Spoiler içeriyor
⚖️Dizi, Güney Kore’deki toplumsal problemlerin, haberlerdeki kesitlerle özetlenmesiyle başlıyor. Bu noktada dizinin toplumsal eleştiriler, sorgulamalar içereceğini anlıyorsunuz. Konusu ise , silahın yasak olduğu Kore’de insanlara silah dağıtımı yapılsaydı ne olurdu? Dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olan Kore’de, böyle bir durumda…devamı⚖️Dizi, Güney Kore’deki toplumsal problemlerin, haberlerdeki kesitlerle özetlenmesiyle başlıyor. Bu noktada dizinin toplumsal eleştiriler, sorgulamalar içereceğini anlıyorsunuz. Konusu ise , silahın yasak olduğu Kore’de insanlara silah dağıtımı yapılsaydı ne olurdu? Dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olan Kore’de, böyle bir durumda toplumsal yozlaşmayı mı görürdük yoksa toplumsal yardımlaşmayı mı? Sıradan insanlara silah verilince, bunu bir güç olarak mı görürler yoksa bir tehdit olarak mı? Konusu bu cümlelerle özetlenebilir bana göre. Bu noktada konunun klasik ve klişe olan, 'insanların eline güç verince neye dönüşürler' sorgulamasından farklı olmadıgını görüyoruz. Ama bunu işleme, eleştirme şekilleri, oyunculuklar; senaryo, vurucu replikler, karakter derinliği o kadar özenliydi ki bana göre, o yüzden üzerine sayfalarca yazıp düşünmeye değer bir dizi. Tabi eleştirel yaklaşacağım yönleri de var.
“Bir araştırmaya göre, dünyada en yüksek akademik stres bizim öğrencilerimizde. Güney Kore’de rastgele saldırılar ve cinayetler çok yaygın. Hayvan zulmü gibi olaylar devam ediyor. Yıllık intihar verilerine göre OECD ülkelerinde en yüksek intihar oranı Güney Kore’de.
GÖNÜLLÜ TECRİT, SOSYAL ANKSİYETE, DOPAMİN BAĞIMLILIĞI, SÜRÜCÜ SALDIRGANLIĞI”
Giriş bölümündeki haber kesitlerinden bir bölüm. Bu söylenenlerden benim de spesifik olarak bildiğim şeyler arasında özelikle Güney Kore'deki öğrenciler üzerindeki akademik baskı; buna bağlı olarak öğrenciler üzerindeki yüksek stres. Ve ikinci olarak, en yüksek intihar oranlarının Kore’de bulunması var. Bunlar en bilinenler bana göre. Hatta sanırım devlet, Han nehrine atlayıp intihar edenler çok fazla olduğu için; uzun korkuluklar yaparak ve korkulukların önüne yardım hattı telefonları koyarak, bu durumun önüne geçmeye çalışmış. Ne kadar işe yarayacağı sorgulanır ama en azından yardım hatları belki faydalı olabilir bilemiyorum. Yani bunlar bizim için en bilinenler. Güney Kore’de her ülke gibi kendi problemleri, yozlaşma sorunları olan aynı zamanda tabi iyi yönleri de bulunan bir ülke. Her ülke de bu durum söz konusu olduğu gibi. Ama tabi özellikle son yıllarda belki kdramalardan belki de kpop etkisi üzerinden Kore’yi kafasında romantize eden kitleler oluştu. Bu durum bana Paris Sendromu’nu hatırlatıyor. Filmler ve diziler ile aşırı romantize edilmiş Paris’e, büyük beklentiler ile gelen turistlerin yaşadığı psikolojik bir buhran hali. Bu sendroma yakalananlar, Paris’in hiçte öyle bekledikleri gibi olmamasından kaynaklı yaşadıkları hayal kırıklığıyla psikolojik hastalıkların belirtilerini gösteriyorlar. “Paris Sendromu” resmi olarak psikolojik bir rahatsızlık olarak kabul edilmemiş ancak, bu durumun yaşandığı da bir gerçek olarak kabul ediliyor. İşte aynı bu şekilde, Güney Kore için de beklentiler içine giren insanlar var. Bu durumun asıl önemli noktası, bana göre dünya üzerindeki hiçbir ülke veya şehir zaten romantize edilmemeli. Hepimizin bildiği bir şey, her yerde illaki problemlerin olduğu. Neyse, bu dizi de izleyiciye bu sorgulamayı çok güzel bir şekilde veriyor. Yani dünyayın en güvenli ülkelerinden biri olan Güney Kore, peki tamamen güvenli mi? Bu ülkenin hiç mi korkunç bir yönü ya da toplumsal problemleri yok ? Diye mesajlarla izleyiciye objektif bir bakış açısı sunarak, dürüst ve belki fazla cesaretli yargılarla izleyiciyi uyandırmayı amaçlıyor, safsatalarla uyutmayı değil.
🚦Peki verdiği mesajlar haricinde asıl ana fikir nasıl işleniyor? Kendilerine bilmedikleri bir yerden ücretsiz bir şekilde silah ulaşan insanlar, bu silahlarla ne yapıyorlar?
“Tüm insanlar, anksiyete, baskı ve depresyon gibi hisleri yaşarlar. Herkesin bunları kontrol edip yatıştırma yöntemi farklıdır.”
“Yani ben normal miyim?”
“Kalbin, aklını bastırmadığı sürece. Herkes yüreğinde bir tetik taşır. Ama sağlıklı zihni olanlar, o tetiği asla çekmez.”
Bu diyalog bu sorunun cevabı denebilir. Devamında psikiyatrist hastasına, “İlaçlar, o tetiği çekmemeni sağlayacak,” diyor. Ama hastası zaten ilaçları, uyku yapması yüzünden ders çalışmasına engel oluyor diye bırakmış. Burası da bana, insanın sistemin ve toplumun temposuna ayak uydurmak için, iyileşmeye bile vakti olmadığını anlatıyor. Ama yine de tüm mesele o tetik, her türlü mobbing; psikolojik baskı, ötekileştirme, yozlaşmaya uyum sağlamaya zorlanma durumlarına karşı tüm mesele, insanın o yüreğindeki tetiği çekip çekmemesi. Tüm ideallerini ve iyiliğini kötülerin baskısına karşı tamamen satıp satmaması. İhanete intikamla karşılık verip vermemesi. Belki uzaklaşıp kurtulabilecekken saldırıp saldırmaması ya da kurtulabilecek bir durumda değilken; sabretmeyi seçip seçmemesi. Sorgulamalar arasında yasaların mazlumların hakkını düzgün savunmadığı yönünde bir şey var. Zaten büyük oranda o tetiklerin çekilmesi, insanın arkasında ona destek verecek ne bir başka insanın ne de bir yasanın olmaması gerçeği. Cezalandırılanların da yeterince cezalandırılmaması gerçeği var. Dizi bu yargılara, eleştirilere ve sorgulara bu şekilde ışık tutuyor. Mesela hayatı boyunca düzgün bir insan olmuş olan bir polis şefi bile o tetiği çekecek konuma düşüyor. Ve böylece izleyici her sahnede, ahlaksal sorgulamalarla kendini hesaba çekerken buluyor kendini. İnsan öldürecek hatta katliam yapacak kadar çıldırmış birine tamamen suçlu diyemezken hatta ona daha fazla üzülürken buluyorsunuz kendinizi. Elbette bu tarz vicdan muhakemesi yaptıran binlerce yapım var. Fakat yalnızca on bölüm süren aşırı akıcı olan bu yapımın da bana göre o diğer yapımlardan pek aşağı kalır yanı yok.
🚨Eleştireceğim nokta, kötü karakterlerin hep sempatik tavırlı, iyi görünümlü ve havalı karakterler olarak işlenmesi. Tamamen kitle çekmek için yapılan bir taktik bana göre. Çünkü kötü karakterler için yalnızca güzel veya yakışıklı oyuncuları seçmekle kalmıyorlar, bir de onların giyinişinden karakteristik özelliklerine kadar ilgi çekici kılıyorlar. Ama bu bilinçaltına yanlış mesajlar gönderiyor bana göre. Mesela bu dizinin de kötü baş karakteri o kadar eğlenceli ve sempatik ki, iyi karakterin donuk mizacına karşı insan kötü karakteri daha fazla izlemek istiyor. Tamam aynı zamanda o karakterinde o hale gelmesinin bir nedeni olduğunu, aslında özünde iyi olan birinin yaşadığı korkunç şeylerle o hale geldiğini işlemek amacıyla, karşı tarafın empati kurabilmesi için böyle yapabilirler. Ama ben asıl amacın bundan ziyade kitle çekmek için yapıldığına neredeyse eminim. Sonra kızlar kötü erkeklere sempati duyuyor, falan diye saçma sapan eleştiriler şakalar yapılıyor. Bu durum söz konusu olduğunda bence sadece o kızın psikolojik durumuyla ya da saflığıyla, ‘artık her neyden kaynaklanıyorsa’ olduğunu düşünmüyorum. Bence illaki bu yaratılan ‘Villian’ kavramı da bilinçaltına işleyen bir şey. Korkunç işler yapan karakterleri romantize edip, havalı göstermeyi bırakmalılar bence. Verilen mesajın ciddiyetini bozuyor bu durum. Aynı karakter korkunç bakışlı, korkunç ciddi tavırlı bir mizaca sahip olsa kimse eylemlerini meşrulaştırmaz. Kötü karakterin meşrulaştırması mı olur lütfen ya! Tamam onun durumuna karşı da empati gösterebiliriz elbette ama eylemlerine karşı düşüncelerimizi değiştirmemeli bu durum. Keşke bunu yapmasalar, her neyse...
👮🏻♂️Peki, bu iyi kötü çatışmasında geldiğimiz nokta ne? Birkaç sahneyle ve replikle neden tetiği çekmememiz gerektiği elbet söylendi, buna binaen sağlam bir iyi karakter kullanılarak. Fakat bence yeterli değildi. Kötü karakterin motivasyonu ve felsefesi çok daha derin ve mantıklıydı. Elbette kimse izlerken eylemlerine hak vermemiştir fakat düşünce şekline hak verirken bulmuştur kendini. Çünkü zaten kendisi aslında manipülatif bir insandı. Yani bütün mesele bu, eğer onun manipüle ettiğini anlamıyorsan direkt hak verirken buluyorsun kendini. Çünkü başka bir kapı bırakmıyor.
Silahların yasal olup olmaması yönünde yapılan eylemlerde, silahların yasal olmasını isteyen kitlenin pankartlarının kırmızı lacivert olup, beyaz renkte yıldızlar içermesi de bence Amerika bayrağına binaendi. Güney Kore’nin Amerika etkisi altında olduğunu biliyoruz. Tabi bunu hafifleterek söylüyorum. Yani bence bu yönde eleştiriler de barındırıyor bu dizi. Subliminal başka şeyler de içeriyor olabilir. Bunlar benim düşüncelerim bilemiyorum.
Peki bu iyi kötü çatışmasında, iyi tarafın fikri yeterince güçlü ve güzel savunulamamış ise, diziyi kötü tarafın felsefesi mi kazanıyor? Kesinlikle hayır. Çünkü asıl olarak kötü tarafın eylemlerinin sonucu gösterdi; iyi tarafın haklılığını. Tetiği çekmek yalnızca felaket getirdi. İnsanlara, masum çocuklara hatta belki anlayamayacak kadar kalbi karanlıklara gömülmüş olan kötü karakterimize bile. Kötü bir düzeni yıkmak, enkazın getireceği çaresizlik ve yalnızlıktan, felaketten başka bir şey olmayacak. Ama onu iyileştirmeye, tamir etmeye çalışmak değişimi, iyiliğin temel alınarak hükümlerin verileceği bir düzeni getirebilecek. Tabi böyle şeyler tek bir insanla olacak şeyler değiller. Ama tarih boyunca tek bir insanın zihninin ve çabasının bütün iyileri veya kötüleri yanına çekip değişimler yaratabildiği durumları gördük. Bazen yalnızca bir öncü yeter; iyi ya da kötü bir fikrin arkasından milyonlarca insanın gidebilmesi için. Durum karmaşık olabilir; ancak karmaşık olmayan tek bir cevap var ki o da, kötülüğün hiç bir türlüsünün insanlığa iyi gelmeyeceği.
Sadi Şirazi’nin dediği gibi:
”Baştan başa bütün dünya,
bir damla kanın yere dökülmesine değmez.”
“Görüyor musun Lee Do? Dediğin gibi, herkesin silah taşıdığı dünya bir cehennemse neden bu kadar çok insan silah istiyor? Onları silaha yönlendiren ne olabilir acaba? İnsanları öfkelendiren dünyanın ta kendisi. Benim tek yaptığım onlara bir silah vermekti, tetiği çekip çekmemek onlara kalmış.”
Not: Bunlar tam olarak şeytanın söyleyebileceği şeyler. Daha bunun üzerine de elli sayfa felsefe yapabilirdim. Hatta eleştiri yaptığım bir kısmı silmek zorunda kaldım çünkü beş bin karakter sınırını aşmışım. İlk defa oldu bu, hala daha yazasım var. Neyse... Burada bırakıyorum. Fikirlerimin özetini çıkarmayı en kısa sürede öğrenmem gerek🥲
트리거