Dijital merakın karanlık tarafında yaşananların konu olduğu bir yapım. Belgeseli izlerken kendinizi bir izleyici gibi hissetmeniz çok zor. Çünkü aklınızın bir köşesinde sürekli dönen "ben olsam ne yapardım? Aynı şeyi yapıp adamın bulunmasına katkıda bulunur muydum? Yoksa sadece izlemekle yetinir…devamıDijital merakın karanlık tarafında yaşananların konu olduğu bir yapım.
Belgeseli izlerken kendinizi bir izleyici gibi hissetmeniz çok zor. Çünkü aklınızın bir köşesinde sürekli dönen "ben olsam ne yapardım? Aynı şeyi yapıp adamın bulunmasına katkıda bulunur muydum? Yoksa sadece izlemekle yetinir miydim?" Soruları dönüp duruyor.
Bir yandan hak hukuk ve adalet arayışı var. Ki bu adalet arayışı bir vicdan ve merhametle ortaya çıkıyor. Çünkü katil ilk olarak kedilere ve insanların hayvan sevgisine saldırıyor. Bir yandanda teşhirin hazzı bünyeleri sarıyor. Tek tıkla oturduğun yerden hem dedektif olabiliyorsun hem de istersen bu yaşananlara sadece seyirci kalabiliyorsun.
Prim vermek denen bir söz var ya lügatımızda. Bunun ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Zira bazı katiller ve günümüzde ki incel grupları ilgi çekmek için böyle şeyler yapıyorlar. Biz her ne kadar bu olayların yaşanmasını istemesekte internette tıklamalarımızla bu adamlara prim veriyoruz. Acı olan şey bu kişilerin kendi ilgi ihtiyaçlarını buradan karşılamaları ve biz insanların adalet arayışında bulunmasının bile bir noktada tehlikeye evrilmesi.
Bir noktadan sonra izlediğimiz şey bir suç hikayesi olmaktan çıkıyor. Ekrandaki görüntü, biz izledikçe büyüyen bir yankıya dönüşüyor. Her tıklama, her paylaşım, her yorum o yankıyı biraz daha genişletiyor.
Belgesel bunu hissettirmek konusunda çok başarılı. Çünkü hikayenin içinde sadece bir katil yok aynı zamanda ekranın diğer tarafından merakla bakan bizler varız.
İnternet bu konuda herkesin kendi adaletini dağıtabildiği bir arena gibi. Ama bu özgürlük çoğu zaman ölçüsüz bir güce dönüşüyor. İnsanların bir faili yakalama tutkusu bir süre sonra kendini avın parçası olma tehlikesine dönüştürüyor. Zaten belgeselde de bunu gördük. Katil onu bulmak isteyen kişilerin çalıştığı mekanları buldu ve videolarla tehdit etti.
Belgeselin sonunda hissedilen duygu ne öfke ne de rahatlama. Daha çok bir utançla karışık farkındalık. Çünkü ekrana bakarken bir şeyi anlıyorsun. Katilin aradığı ilgiyi, biz ona farkında olmadan vermişiz zaten...
Bu anlarda beynimden geçen tek şey keşke bu katiller sessizce bulunsa ve içeri tıkılsa oluyor. Çünkü her katilin bir başka katilin etkisi altında kaldığını görüyoruz. Ya gerçek katilleri kendilerine rol model olarak alıyorlar ya da çekilen suç içerikli dizi ve filmleri.
Yani kısacası sesini çıkarsan bir suç çıkarmasan bir suç. İki ucu b*klu değnek misali.
Hepsinin yaşattığını yaşamasını diliyorum. Ve insanların vicdan ve merhametlerini kaybetmemelerini... Zira insanı insan yapan o. O yoksa noksan insanoğlu...