Spoiler içeriyor
Kadroya bakınca beklenti ister istemez yükseliyor. Helen Mirren, Pierce Brosnan, Ben Kingsley… Tam bir yıldızlar geçidi. Ancak film, bu güçlü ekibi taşıyacak bir senaryoya sahip değil maalesef. Dört emeklinin huzurevinde eski cinayet dosyalarını araştırması fikri ilginç görünse de, işleyiş yavaş,…devamıKadroya bakınca beklenti ister istemez yükseliyor. Helen Mirren, Pierce Brosnan, Ben Kingsley… Tam bir yıldızlar geçidi. Ancak film, bu güçlü ekibi taşıyacak bir senaryoya sahip değil maalesef. Dört emeklinin huzurevinde eski cinayet dosyalarını araştırması fikri ilginç görünse de, işleyiş yavaş, kurgu dağınık ve gizem duygusu oldukça zayıf. Açıkçası “Bıçaklar Çekildi” tarzı tempolu, zekice kurgulanmış bir polisiye bekliyordum ama film boyunca o ritmi bir türlü yakalayamadım. Mizah denmiş ama ben tek bir sahnede bile güldüğümü hatırlamıyorum. Sonuçta iyi oyunculukların gölgesinde kalan, temposuz ve fazla steril bir yapım olmuş. Puanım: 6/10, Kadro muhteşem, ama hikâye maalesef onların enerjisine yetişemiyor.
Bundan sonrası kendime nottur ve filmin sonunu herşeyi ile anlatır. Filmi izlemeyenler devam etmesin....
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Filmin sonunda, Coopers Chase Yaşlı Bakım Köyü’nde yaşanan cinayetlerin arkasında göründüğünden çok daha eski ve derin bir geçmiş olduğu anlaşılır. Önce bıçaklanarak öldürülen Angela Hughes, yıllar önce aynı arazide işlenmiş bir cinayete tanıklık etmiş bir hemşiredir. Bu sırrı ortaya çıkarma ihtimali doğunca sessizce ortadan kaldırılır; yani Angela’nın ölümü, geçmişte gömülü bir suçun üzerini kapatmak içindir. Daha sonra öldürülen Tony Curran, Coopers Chase’in inşaat ortaklarından biridir. Diğer ortak Ian Ventham, arsayı boşaltıp yaşlıların evini yıkmak ve yerine lüks bir etkinlik merkezi kurmak istemektedir. Tony bu plana karşı çıkar, hatta Ventham’ın bazı yasa dışı para hareketlerini öğrenir. Bu nedenle ortadan kaldırılır. Ventham, inşaatta çalışan Polonyalı ustayı kullanarak her şeyi örtbas etmeye çalışır ama olaylar kontrolden çıkar. Ancak en büyük sürpriz, sonlara doğru gelir: Ventham’ı öldüren kişi, komada yatan emekli polis müfettişi Penny Gray’in eşi John Gray’dir.
Yıllar önce, Penny görevdeyken örtbas edilen cinayet — yani Angela’nın tanık olduğu suç — aslında onun meslek hayatındaki en büyük vicdan yarasıdır. Ventham’ın arsayı kazdırıp yeni bina yapma planı, gömülü cesedin kemiklerini gün yüzüne çıkaracak ve Penny’nin adını yeniden kirletecektir. Eşinin o suçlulukla yaşadığını bilen John, bu yükü onun yerine taşımaya karar verir. Ventham’ı öldürür, böylece karısının geçmiş günahının yeniden ortaya çıkmasını engeller. Ama bu adalet, kişisel bir kefarete dönüşür: John, suçun ağırlığıyla yaşayamayacağını anlayınca karısını acı çekmesin diye öldürür ve ardından intihar eder. Son sahnede görülen iki tabut, işte bu trajik sevginin sessiz sonucudur. Bir yanda gizlenmiş suçlar, diğer yanda onları örtbas ederek sevdiğini koruyan bir adam… “Perşembe Cinayet Kulübü” gerçeği ortaya çıkarır, ama adaletin bedeli ağırdır.