Spoiler içeriyor
BULGAKOV VE USTA MARGARİTA'YA DAİR FAZLA DETAYLI ÇIKARIMLARIM :) Mihail Afanasyeviç Bulgakov, 1930 yıllarını ve İsa’nın çarmıha gerilmesini anlattığı romanı olan Usta ve Margarita adlı eseriyle bulunduğu dönemi aşmış, günümüz Rusya’sında hatırı sayılır bir saygıya ve üne kavuşmuştur. Ancak kendisinin…devamıBULGAKOV VE USTA MARGARİTA'YA DAİR FAZLA DETAYLI ÇIKARIMLARIM :)
Mihail Afanasyeviç Bulgakov, 1930 yıllarını ve İsa’nın çarmıha gerilmesini anlattığı romanı olan Usta ve Margarita adlı eseriyle bulunduğu dönemi aşmış, günümüz Rusya’sında hatırı sayılır bir saygıya ve üne kavuşmuştur. Ancak kendisinin kazanmış olduğu bu saygı o hayatta iken değil, ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Usta ve Margarita, büyülü gerçeçiklik ile kaleme alınan absürt bir romandır. Romanın içinde dikkat çeken iki zaman ve üslup vadır. Bütün bunları anlayabilmek ve romanı kavrayabilmek için dönemin şartlarını ve Bulgakov’un yaşamını bilmek önem arz etmektedir. Bu sebeple öncelikle Bulgakov’un yaşamına dair birkaç bilgi verip daha sonra bu yaşamın romana nasıl yansıdığını, hiciv ve eleştirilerinin odak noktası olan Sovyetler Birliği dönemini incelemek gerektiği düşüncesiyle bu incelemeyi yazmaya karar verdim.
Bulgakov’un Yaşamı
Mihail Afanasyeviç Bulgakov entelektüel ve kalabalık bir ailede, Kiev’de 15 Mayıs 1891’de, Çarlık Rusya’sında dünyaya gelmiştir. İki dedesi de papaz olan Bulgakov’un babası ilahiyat profesörü, annesi ise spor eğitmenidir. Çocukluğundan itibaren edebiyat ve tiyatroya yoğun ilgi gösteren Bulgakov, kendi yazdığı oyunları kardeşlerine rol vererek oynatmıştır. Bunun yanında Dostoyevski, Gogol, Puşkın, Dikens gibi yazarları okumuş ve onlardan etkilenmiştir. Tıp fakültesinde eğitim alan ve 1916 yılında özel takdir belgesi ile mezun olan Bulgakov’un doktorluk hayatı böbrek rahatsızlığı nedeniyle zorlu geçmiştir. Bu rahatsızlık dolayısıyla tıp diplomasını alamayan Bulgakov, diplomasını alabilmek için Kızıl Haç’a başvuruda bulunmuş; gönüllü görevlere çıkmış ve köylerde doktorluk yapmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında ve köylerde yaşadıklarını ‘’Genç Bir Doktorun Anıları’’ isimli kitabına aktarmıştır. Bu eser yazarın büyülü gerçekçiliği ve hiciv üslubunun dışında kalan bir anı kitabıdır. Doktorluk mesleğine bir türlü ısınamayan Bulgakov, yazmaya karşı derin bir tutku beslemektedir. Bu sebeple doktorluğu bırakır. Doktorluğu bırakması ve yazarlık hayatına atılması bizlere Çehov’u hatırlatır.
Bulgakov’un yazarlık hayatı da tıpkı doktorluk zamanlarındaki gibi sorunlarla karşılar kendisini. Çünkü Çarlık Rusya’sında dünyaya gelmiş olan yazarın yaşamı Sovyetler Birliğinde devam etmiş ve 1940 yılında henüz 49 yaşında iken böbrek yetmezliği sonucu Moskova’da ölmüştür. Stalin ve Sovyetler Birliği rejimine denk gelen ve yazdıklarıyla yönetimi ve rejimi eleştiren yazar, ölümüne denk sansüre uğrar. Eserleri yasaklanır, piyeslerini tiyatro sahnelerinde sergileyemez, bunun yanında eleştirmenler tarafından da burjuva olmakla suçlanır. Bulgakov’un eserlerinde komünist kahramanlara yer vermeyişi eleştirilerin hedefi haline gelişinin bir diğer nedenidir. Stalin, Bulgakov’un eserlerini okumak ve takip etmekle birlikte Beyaz Muhafız’ın hükümet tarafından tiyatroya uyarlanmış Turbin Günleri’ni 15 defa izlemiştir. Yazar Stalin’in ilgisini çekmiştir. Ancak eleştiri ve hicivleri yazarlık hayatına Stalin ve KGB’nin baskılarını beraberinde getirmiştir.Yazmaya karşı duyduğu derin tutkuyu yazar kendi sözleriyle şu şekilde açıklamıştır:
‘’Yazamamak, diri diri gömülmekle eşdeğer…'’
Mihail Bulgakov’un eserleri diktatör bir yönetici göz önünde bulundurulduğunda oldukça cesur eserlerdir. Bunun yanında eserlerindeki alegorik ve sembolik anlatımın sebebi dönem şartlarında açık açık eleştiri yapılmasının kati suretle güç ve hatta imkansız olmasından ötürüdür. Yine Bulgakov’un yaşamına dair yapılan araştırmalar neticesinde kendisinin de uçarı bir kişiliği olduğu aktarılmıştır. Dönemin açık açık eleştiriye kapalı olmasının yanında Bulgakov’un fıtratı kendine has olan üslubunu otaya çıkarmıştır. Bunun yanında I. Dünya Savaşı sırasında hekimlik yaparken dizanteriye karşı bir ilaç almak istemiş ancak vücudu bu ilaca karşı alerjik bir reaksiyon göstermiştir. Netice itibariyle bu ilacın yerine düzenli olarak morfin kullanmaya başlamıştır. Yazınlarındaki uçarılığın, fantastik öğelerin fazlalığı kimi araştırmacılar tarafından Bulgakov’un düzenli olarak morfin kullanmasına da bağlanmıştır.
Usta ve Margarita’nın Bulgakov’un Yaşamına Dair Söyledikleri
Bulgakov’un en önemli eserlerinden biri olan Usta ve Margarita, dönemin bütün kirli yanlarına, rejime, tiranlığa ve diktatörlüğe karşı yazılmış olan; evrensel sorularla okuyucusunu içine çeken ve fantastik anlatısıyla başka bir dünyaya götüren çok değerli bir sanat eseridir.
Eser içinde anlatılanlar ve bütün karakterler yazarın hayatında var olan kişilerin, karşısına çıkan unsurların absürt bir yansımadır. Dikkat çeken bir diğer unsur ise roman içinde iki farklı üslup, iki farklı zaman ve üç farklı hikaye olmasıdır. Bütün bu bambaşka zamanlarmış gibi gözüken ve birbirinden bağımsızmış gibi hissettirilen olaylar aslında birbirleriyle derinden ilişkilidir. Romanın ilk kısmında Moskova’yı anlatan yazar, karakterleri ve olaylarla büyülü gerçekçilikten faydalanırken; ikinci kısmında İsa ve çarmıha gerilişindeki tarihî gerçekçilikten yola çıkar. Romandaki karakterlerin bazıları simgeselken bazıları tarihte yaşamış kişilerdir ve aynı isimlerle kaleme alınır, İncil ile paralel bir anlatımı vardır.