Come along with me🤸🏻♀️ Bitti... Çünkü başlayan her şey bir gün bitmeye mahkum. Bu yılın şubat ayında en baştan izlemeye başladım ve on sezonluk koca bir serüveni arkada bıraktım. Çocukken benden bir kaç yaş küçük bir kuzenimle oturur izlerdik. Çizgi…devamıCome along with me🤸🏻♀️
Bitti... Çünkü başlayan her şey bir gün bitmeye mahkum.
Bu yılın şubat ayında en baştan izlemeye başladım ve on sezonluk koca bir serüveni arkada bıraktım. Çocukken benden bir kaç yaş küçük bir kuzenimle oturur izlerdik. Çizgi dizi izlemeyi zaten seviyordum o zamanlar ama onunla izlemek çok daha başka bir seviyeydi benim için. Bayramları, aile buluşmalarını, misafirlikleri iple çekerdim. O günlerde güldüğüm, anlam veremediğim bir şekilde içimi ısıtan o sahneleri yeniden yaşamak istedim. Çocukken benim için yalnızca renkli bir dünyaydı, şimdi ise büyümenin ve kaybetmenin masalı gibi.
Zira hislerimde o zamana ait kaldı yalnızca. 21 yaşında bir kadın olarak izlediğimde yalnızca o günlerin özlemini duydum içimde. O günlerin masumluğunu, huzurunu aradım. Lakin içimde koca bir boşluk ve boşluğun içinde doldurulmayı bekleyen bir özlem buldum.
Hasret zor, vuslat ondan da zor...
Bitirdiğim koca serüvene şöyle dönüp bir bakıyorum. Görünürde bir çocuk dizisi. İçine girince anlıyorum ki öyle değil. Finn gün be gün büyüyor, dostluklar değişiyor, kahramanlıklar yerini kabullenişe bırakıyor. Değişim, değişmeyen tek şey oluyor. Dünyamızda olduğu gibi...
Ne zaman adventure time başına otursam annem gelip "yine öcükleri izliyorsun" diye dalga geçmekten asla geri durmadı jcjzjxjs
Canım annem bilmiyor tabi, o dünyada kaybolduğumda çocukluğumun yankılarını yalnızca ben duyuyorum. Serin bir yaz akşamı, yanımda kuzenim, elimde dondurma, gün boyu oynamaktan bitap düşen bedenlerimiz ve çizgi dizilerimiz...
Ve içimi en tuhaf yapan şey o günlerin bir kokusunun olması. En çok da onu özlüyorum galiba. Anlarımla bütünleşen ve asla unutamadığım o kokuları.
Evet dizi bitti bitmesine ama bazı şeylerin yeri baki. İçimde hâlâ devam eden şeyler var. Onlar beni bu hayata bağlayan ve yaşadığım şu hayatta tutunduğum dallar. Küçük ama büyük mutluluklarım. Basit, sade ama muhteşem günlerim ve anlarım...
Ben zaten basit bir hayatın muhteşem günlerine talibim. Ruhtin rahmettir sözünün derinliğiyle rutinlerime şükrettiğim, sevdiklerimle sevdiğim şeyleri yapabildiğim ve çokça sohbet edebildiğim... Öyle ya mizacım da tam buna uygun. Ne kalabalığı götüren bir kafam var ne de sahte toplulukları hayatında isteyen bir ruhum. Az olanın özüne talibim. Ve biliyorum yalnız onlar bana huzur veriyor, yalnız onlar bana yaşadığımı hissettiriyor.