yerde duruyor. İnanılmaz bir aşk, inanılmaz bir sevgi… Bazı filmler, dilini bilmesen de ruhuna dokunur ya, işte "Leila" da benim için öyle bir yapım.
Belki de gerçek hayatta evli olmaları sebebiyle bu derinliği ve içtenliği hissettim, bilmiyorum. Lakin izlerken o yumuşaklık, o narinlik ve zarafet içimi sardı. Karşımda sadece karakterler değil, sözlerinde ve bakışlarında gerçekleri gördüğüm iki insan vardı. Sıradan oyuncular değil; hayatlarında da birbirlerinin eşiydiler çünkü. Rıza'nın evlat sahibi olamamanın yükü, Leyla'nın her şeyin altında ezilmesi ve yetersiz hissetmesi, ikisinin toplum içinde küçülmesi, değersizleşmesi… Çok şey gördüm ben bu filmde. Aslında bu yapım 1997 değil; 2025’in parçalarını taşıyor. Niceleri var ilişkilerde; niceleri var hâlâ bu ihtirasa kurban giden…
Bir yazımda, “Gözyaşına sebep olmanın vebali sandığımdan büyükmüş” demiştim; bu filmi izledikten sonra bir kez daha sözlerimin değerini anladım. Akan bir damla yaşın değeri hiçbir şeyle ölçülemiyor Leyla. İnsan, ne olursa olsun, sevdiğinden vazgeçmemeliydi. İnsan, ne olursa olsun, yüreği kor gibi yanarken sevdiğinin gözlerine bakmalıydı. İnsan, ne olursa olsun, çektiği cefaya biraz daha dayanmalıydı…
Bu filmden pek çok şey alınabilir, ama ben yine “sevgiyi” aldım ve kendime sakladım. Çünkü sevginin bunları aşamamasına inanamadım. Sevginin bunlara izin verdiğine inanamadım. Sevgi denenin, sevgiyi…
Neyse ya, moralim bozuldu. Yazacak çok şeyim var ama yazmak yerine, filmde de sıkça duyduğum ve kendisine hayran olduğum Homayoun Shajarian’ı dinlemek istiyorum. Kendisi, hem filme hem de benim duygularıma tercüman olarak, "Asemane Abri"de şöyle dile geliyor:
"Gözlerimin ufuklarından sor, yağmurlu bir buluttur onlar.
Gözyaşlarıma sor, yağmur gibi dinmeyen bir seldir onlar.
Kalbimin tahtası, hüzün dalgalarında kırılmaya yazgılı;
Sırrı öğrenmek istersen, fırtınalarla dolu gönlümdür onlar.
Sen yoktun, duymadın; kalbim gözyaşına boğuldu.
Hatıralarının arasında oturuyorum; ne yaptın bana?
Sen gideli, nereye baksam, senin olduğun yerde...
Hüznün gölgesi var senden geriye..
Bu ayrılık gecesinin neresindeyim,
Bu bitmeyen yolun hangi ucundayım da
Gözlerinin penceresinden, bir tek bakışına bile ulaşamıyorum?
Bütün zihnimde tek bir nakış var: Sen.
Ne söylüyorsam, ruhumun aynasından sor
Aşkının ateşi sonunda beni kül etti,
İnanmıyorsan, yıkılmış dünyamdan sor.
Söyle bana, aşkının acısından nasıl kurtulayım?
Bu kadar yükü hangi yöne taşıyayım?
Ne buradan gitmeye mecâlim var, ne burada kalmaya takatim...
Kalbimin elini, nasıl senin eline ulaştırayım?.."