Bir şey gösterilebildiği için gösterilmeli mi yoksa bazı şeyler gösterilmemeli mi? Önce kendinize bu etik soruyu sorun ve cevaplayın, ona göre filmi izlersiniz. Gaspar Noe, izleyicinin midesini bulandırmak için ne gerekiyorsa itina ile yapmış. Film, izlettiren bir öykü değil izleyene…devamıBir şey gösterilebildiği için gösterilmeli mi yoksa bazı şeyler gösterilmemeli mi? Önce kendinize bu etik soruyu sorun ve cevaplayın, ona göre filmi izlersiniz.
Gaspar Noe, izleyicinin midesini bulandırmak için ne gerekiyorsa itina ile yapmış. Film, izlettiren bir öykü değil izleyene saldıran bir deneyim olarak tasarlanmış. Mide bulantısı derken tam olarak gerçekten fiziksel rahatsızlık vermekten bahsediyorum. Film boyunca alttan sürekli 28 Hz frekansta tiz bir ses veriliyor. Kamera sürekli olarak dengesiz şekilde hareket edip neredeyse 360 derece dönüyor ve sallanıyor. Üstelik kameranın stabil olduğu tek yer o malum sahne ki sahnenin kendisi yeterince mide bulandırıcı olduğu için kamera hareketlerine gerek duyulmaması da anlaşılabilir bir neden benim için.
Gaspar Noe, filmdeki o malum sahne için Monica Bellucci'nin üstün performansı yorumunu yapmış ve eğer oyuncu istemeseydi bu kadar uzun bir sahne de çekmeyi planlamadığını ama daha sonra Monica'nın adama alıştığını ve bu sahneyi çekebildiğini söylüyor. Gerek yoktu fikrimce. Monica'yı tebrik mi etsem yoksa üzülsem mi bilemedim açıkçası aktarılandan fazlasının kamera arkasında döndüğünü bilmek bana yetti.
T*cav*z sahnesine odaklanıldığı için filmin sanatsal yönüne gereken değerin verilmediği yönünde yanlış bir algı var ki böyle bir sahneye gerek yoktu. Yönetmenin bu sahnenin filmin sanatsal boyutunu örteceğini; sanatsal kısmından, çekim tekniklerinden ve müziklerinden çok o sahnenin konuşulacağını ve filmin böyle damgalanacağını kestirmesi gerekirdi ki bence gayet de farkındaymış bunun.
Evet, doğru. Sinemada şiddetin gerçeklik algısını bozacak kadar güçlü olabileceğini gösteren az film var. Çok olmasına da gerek yok bence. Çoğu eleştirmen filmi ahlaki olarak rahatsız edici ama sanatsal olarak dürüst bulmuş. Sırf böyle sahneler çekilebildiği için çekilmesini dürüstlük olarak görmüyorum ben. O malum sahne gerçekten sinema tarihinin en uzun ve rahatsız edici sahnelerinden biriydi. Şiddeti eleştirmek yerine yeniden üretmiş bu film.
Bu film sinemanın sınırlarını zorladı ve bize sinemanın sadece eğlence değil bedensel ve ahlaki bir deneyim de olabileceğini gösterdi fakat gereksizdi çünkü aynı mesaj daha az travmatik yollarla verilebilirdi.
Hikaye tersten akıyor ve takip etmesi başta zor fakat özgün bir teknik değil, Nolan'dan ilham aldığı bariz ortada. Nolan'dan önce Lee Chang-dong'un ve ondan da önce David Jones'un kullandığı ters kronolojik anlatı tekniğini Gaspar Noe'ye indirgemeyeceğim.
Uzun planlar ve kesintisiz çekim hissi tekniği de bir ilk değil. Hitchcock'ın 1948 yapımı Rope filmi tamamı birkaç gizli kesme ile tek plan gibi çekilmiş mesela.
Elde kamera ve hiper-realist estetik tekniği de 1945'te bir savaş filminde John Huston kullandı, bu da ilk değil.
Kamera hareketleri ile bilinç bozulması, vertigo efekti, sarmal tekniğin de ilk örneği 1958'de Alfred Hitchcock'ın Vertigo filmidir.
Yani demem o ki bu sanatsal teknikleri izleyebileceğiniz tek yönetmen Gaspar Noe değil. Bu tekniklerle çekilen tek film bu değil. İlki de değil. Eğer otomatik portakal deneyi yapmıyorsanız mecbur değilsiniz. İzlemeyin. Bir şey kaybetmezsiniz.