Ankara'yı her özlediğimde yaptığım gibi yine Behzat Ç. izlemeye başladım. Dizi incelemesi yazmaya yeltenmedim bile. Yani bu bir inceleme yazısı değil çünkü ne yazsam yetersiz gelecek biliyorum. Hesabımdaki yorumlarımı dönüp okumak için yazdığımdan dizinin kendi dünyamdaki yansıması, eser miktarda da…devamıAnkara'yı her özlediğimde yaptığım gibi yine Behzat Ç. izlemeye başladım. Dizi incelemesi yazmaya yeltenmedim bile. Yani bu bir inceleme yazısı değil çünkü ne yazsam yetersiz gelecek biliyorum. Hesabımdaki yorumlarımı dönüp okumak için yazdığımdan dizinin kendi dünyamdaki yansıması, eser miktarda da olsa hesabımda bulunsun istiyorum. Behzat Ç. hikayesi, işleyişi ve cesaretiyle tartışmasız efsane bir yapım. Aynı zamanda Ankara kültürüne de muazzam ışık tutan, günlük yaşamı farklı gözlerden yansıtmayı mükemmel başaran bir iş.
Ankara'ya aşkım ve zaafım her daim benimle ama özellikle sonbahar aylarında orada olmayı bir başka sevdiğim için diziye başlama zamanlarım da genelde Ekim/Kasım gibi oluyor. Dizide Behzat, Ankara'ya dışardan gelenlerin çok kolay alışamadığından bahsediyor. Özellikle benim gibi İstanbul'dan gidenler tarafından sıkıcı, soğuk,gri şehir gibi mesnetsiz ifadelerle tanımlanabiliyor. Ben tam tersi kayıt için gittiğim ilk gün bile orayı çok seveceğimi biliyordum, yanılmadım da. Dostluğu, kardeşliği, sevgiyle gelen mutluluk ve derin huzuruyla, dolu dolu bir 4 yıl yaşadım orada ve İstanbul'a asla dönmek istemedim. Ankara abartılı vaatlerde bulunmayan bir şehir evet ama görmesini, yaşamasını bileni öyle güzel alıyor ki kanatları altına başka yerde yaşamak istemiyor insan.
Üniversiteye başladığım yıl 3. sezonunu oynayan dizi, Ankara'daki yıllarım boyunca en çok bulunduğum yerlerde çekildiği için de çok şanslıyım. Özellikle Gazi Mahallesi'nde yaşadığım yıl dolaşırken Behzat'ın evinde çekime sık denk gelirdik ama rahatsız etmemek için uzaklaşırdık tabii. Instagram'da milyon tane Ankara sayfası takip ettiğimden belli yerleri sürekli görebiliyorum ama yaşadığım, okuduğum, gezdiğim yerleri o zamanki haliyle görmek istediğimde açıp izleyebileceğim devasa bir kaynak var elimde. Bu yüzden hikayenin mükemmelliği yanında kalbimde çok çok özel ve ayrı bir yeri var dizi ve film serisinin. Gazi Mahallesi'nin, Kızılay'ın, Bahçeli'nin ve daha birçok yerin binlerce kez adımladığım sokaklarına, her köşesinde bir anımın olduğu canım okuluma, sevdiğim o güzel yerlere geri dönmüşüm gibi geliyor. Hayatın henüz yormadığı, tepesi attı mı kimseyi gözü görmeyen o deli fişek kızı hatırlatıyor bana( Duyan da şimdi sessiz sakin biri oldu zanneder😄)
Behzat Ç. ve Ankara denince akla ilk gelen şeylerden biri de şüphesiz Pilli Bebek. Nasıl oluyor gerçekten bilmiyorum ama hangi şarkısını açsam kulağımda kulaklık yağmur altında saatlerce gezdiğim o caddelere ışınlıyor beni. Kaç gündür başka şarkı açıkken bile Pilli Bebek söyleyip duruyorum hep Ankara hasretinden bunlar🫠 Ankara ve diziye ek gruba da bağımlılık geliştirdim koşullanmada nasıl bir noktaysa bu artık. Duyduğum ilk anda beni çarpan 'Olsun' şarkısının girişi 10 yıldan fazladır telefonumun zil sesi. Telefon değiştirdikçe ev taşır gibi geziyor şarkı benimle ve sanki aldığım ilk telefonun bile zil sesi oymuşçasına bütünleştiğimizi hissediyorum. Yıllar sonra benim sevip kullandığım akustik haline Behzat Ç. sahnelerinden oluşan minyatür bir klip de çektiler ve o kadar güzel oldu ki bin kez izlemişimdir kesin.
Ankara'nın da dizinin de adı geçtiğinde bende hep hayatın içinden gerçekleri gösteren, arkadaş değil kardeş olmayı öğreten, samimi ve reklamdan uzak kendi halindelik hissi oluşuyor. İkisi için de bu ömürlük bir his biliyorum🚗❤️