İzlemek için geç kaldığım filmlerden biri; yıllardır listemde olmasına rağmen sebepsizce ancak bugün izleyebildim. Umarım bu üşengeçliğim bu yıl çıkan Frankenstein filmine de yansımaz. Edge of Tomorrow filmine dönecek olursam, tanıdık bir hikâyeyi iyi aksiyonla harmanlayıp keyifli bir filme dönüştürmeyi…devamıİzlemek için geç kaldığım filmlerden biri; yıllardır listemde olmasına rağmen sebepsizce ancak bugün izleyebildim. Umarım bu üşengeçliğim bu yıl çıkan Frankenstein filmine de yansımaz. Edge of Tomorrow filmine dönecek olursam, tanıdık bir hikâyeyi iyi aksiyonla harmanlayıp keyifli bir filme dönüştürmeyi başarmışlar ama filmde bundan daha fazlasını göremedim. Belki kendi kendime çok yüceltmişimdir filmi, bilemiyorum. Daha derinlikli bir hikâye beklemiştim; belki de bu yüzden bir boşluk kaldı. Neyse, bilim kurgusunun bilim kısmını pek kullanamasa da aksiyon ve kurgu tarafında gayet iyi iş çıkardıkları ortada.
Tom Cruise’dan nefret ediyorum galiba. Tarikat olaylarını öğrenmeden önce de bir sempatim yoktu ama nefret edecek kadar sevmediğimi yeni fark ettim. Tamam, en iyisi sen olacaksın; her filminde o dünyayı sen kurtaracaksın. Emily Blunt’ın karakteri o kadar güçlü yazılmış, hatta filmin başından beri ikinci başrol olarak gösterilmiş ama bir yerden sonra karaktere “dur bakalım, Tom Cruise güçlendi; senin bir anlamın kalmadı” diyerek siktir etmişler. Burada Tom Cruise’un senaryoya etki ettiği o kadar bariz ki…
Dante Harper’ın temelini oluşturduğu, Joby Harold ve Timothy Dowling’in daha sonra dahil olduğu; ancak sonrasında senaryonun tam anlamıyla Butterworth kardeşlere devredildiği bir süreç yaşanıyor. Yapılan taslağın üzerinden tekrar geçiyorlar. İlk etapta teklif Brad Pitt’e gidiyor; Pitt hem World War Z çekimleri nedeniyle hem de senaryoya sıcak bakmadığı için reddedince proje bir süre askıda kalıyor. Sonrasında Tom Cruise senaryoyu beğenip rolü kabul edince, arkadaş kontenjanıyla senarist ekibine Christopher McQuarrie de ekleniyor. McQuarrie tamamlanmış senaryonun üzerinden geçmiş; aslında en dürüst şekilde, Tom Cruise’un beğenmediği yerleri değiştirmiş diyebiliriz. Tabii buna, Tom Cruise’un karakterinden daha fazla ön planda olan Emily Blunt’ın karakterinin bir noktada hikâyenin merkezinden çıkarılması da dahil.
İncelemeden çok takıldığım bir olayı anlattım ama filmle ilgili ne söylenebilir ki? İyi aksiyon, iyi komedi ve yönetmenlikle seyir zevki yüksek bir filmdi. Arasak mantık hataları bulabiliriz, veya sonu neden böyle bitti diye eleştirebiliriz ama ne gerek var? Ya da ne bileyim, Amerika’da Normandiya Çıkarması’nın yıl dönümünde çıktığı için bambaşka yerlere de değinebilirdik; çok da sorgulamadan izledim diyelim. Kısacası, döngünün bokunu çıkartmadan aktarmayı başaran, aksiyonu göz yorar diye beklediğim ama aksine gayet akıcı ilerleyen, komedisini abartı bulmadığım ve hemen hepsinde tebessüm ettiğim; ama bilim kurgu kısmının da çok daha derin işlenebileceğini düşündüğüm eğlenceli bir filmdi Edge of Tomorrow.
2015 yılında duyurulup 2017 yılında adının bile resmi olarak açıklandığı Edge of Tomorrow’un devam filminden de bahsetmek istemiyorum, çünkü gelecek gibi durmuyor
7,73/10